Srebrenitsa’dan günümüze…

Abone Ol

11 Temmuz’da Srebrenitsa’da yaşanan soykırımın 20. yıldönümü anma törenleri gerçekleştirilecek. Türkiye’den de başta Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu olmak üzere çok sayıda Bosna gönüllüsü bu törenlere katılacak. Soykırımın üzerinden 20 yıl geçti, ancak acıları henüz dinmedi, yaraları ise kapanmadı. Srebrenitsa soykırımına giden süreç şöyle yaşandı:

Bosna’da kanlı savaşın başladığı 1992 yılında kendilerini savunacak silahları olmayan Boşnaklar, gün geçtikçe toparlandılar ve kısa sürede bitirileceği düşünülen savaşın süresini uzatmayı başardılar. Savaşın sonlarına doğru, yaklaşık 150 bin askerden oluşan düzenli bir orduya kavuşan Boşnaklar, başlarında büyük devlet adamı ve başkomutanları Aliya İzzetbegoviç’le hem vatanlarını savunuyor hem de dünyaya insanlık dersi veriyordu. Aliya, bu durumu da şu sözleriyle özetliyordu: “Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına…”

Bosna’da yaklaşık 3 yıl devam eden savaşta artık şartlar Boşnaklar’ın lehine değişmişti. Birçok cephede Boşnaklar, Sırplar’a karşı zafer elde ediyordu. Psikolojik üstünlük artık Boşnakların eline geçmişti. Avrupa ve ABD o dönemde artık Bosna savaşının bitmesi gerektiğine kanaat getirmiş ve barış görüşmeleri için Amerikalı diplomat Richard Holbrooke devreye girmişti. Sırplar işte tam da şartların aleyhlerine olduğu, cephelerde kaybetmeye başladıkları bir süreçte, Bosna-Hersek’in doğusunda bulunan ve Türkçe’de ismi “Gümüşhane” olan Srebrenitsa’yı gözlerine kestirmişti.

BM tarafından güvenli bölge ilan edilen, Hollandalı askerlerin bulunduğu Srebrenitsa kenti, 11 Temmuz 1995 tarihinde, Ratko Mladiç öncülüğünde Sırp birliklerince işgal edildi. Bosnalı Sırplar 5 gün içinde 14 yaş üstü 8 bin 372 Müslümanı hunharca katletti. Boşnak aileleri erkeksiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bu soykırım, Avrupa’nın ve BM’nin tarihine bir kara leke olarak geçti. Srebrenitsa’yı işgal eden Sırp birliklerinin başındaki Ratko Mladiç’in, Srebrenitsa’yı işgali sırasında sarf ettiği sözleri ise hiç unutulmadı. Çünkü Mladiç o gün çevresinde toplanan askerlerine aynen şöyle sesleniyordu: “Bu şehri Sırp milletine armağan ediyoruz. Türklerden intikam alma zamanı geldi…”

Bugün soykırımı gerçekleştirenler hak ettiği cezayı almadıkları gibi, bugün çoğunluğu devlet kadrolarında çalışıyor, ellerini kollarını sallaya sallaya gezmeye devam ediyor. Srebrenitsa bir sembol oldu, ancak üzerinden geçen 20 yıllık sürede İslam coğrafyasının birçok yerinde soykırımlar gerçekleştirildi ve gerçekleştirilmeye devam ediyor. Ortaokul yıllarımızda Afganistan’daki cihat için ardından Karabağ için dua ederdik, lise ve üniversite yıllarımız ise Bosna ve Çeçenistan savaşının acı hatıralarıyla geçti. Şimdi ise İslam dünyasının dört bir yanını ateş sarmış. Hangi birisi için gözyaşı dökeceğimizi bilmiyoruz. Her taraf kan gölüne çevrildi, mezhepler arasına fitne sokuldu. 100 yıl önce yaşananlardan hiç ders alınmamışçasına birbirimizin kanını döküyoruz.

Eskiden düşmanla savaşmak çok daha kolaydı. Ancak şimdi kim düşman kim değil bilmiyoruz. Ancak şunu çok iyi biliyoruz, her taşın altından bir İngiliz oyunu olduğunu biliyoruz. İnşallah bu karanlık günler en kısa sürede geçer ve kendi coğrafyamızda huzur içinde yaşarız.