SUÇA VE SUÇLUYA KARŞI KARARLI MÜCADELE

Abone Ol

20 yıllık bir avukat olarak, Türkiye'de hukukun adil şekilde toplumun her kesiminde, her konuda böylesine uygulandığı bir dönemin hiç yaşanmadığını ifade etmeliyim.

Akın Gürlek önderliğinde ortaya konan Adalet Yüzyılı ve Yeni Adalet Doktrini, 80 milyon vatandaşın her birini güvende hissettiriyor.

Suça ve suçluya karşı çok kararlı bir mücadele var.

Suçla mücadelede yalnızca suçu işleyen kişiyi yakalamak yeterli değildir. Asıl kalıcı sonuç, suçu mümkün kılan sistemi, finansman kaynaklarını ve ekonomik altyapıyı ortaya çıkarıp etkisiz hâle getirebilmekle alınır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik yürütülen son soruşturma, tam da bu anlayışın önemli bir örneğini ortaya koyuyor.

Soruşturmanın boyutunu gösteren rakamlar dikkat çekici: 345 yasa dışı bahis sitesi, 110 farklı ödeme yöntemi, finansal aracılık amacıyla kullanıldığı belirlenen 1.200 IBAN ve yasa dışı bahis ya da bağlantılı yönlendirmelerde kullanıldığı değerlendirilen yaklaşık 98 bin internet sitesi…

Bu tablo, yasa dışı bahsin artık birkaç internet sitesi üzerinden yürütülen münferit bir suç faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceğini açık biçimde gösteriyor. Karşımızda dijital altyapısı, ödeme sistemleri, banka hesapları ve para transfer mekanizmaları bulunan büyük bir suç ekonomisi var.

Bu nedenle mücadelenin de aynı ölçüde kapsamlı yürütülmesi gerekiyor.

Paranın izini sürmek

Son operasyonun en önemli taraflarından biri tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Soruşturma makamları yalnızca yasa dışı bahis sitelerini tespit etmekle yetinmedi. Kullanıcıların bu sistemlere hangi yöntemlerle para aktardığı, hangi hesapların kullanıldığı ve suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin finansal sistem içerisindeki hareketliliği de incelemeye alındı.

Sonuçta 1.048 gerçek ve tüzel kişiye ait toplam 1.200 IBAN numaralı hesaba el konuldu ve ilgililer hakkında 7258 sayılı Kanuna muhalefet ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları kapsamında soruşturma başlatıldı.

Suç örgütleri açısından belki de en caydırıcı mücadele yöntemlerinden biri budur: Paranın izini sürmek ve suçun ekonomik damarlarını kesmek.

Çünkü yasa dışı bahis, dolandırıcılık, kara para aklama ve benzeri organize suç faaliyetlerinin sürdürülebilirliği nihayetinde finansmana bağlıdır. Suçtan elde edilen gelir rahatlıkla dolaşıma sokulabiliyor, farklı hesaplar arasında aktarılabiliyor ve yeniden suç faaliyetlerinin finansmanında kullanılabiliyorsa yalnızca failleri yakalamak suç düzenini tamamen ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.

Bu nedenle modern suçla mücadelede “suçluyu yakalamak” kadar “suç gelirine ulaşmak” da önemlidir.

Dijital alan suçlular için dokunulmaz değildir

Operasyonun ikinci önemli boyutu ise dijital altyapıya yönelik müdahaledir.

Yaklaşık 98 bin internet sitesi hakkında erişimin engellenmesine yönelik kararların alınması, yasa dışı bahisle mücadelede yalnızca görünen birkaç adresin değil, kullanıcıları bu sistemlere taşıyan geniş yönlendirme ağının da hedef alındığını gösteriyor.

İnternetin sunduğu hız, anonimlik ve sınırları aşabilme imkânları suç örgütleri tarafından uzun süredir istismar ediliyor. Ancak dijital dünyanın büyümesi, hukukun bu alandan çekilmesi anlamına gelmez.

Tam tersine, suç yöntemleri teknolojiyle değişiyorsa devletin mücadele kapasitesi de teknolojiyle birlikte gelişmek zorundadır.

Zamanlaması da önemli

Çalışmanın 5 Eylül'deki Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşmasının hemen öncesindeki yoğun para hareketliliğine odaklanması ayrıca dikkat çekici.

Büyük spor karşılaşmalarının yasa dışı bahis sistemlerinde para trafiğinin arttığı dönemlerden olduğu değerlendirilerek operasyonun bu yoğunluğa göre planlanması, suç gerçekleştikten sonra ortaya çıkan sonuçlarla mücadele etmek yerine suç mekanizmasının çalışma biçimini analiz eden proaktif bir yaklaşımı ortaya koyuyor.

Suç örgütlerinin ne zaman, nerede ve hangi yöntemlerle hareket ettiğini öngörebilen bir güvenlik ve adalet mekanizması, mücadelede her zaman birkaç adım önde olacaktır.

Mücadele yalnızca yasa dışı bahisle sınırlı kalmamalı

Yasa dışı bahis yalnızca mücadele edilen suç alanlarından biridir. Dolandırıcılıktan uyuşturucu ticaretine, suç gelirlerinin aklanmasından siber suçlara kadar ekonomik ve toplumsal düzeni hedef alan bütün yasa dışı yapılanmalarda aynı kararlılık güçlü şekilde gösteriliyor.

Çünkü suç türleri farklı görünse de organize suç yapılarının ortak noktalarından biri ekonomik güç elde etme arzusudur.

Bu nedenle suçun finansman kaynaklarının tespit edilmesi, malvarlıklarının izlenmesi, dijital ağların ortaya çıkarılması ve suç gelirlerinin meşru ekonomik sisteme sokulmasının engellenmesi mücadelede kritik öneme sahiptir.

Burada savcılıkların, kolluk kuvvetlerinin, mali kurumların, bankaların ve ilgili kamu kuruluşlarının koordinasyonu belirleyici olacaktır.

Suçtan kazanç sağlanamayacağı gösterilmeli

Devletin vermesi gereken en güçlü mesajlardan biri son derece açıktır:

Türkiye'de suç kazanç kapısı hâline getirilemez.

Yasa dışı yöntemlerle elde edilen ekonomik gücün dokunulmaz olmadığı, suçtan elde edilen kazancın takip edileceği ve gerektiğinde bu yapılara finansal ve dijital olarak müdahale edileceği kararlılıkla gösteriliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen son soruşturma bu açıdan önemlidir.

345 yasa dışı bahis sitesinden 1.200 banka hesabına, 110 ödeme yönteminden yaklaşık 98 bin internet sitesine uzanan tablo, mücadelenin ne kadar geniş bir alanı kapsadığını gösterirken aynı zamanda devlet kurumlarının bu yeni nesil suç ekonomisini çözümleme kapasitesini de ortaya koymaktadır.

Suç yöntemleri değişebilir. Teknoloji gelişebilir. Para transferleri saniyeler içerisinde gerçekleştirilebilir.

Ancak değişmemesi gereken temel ilke şudur:

Hukukun üstünlüğünü, vatandaşın güvenliğini ve ülkenin ekonomik düzenini hedef alan hiçbir yasa dışı yapı karşılıksız bırakılmamalıdır.

Bu nedenle yasa dışı bahis başta olmak üzere suçtan beslenen bütün yapılara karşı hukuk çerçevesinde yürütülen etkin, koordineli ve kararlı operasyonların devam etmesi yalnızca bir güvenlik meselesi değil; toplumun devlete ve adalete duyduğu güvenin korunması açısından da büyük önem taşımaktadır.