Vaktim ve sabrım elverdiğince Ergenekon iddianamesini okudum.Meslektaşlarım ve gelişmeleri haber bültenleri ile gazetelerden takip eden arkadaşlarım bana ne düşünüyorsun diye sorduklarında, hep aynı cevabı veriyordum. ‘Bu işte bir tuhaflık var’
***
1,2 ve 3. dalga oprerasyonlarında çok sayıda kişi tutuklandı. Bazı meslektaşlar sordu; “Ne düşünüyorsun?” Cevap: Bu işte bir tuhaflık var. İddianamede ciddi çelişkiler ve eksikler var. Suç delillerinin gerçekliği kuşkulu. Bazı meslektaşlar: “Bırak Allah aşkına! Sen ya dosyayı incelememişsin yada hala eski Türkiye kafasındasın.” Derken peşinden yeni dalgalar ve yeni tutuklamalar. Bazı meslektaşlarım sordu; Ne düşünüyorsun? Cevap: Bu işte bir tuhaflık var. Bu subaylar yok yere tutuklandılar. Esas ve usulde ciddi ihlaller göze çarpıyor..Alakasız dosyalar aynı davada birleştirilmiş. İddianame gerçekçi değil. Delillerin doğruluğu şüpheli.Bazı meslektaşlar: “Asıl tuhaflık sende var. Yok yok!. Sen kesin Ergenekoncusun.”
***
14 Nisan 2009 da başlayan KCK operasyonları. Bazı meslektaşlarım sordu; Ne düşünüyorsun? Cevap: Bu işte bir tuhaflık var. Cemaat çözüm sürecine operasyon çekiyor. Ve bu cemaat hükümetinde başına bela olacak. Bürokrasi’de ciddi bir oligarşi oluşturmuşlar. Bazı meslektaşlar: Bırak şu 28 şubat ağızlarını.
***
6 mart 2011’de Ahmet Şık ve Nedim Şener tutuklandı. Bazı meslektaşlarım sordu; Ne düşünüyorsun? Cevap: Bu işte bayağı bayağı bir tuhaflık var. İddianame tam bir komedi. Suç isnatları ve deliler uydurma. Bazı meslektaşlar: “Saçmalama! Adamlar Gazetecilikten başka herşeyi yapmışlar.”
***
Yargıtay Ergenekon davasına ilişkin kararını verdi. Ve böyle bir terör örgütünün var olmadığına hükmetti. Son bir kaç gündür bizim mahallenin bazı yazarlarında garsona hesabı ödemeden tüymeye çalışan müşteri havaları seziyorum. Köşelerinde, yaptıkları haber ve yorumlarda fena kandırılmışız isyanları yükseliyor. Yahu bırakın Allahaşkına! Ergenekon diye bir örgüt yok belki ama, Ergenekonvari yapılanmalar, örgütler bal gibi de vardı. Gladyo, Derin Devlet, Susurluk,Jitem faaliyetleri neydi peki. Zirve yayın evi olayı, rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink’in katledilmesi. Ayrıca 28 Şubat postmodern darbesinin etkileri ve süreci Ak Parti iktidar’a geldiğinde de devam ediyordu. 27 nisan e muhtırayı, Cumhuriyet mitinglerini, 368 skandalını ne çabuk unuttunuz. Yani özetle Ergenekon bir uydurma ama bu ülke’de paralel yapı gibi devletin içinde gizlenmiş örgütlenmeler hep vardı. Evet Ergenekon bir uydurma ama bu ülke’de askeri vesayetler, darbeler ve muhtıralar hep vardı.
***
Ergenekon, paralel’in bir kumpas planıydı. Bir tuzaktı. Amaç orduyu dizayn etmekti. 2013 Eylül ayının bir cumartesi günü, şuan hayli popüler olan ve önemli bir televizyon kanalında başarılı bir program yürüten gazeteci dostumla Ergenekon davasını konuşurken, yine yukarıda verdiğim cevaplar üzerinden değerlendirmelerde bulunmuştum. Bunun arkasında CIA’in olduğunu, bazı önemli projeleri engellemek ve TSK içindeki milli ve anti emperyalist subayları tasviye etmek amacıyla içerdeki tetikçisi ile bu tezgahları işlettiğini söylemiştim. Oda çok saçma bulmuş, klişeler üzerinden konuştuğumu ve komplo teorisi ürettiğimi söylemiş ve şakayla karışık bana “Gerizekalısın sen!Ne alaka.” demişti. Bir dönem hepimiz Ergenekoncu, yada Ergenekoncu düşmanıydık. Peki şimdi hangimiz gerizekalıyız?