Mısır’daki darbe yönetimi, ülkede ilk kez halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren darbenin öncesinde ve sonrasında medya aracılığıyla yürüttüğü kirli propagandada Müslüman Kardeşler kadar Gazze’yi ve Filistin direnişini de hedef aldı.
Mısır ve Filistin halkları arasında ileride onarılması mümkün olmayan sorunlara yol açabileceğine aldırmadan Gazze Şeridi, İslami Direniş Hareketi (Hamas) ve askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları üyeleri hakkında yüzlerce asılsız haber yayınlandı.
Bu haberlerin bir kısmı masa başında uydurulurken bir kısmı da Mahmud Abbas başkanlığındaki Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik ve istihbarat birimlerinin Mısır medyasına servis ettiği asılsız haberlerdi.
Hamas sözcüleri, yayınlanan asılsız haberleri yalanlamaktan yoruldu, fakat Mısır medyası yalan haber yayınlamaktan yorulmadı.
Bu arada Mısır yargısı da devreye girerek, Hamas’ı ve askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nı “terör örgütü” ilan etti.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukayı daha da ağırlaştırmak için Gazze halkının nefes boruları sayılan tünelleri yıkan ve Rafah Kapısı’nı istisnai durumlar dışında sürekli kapalı tutan darbe yönetimi Filistin direnişine adeta savaş açmıştı.
Fakat Filistinli kadın yazar Lema Khatır’ın da dediği gibi, Mısır’daki tağutlardan her türlü azgınlık bekleniyordu ama yıllardır İsrail zindanlarında tutulan Filistinli bir esire ve yıllar önce İsrail ordusunun saldırısında hayatını kaybeden Filistinli bir şehide idam cezası verecek kadar ileriye gitmesi doğrusu beklenmiyordu.
İsrail’de 19 yıldır cezaevinde bulunan müebbet hapis mahkumu Filistinli esir Hasan Selame, Mısır mahkemesinin “devrim sırasında cezaevi baskınına karıştığı için” hakkında idam cezası verdiklerinden biri.
Selame, cezaevinden gönderdiği mesajda, mahkemenin kararıyla dalga geçerek, “Mısır’a teşekkür ediyorum. İdam kararı vererek işgalcilerden daha merhametli olduğunu gösterdi. İşgalciler hakkımda idam kararı vermeyi reddederek beni müebbet hapse ve ölünceye kadar işkenceye mahkum etti” dedi.
25 Ocak 2011’deki devrimden üç yıl önce şehit olan bir Filistinliyi devrim sırasında cezaevi baskınına karışmakla suçlayan ve idama mahkum eden bir yargının kararları ciddiye alınarak yorumlanabilir mi?
Abdülfettah El Sisi liderliğindeki darbe yönetiminden en çok İsrail’in memnun olduğunu söylemeye gerek yok.
Bu nedenle İsrailli liderler “Yahudi halkına gönderilmiş bir mucize” olarak gördükleri Mısır’daki darbe yönetiminin ne pahasına olursa olsun desteklenmesi çağrısında bulunuyor.
Çünkü Mursi’nin devrilmesinden bu yana Mısır, İsraillilerin dahi beklemediği ölçüde Filistin düşmanlığı yapıyor.
İşin en kötüsü aynı Mısır, Filistinle ilgili birçok dosyada arabulucu rolünde.
Kahire’deki mevcut yönetimin uzlaşı, ateşkes ve esir takası gibi konularda artık arabuluculuk yapamayacağı sağda-solda dillendirilse de Filistinliler, coğrafyanın dayattığı zorunluluk nedeniyle Mısır’a “Tarafsızlığını yitirdin, bu nedenle arabuluculuğunu kabul etmiyoruz” diyemiyor.
Fakat darbe yönetimi tavrını değiştirmezse Filistin tarafının bu gerçeği resmi olarak dile getirmesi ve bir başka arabulucu araması kaçınılmaz olacaktır.