SÜLEYMANLILAR DİKKAT: SÜLEYMANCILAR BORSASI!

Abone Ol

Süleymanlılar göğe el sallar iken, gazeteler tellal iken, ben klavyemin tuşlarına tıngır mıngır basar iken…

Bir de ne göreyim?

Daha operasyonlar başlar başlamaz leş kuşları çoktan üşüşmüş… Çakallar çoktan olay mahalline çökmüş… Sırtlanlar CIA’k, CIA’k etrafta koşuşuyor…

Doğada kan kokusu, leş kokusu neyse, bunlarda da para kokusu, operasyon kokusu o çünkü…

FETÖ ile mücadelede biz kelle koltukta vuruşurken, Diyarbakır ağzıyla bizim mahle “kaleme tedbir koy” diye ensemizde boza pişirirken, F Tipi polis baskınları, karakollar, zorla ifadeye götürülmeler, kulaklarımızda Dengbej sesleri çınlarken, birileri çoktan FETÖ borsası kurmuş, zenginliğine zenginlik katıyordu.

Gaziantep’te D…. Otelin son katı, O….. Pastanesi’nin 2. Katı… Bir kısım “çakal” gazeteci, FETÖ borsası kurdu.

Üniversite’ler, en ballısı müteahhitler, şirketler…

FETÖ Borsası, tepelerine üşüştü…

Önce hedef sermayenin kulağına “Hakkında Fetullahçı örgüte mensup deniyor” diye haber uçuruluyordu. Yani “Çakallar” fitili ateşliyordu… O kişi yani “av” kıvranıyor, debeleniyor, kimseye soramıyor, kimseden bilgi alamıyordu tabii… Her yer kör karanlık…

Bu arada “çakal”, sosyal medyasından bol bol Reis’le, bakanlarla fotoğraflarını yayımlıyordu. “Av” aynen şöyle düşünüyordu haliyle: “Ben bunu hafife almışım! Bak o kadar etkin ki Reis’le, bakanlarla görüşüyor!”

“Av” düşünüp taşınıyor, el mecbur ezile büzüle söz konusu şahsın ocağına düşüyordu… Bu kez “Çakal” telefonları açmıyordu tabii, kapı duvar…

Bu sayede “avı” kışkırtıyor, daha çok paniğe kapılmasını sağlıyordu. “Av” kıvama gelince ne oluyordu peki?

“Av” yani sermaye sahibi, kendi ayaklarıyla tıpış tıpış çakalın kapısına geliyordu... Bir dilenci edasıyla avuç açar gibi yalvara yakara hem de…

“Av” bu süre zarfında, psikolojik olarak o kadar dehşete kapılmıştır ki değil malını, canını verebilecek halde…

İşte o noktada pazarlık masasına oturuluyordu. Burada çakalın hakkını teslim etmek lazım… “Av’ın tüm hesapları didik didik ediliyordu. Yani Çakal, “av” konusunda dersine iyi çalışıyordu…

Sonra “çakal”, kanlı dişlerini “avın” şah damarına geçiriyordu. Villa, ev, arsa, nakit, altın… Miktar belirleniyordu… Bundan sonra “av” artık, gelip gidip kan emecek bir kurban haline geliyordu.

Çakal, Fetö’nün önde gidenidir hakikatte. Şahıs hakkında şantaj, montaj yapacak ne kadar mühimmat varsa, FETÖ’den elde ediyordu. Hakimleri, savcıları alenen tehdit ediyor, istediği kişiye soruşturma açtırtıyor, istediği kararı aldırtıyordu.

(Burada ünlü bürokratların yakınlarına açtığı hukuk bürolarının da FETÖ Borsası çiftliği olduğunun altını çizmek lazım…)

Eh kazancını “yiyici” üst düzey bürokratlara da irili ufaklı dağıtınca sistem mükemmel işliyordu.

Asıl trajikomik olan, hakikatte ortada “av” yani sermaye sahibi hakkında açılmış tek bir dava, soruşturma dosyası yoktu.

“Av” bunun farkına vardığında artık çok geçtir çünkü çoktan “kuyruğu” çakalın dişleri arasına sıkışmıştır!

“Gel şahitlik et” dersin, korkar… “CİMER’e yaz” dersin, korkar… Korku içine işlemiştir bir kere…

Kaybettiği parayı bile geri almak istemez. Sadece kurtulmak ister! Kuyruğunu, bu çakalın kanlı dişleri arasından kurtarmak!

Bu arada “Çakal”, bir yandan avının etini çiğnerken, diğer yandan da “FETÖ borsası kuruyorlar” diye bağırır. Yahudi tıynetlidir. Hem yer hem ağlar, hem parçalar hem ağlar…

SÜLEYMANCILAR BORSASI!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kez Süleymanlılar içerisindeki terör yapılanmasına, Paralel Devlet Yapılanması’na operasyon başlattı!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, filozof MİB Başkanı İbrahim Kalın… Koordineli ve kararlılar… Bu terör örgütünün de başı ezilecek!

Ama Bismillah operasyon başlar başlamaz, leş kuşları, çakallar, sırtlanlar… Süleymancıların tepesine üşüştü! (İçeri alınmayanlardan söz ediyorum çünkü FETÖ Borsası’ndan şimdi içeride olanlar var…)

Yine bir “av” başlamış oldu… Yine “çakallar” için el değmemiş sermayeler…

PENCERESİZ KALDIM ANNE…

Sümüklü, bana yüzlerce dava açsa da çok heyecanlıydım. Doğru yerde duruyordum. Kıymet verdiğim dava arkadaşlarımı asla yalnız bırakmadım. “Kim var” denildiği her yerde sağıma soluma bakmadan “ben varım” dedim ve belaya atladım. Yara aldım… Zorlandım… Kan kustum… Mecaz değil, gerçekten kan kustum…

Rahmetli annem, trafik kazası sonrası elinde bastonuyla savrula savrula yürüdüğü halde, tüm ısrarlarıma rağmen evde oturmaz benimle karakola gelirdi.

Şimdi annem öldü. Ahmet Kaya’nın “Penceresiz kaldım anne” şarkısını daha derinden hissediyorum.

Lakin…

Son kurşunu da bu alçaklara sıkacağımdan kimsenin kuşkusu olmasın!

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a…

Sinsilik hiç bana göre değil… Buradan yazacağım…

Cumhurbaşkanıma rica ediyorum…

“Arabuluculuk sınavlarına girenlerin, FETÖ iltisaklı olup olmadığı soruşturulsun.” Buradan ne elde edecekleri MİB Başkanı İbrahim Kalın’ın, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in konusudur. Ancak bir kısım sızma F Tipi de koordineli bir şekilde bu sınavlara girdiler.

En kötüsü…

Daha operasyonlar başladığı sırada Süleymancılar Borsası kuruldu! FETÖ Borsası kuranlar, şimdi Süleymancıların tepesine üşüştüler.

Ben vatandaşlık vazifemi yapayım… Devlet sizsiniz!