Sözde eleştiri, özde işbirliği

Abone Ol

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kahire’de Mısır cuntası lideri Abdülfettah Es-Sisi’yle gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında insan haklarının önemine dikkat çekti.

Macron, ziyaret öncesi Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada da Kahire yönetimini eleştirmiş ve “Mısır’da insan hakları, Hüsnü Mübarek döneminden daha kötü” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı’nın ziyaret öncesi yaptığı bu itiraf üzerine “Mısır’da insan hakları daha kötüye gitmişse bunun bir numaralı sorumlusuyla neden işbirliği yapıyorsunuz?” şeklinde bir soruyla karşılaşması kaçınılmazdı.

Macron, “tüm yardımlaşmaları durdurmanın Mısır’ı Rusya ve diğer ülkelere yakınlaştıracağını” söyleyerek o soruya önceden cevap vermeye ve eleştiri oklarına karşı kendisini koruyacak bir kalkan oluşturmaya çalıştı.

Abdülfettah Es-Sisi için Macron’un insan hakları konusundaki eleştirilerinin herhangi bir önemi yok.

Onun için önemli olan Fransız Cumhurbaşkanı’nın yönetimine verdiği destek ve yapılan anlaşmalar.

“Mısır’ın Rusya’yla yakınlaşmasını engelleme” bahanesi de oldukça ucuz.

Amerika ve Avrupa darbeye açıkça destek vermeseydi Mısır’da hem insan hakları ve demokrasi Mübarek döneminden daha iyi bir durumda olurdu hem de “Rusya’yla yakınlaşma” türünden endişeler yaşanmazdı.

Mısır’da insan hakları Mübarek döneminden daha kötüyse bunun sorumlularından biri de Fransa gibi ikiyüzlü Avrupa ülkeleridir.

Macron’la görüşmesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında Abdülfettah Es-Sisi’den yine aynı nakaratları duyduk.

Darbeci generalin insan haklarıyla ilgili soru soran Fransız gazeteciye verdiği cevap, kesinlikle bir devlet başkanına yakışmayacak nitelikteydi.

Cunta lideri, Mısır’ın Avrupa kıtasında değil çalkantılı bir bölgede yer aldığını söyleyerek, insan hakları ihlallerine kılıf bulmaya çalıştı.

Gazeteciye, “Mısır’da her yıl bir milyon kişi üniversite mezunu oluyor. Ben onlara nereden iş bulayım? Her yıl dünyaya gelen 2,5 milyon çocuğa ne yapayım?” diye sordu.

Oysa bu sorulara cevap vermesi gereken Fransız gazeteci değil Abdülfettah Es-Sisi’nin kendisi.

Çünkü ülkeyi yöneten o.

Emrindeki onca insana rağmen hâlâ ne yapacağını bilmiyorsa ve sorunlara çözüm getirecek projeleri yoksa o makamı işgal etmemesi gerekiyor.

Mısır cuntası lideri, basın toplantısında trajikomik bir şey daha söyledi.

Halkın oylarıyla seçildiğini ve halk istediği için cumhurbaşkanı olduğunu, halkın kendisini istememesi halinde görevi bırakacağını öne sürdü.

Abdülfettah Es-Sisi’nin bu sözlerini işiten ve Mısır’daki seçim tiyatrosundan haberi olmayan biri, darbeci generalin gayet demokratik ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilen seçimde halkın oylarının yarıdan fazlasını aldığını sanır.

Amerika ve Fransa gibi ülkelerin tavrına, dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmelere bakınca üzülerek şunu söyleyebiliriz:

Kanunsuzluğun ve yüzsüzlüğün zirve yapacağı bir sürecin içindeyiz.

Bu süreçte Avrupa kriterleri, demokrasi ve insan hakları, uluslararası hukuk ve anlaşmalar vesaire yok.

Bilakis her türlü despotluk, dalavere ve oldubitti, ilkeli davranıyor gibi görünüp ilkesizliğin dibini bulmak var.

Türkiye olarak bu süreçten zarar görmemek için güçlü ve uyanık olmaktan başka çaremiz yok.