Gazze ve Ortadoğu’da bu kadar çok çocuk katledilirken, insan katledilirken kalemim başka bir şeyler yazmaya direndi, yanaşmadı.
Her şeyi bir kenara bırakıp tek yürek ve tek ağız olarak, tüm dünya insanları olarak aynı şeyi şimdi haykırmazsak yaşayacak bir yarınımız olmayacak. Çünkü yarının haykıracak büyükleri daha çocukken, gençken katlediliyor.
UNRWA Genel Komiser Philippe Lazzarini, ”Bu savaş çocuklara karşı bir savaş. Çocukluklarına ve geleceklerine karşı bir savaş" dedi. Gazze'deki sağlık otoritesinin son dört ayda en az 12 bin 300 gencin öldüğünü ve bu rakamın 2019-2022 yılları arasında dünya genelinde 12 bin 193 olduğunu gösteren son verilerini "sarsıcı" olarak nitelendirdi.
Çocuk ne demek?
Gelecek demek, çocuk demek, geleceğin her şeyi demek. Ne kadar çocuk zarar görüp, ne kadarı yok edilirse o ülkenin geleceği de o kadar kararıp yok olur.
Son yıllarda, dahası son günlerde ülkemdeki çocuk ve gençliğin dijital dünya ve başka argümanlarla kirletilip, başkalaştırılıp, zarar veren insanlara dönüştürülüp, yani lafın özü gençliğin yok edilmesine yönelik ne varsa devreye sokulduğu süreçlerdeyiz.
Başta Gazze olmak üzere, savaşın gölgesine mahkûm edilmiş birçok bölgede binlerce çocuk hayatını kaybetti. Henüz oyun oynaması gereken yaşta, hayal kurmayı yeni öğrenmişken, “gelecek” kelimesinin ne demek olduğunu bile tam kavrayamamışken… Susturuluyor çocuklar. Yok ediliyor.
Ağızlarını açtıklarında güvenlik, sınır, ideoloji, tarih zart, zurt bir sürü mazeret sıralıyor geleceği yok eden ucubeler kendilerine kılıf uydurmak için. Hiçbir gerekçe, toprağa düşen bir çocuğun bedenini açıklayamaz. Hiçbir strateji, bir annenin kucağındaki cansız bedenin ağırlığını hafifletemez. Ve hiçbir siyasi söylem, bir çocuğun gözlerindeki korkuyu meşrulaştıramaz.
Ve daha vahim olanı da dünya bu görüntülere alışıyor! Bir çocuğun cansız bedeni artık bir haber akışı kadar sıradanlaşmış durumda.
Geldiğimiz nokta, birkaç saniye üzülüp hayatımıza devam ediyoruz. Çocukların öldürülmesi kadar büyük olan bir başka sorun, çocukların böylesi hedef haline geldiği bir dünyanın normalleşmesi.
Okulların vurulduğu, hastanelerin bombalandığı, oyun parklarının savaş alanına döndüğü bir çağdayız. Bu artık sadece savaş değil, geleceğin yok edilmesidir. Çünkü çocuklar sadece bugünün masumları değil, yarının ihtimalleridir.
Bir çocuğu öldürerek geleceği yok ediyorlar! Gelecekteki bir öğretmeni, bir doktoru, bir sanatçıyı, bir umudu, bir ihtimali yok ediyorlar. Neden öldürüyorsunuz günahsız çocukları? Sorusuna verilecek hiçbir cevap vicdanın önünde ayakta kalamaz.
Çocuklar ölüyor, yarınlarımız yok ediliyor. Ama toplumların gücü bunu durdurmaya yetmiyorsa tüm sözlerin bittiği yerdeyiz demek ki! Demek ki mesele toplumların özgürlüğü ve yaşaması değil, mesele dünyayı yöneten kan emicilerin insanlık karşısında galip gelmesi. Milyarlarca insanın 8-10 kan emiciye mağlup olma acizliği mesele.
Daha nasıl bir savaş olmasını bekliyoruz ki? Çocuklarımızın, yarınlarımızın yok edilmesinden daha büyük bir başka savaş yok! En büyüğü bu…
Önümüze dayatılan başka başka gündemlere dalıp, bu savaşa sıradan ve normalmiş gibi davranmak ancak yok oluşumuzu hızlandırır… Bırakın sosyal medyalarınızdan “ne yedik, bugün ne giyelim, kime ne gösterelim” paylaşımlarını. Katledilen yarınlarımıza hep bir ağızdan tepki mesajları haykıralım…
Hem de en acilinden!..
*
En acilen ülkemizdeki yarına yönelik en güçlü öngörü ile atılan adımların kıymetini bilmeliyiz.
Düşünsene; biz tam da olması gereken zamanda Savunma Sanayi’nde böylesi hamleler yapmış olmasaydık, TSK’ da ve ülke güvenliği konusunda böylesi güçlü olmasaydık! Fırsat kollayan , asıl emellerinin bize saldırmak, topraklarımızı ele geçirmek olan Netanyahu denilen iblis’in bize saldırdığını düşünsene!
Tıpkı Gazze’deki insanları, çocukları katlettiği gibi insanımızın, çocuğumuzun katledildiğini!
Düşünsene; birde bizim onlara karşılık verecek güç ve dirayetimizin olmadığını, çaresiz kaldığımızı!
Düşün!
Düşünmesi bile çok ürkütücü olan şeyi yaşıyor Ortadoğu’da çoluk, çocuk yıllardır. Bunları düşününce ancak anlayabilir insan ülkemizde yapılan hamlelerin kıymetini…
“Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir- Aliya İzzetbegoviç”