Siyonist akıl dünyanın umudunu çalıyor!

Abone Ol

Siyonist akıl cadı kazanını kaynatmaya başladı.

Rusya-Ukrayna savaşıyla başlattıkları yıkım bugün bir başka boyut kazandı.

İsrail-Filistin özelinde savaşın yıkıcı ateşini tüm dünyaya yaymak istiyorlar

Bir taşla onlarca kuş vurmanın hesapları var masalarında.

İnsanların gıdaya ulaşmasını engelleyerek kurmaya başladıkları dijital kölelik rejimini taçlandırmak istiyorlar.

Türkiye’nin çabalarıyla oluşturulan tahıl koridoru, yaşanabilecek bir gıda felaketinin şimdilik ertelemesini sağladı.

Kaldı ki savaş ateşini körükleyen Batı ülkeleri, fakir ülkelere gitmesi gereken hububatları da çaldılar.

Bunu nereden mi biliyoruz?

Bizzat Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından öğreniyoruz.

Tıpkı pandemi döneminde fakir ülkelere gitmesi gereken test kitlerini ve maskeleri havalimanlarından çaldıkları gibi.

Tıpkı Filistin topraklarını gasbedip “İsrailli yerleşimci” tabirini dünyaya yutturdukları gibi.

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan İsrail’in barbarlık ve hırsızlıklarını yüzlerine çarpmış, İsrailli yerleşimci tabirinin kocaman bir yalan olduğunu ifade etmişti. Sayın Fidan’ın bu çıkışı, yeni bir bilinçlenmenin de fitilini ateşlemiş oldu.

Yaşlı, çocuk, kadın, engelli, doktor, hemşire, itfaiyeci ayırmaksızın savunmasız ve sivil insanları katleden, devlet terörünün en acımasız yüzünü gösteren siyonistler, korkudan tir tir titreyen çocukları dünyaya terörist diye ilan etmekten çekinmiyorlar.

Kimden çekinecekler ki!

Katil Netanyahu çağın Hitler’i de ona destek verenler sütten çıkmış ak kaşık mı?

Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Kanada, Japonya… Bu ülkelerin hepsi katliama ortaktır. Bu soykırımdan bu ülkeler de sorumlu tutulmalıdır.

Trajediye bakar mısınız; katil de onlar, hâkim de onlar, savcı da onlar. Gazze Şeridi’ne gönderilecek insani yardım faaliyetlerine engel olmayacaklarmış!

 

Türkiye’nin öncülüğünde, Malezya, Pakistan ve bazı Latin Amerika ülkeleri kalıcı barış için gayret gösteriyor. Bunun haricinde tüm dünya acınası kınamalarla çocukların parçalanmasını seyrediyor.

Ya Arap coğrafyasındaki devletçiklerin yöneticileri!

Durumları gerçekten içler acısı, utanılası bir durumla karşı karşıyalar.

Siyonist katiller El Ehli Hastanesini yerle bir etti, yüzlerce sivili katletti.

Peki kaç Körfez ülkesi yas ilan etti dersiniz?

Bu soykırımı “saldırı” olarak yorumlayan ve timsah gözyaşlarıyla geçiştiren özellikle Körfez ülkeleri, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth vefat ettiğinde “millî yas” ilan etmek için sıraya girmişlerdi.

Ne hazindir ki uğruna yas ilan ettikleri ülkenin mevcut başbakanı, şartsız ve şüphesiz olarak siyonist İsrail terör devletinin yanında olduğunu ilan etti.

Öncelikle kimin, kimlerle iş tuttuğunu anlayarak işe başlamak gerekiyor.

Sonrasında ise en yüksek tonla zulme karşı haykırma zamanıdır.

Diplomatik nezaket gereği sessiz kalanlar, aşından işinden korkup sesi kısılanlar; unutmayın ki bu ateş bir gün gelip sizi de bulur.

Müslümanların “kara listesinde yer alması gereken” siyonist markaların sponsorluğunda gerçekleşecek konser vb. etkinliklerden “menedilme” korkusuyla siyonistlerin sözcülüğüne soyunanlar; ama ile, lakin ile, fakat ile söze başlayıp havanda su dövenler…

Bugün, net tavır alma günüdür.

Bugün, zalimlere karşı mazlumun yanında olma günüdür.

“Aş taştı mı kepçenin pahası sorulmaz” diye bir söz vardır Anadolu medeniyetinde.

Beyler, bayanlar gözlerimizin önünde insanlık katlediliyor, yaşama umudumuz çalınıyor.

Hâlâ anlayamadınız mı?

Türkiye’de güçlü bir satın almama boykotu uygulamakla ve bunu tabana yaymakla mükellefiz.

İslami, insani, vicdani olarak eğer bir duruş sergilemek isterseniz; işe boykotla başlayabilirsiniz.

Evet, satın almama gücümüzü kullanarak bu katliamın durdurulmasına omuz verebiliriz.

Perakendecilerimiz, restoranlarımız, lokantalarımız, STK’larımız, medyamız, yerli ve millî olduğunu düşünen ve bu zulme rıza göstermeyen herkes boykota katılmalı.

Kudüs davası ve Gazzeli çocukların hayatları, ballı reklam kuşaklarına ve bedava içecek kotasına kurban edilmemeli.

Unutmayın!

Biz insanlar, bir gün her şeyden hesaba çekileceğiz.

Sevgimizden, nefretimizden, durduğumuz yerden, varlığımızdan, yokluğumuzdan, yediğimizden, yemediğimizden, satın aldığımızdan, almadığımızdan, tercihlerimizden…

Hesap gününde alnı ak ve başı dik durmak istiyorsanız, vicdanınızın sesine kulak verin.

Satın almayın!