SİNEMA VE DİZİNİN KATİLİ FRAGMANLAR

Abone Ol

Artık fragmanlar merak ettirmiyor, sonucu söylüyor. Özellikle yerli dizilerde bölüm başlamadan bitmiş oluyor.

Eskiden fragmanlar bir ipucuydu. Şimdi itiraf. Bir filmin ya da dizinin fragmanını izlediğinde artık sadece “nasıl bir şey” olduğunu değil, “ne olacağını” da biliyorsun. Hikayenin kırılma noktası, büyük yüzleşme, hatta duygusal zirve… Hepsi iki dakikalık bir kolajın içine sıkıştırılıyor.

Sinema bunu yapıyor. Ama asıl mesele televizyon dizilerinde. Yerli dizilerde fragman artık bölümün özeti gibi çalışıyor. Hatta bazen daha fazlası. Bir karakterin ihaneti, birinin ölümü, beklenen kavuşma… Bölümde sürpriz olması gereken ne varsa, fragmanda açık açık gösteriliyor. Ve sonra izleyici oturup o bölümü izliyor. Ama aslında izlemiyor. Sadece fragmanda gördüğünü tamamlıyor.

Bu durum hikâye anlatımını kökten değiştiriyor. Senarist artık “seyirci neyi merak eder?” diye düşünmüyor; “fragmanda neyi gösterirsek izlenir?” diye düşünüyor. Çünkü reytingin ilk kapısı fragman. Yani hikaye, kendi ritmine göre değil, tanıtımın ihtiyacına göre şekilleniyor.

Bu yüzden dizilerde sahneler uzuyor, bakışmalar çoğalıyor, diyaloglar tekrar ediyor. Çünkü asıl olay zaten fragmanda verilmiş oluyor. Geriye sadece o ana kadar geçen süreyi doldurmak kalıyor. Bir anlamda bölüm, fragmanın etrafında dolaşıyor.

Daha tuhaf olan şey Seyircinin de buna alışması. Fragmanı izleyip “tamam, bu bölümde ne olacağını biliyorum” diyerek yine de ekran başına geçiyor. Çünkü artık izleme alışkanlığı değişti. Hikayeyi keşfetmek için değil, zaten bildiğini izlemek için bakıyor.

Bu durum sinema için de televizyon için de tehlikeli bir eşik. Çünkü merak duygusu ortadan kalktığında geriye sadece tekrar kalır. Hikaye artık keşfedilen bir yol değil, önceden bilinen bir güzergah haline geliyor. İzleyici şaşırmıyor, sadece onaylıyor. Peki sizce de hikaye yerine fragmanın uzatılmış halini izlemek gerçekten de çok yorucu ve sıkıcı olmaya başlamadı mı?