Suriye iç savaşı başladığından beri bunun üstü örtülü bir vekâlet savaşı olduğunu yazıyorum. Son günlerdeki gelişmeler bunun artık vekâletten çıkıp asaleten bir savaşa döndüğünü gösteriyor.
Geçtiğimiz Cumartesi günü hepimiz haber kanallarına kilitlendik. Tüm kanallar “İsrail’e ait bir uçak Suriye savunma sistemi tarafından düşürüldü” haberini geçti. Lakin işin iç yüzünü ortalık biraz durulunca anlayabildik. İsrail’in bir İran İHA’sını düşürdüğü, ardından Suriye’ye saldırı düzenleyen bir grup İsrail uçağından birinin de Suriye (Rus) hava savunma sistemi tarafından vurulduğu ilan edildi. Hemen peşinden Rusya, askerlerinin ve üslerinin zarar görmesi durumunda İsrail’e cevap vereceği tehdidinde bulundu. ABD, Katar’daki üssünde alarm seviyesini yükseltirken, Türkiye’nin bir helikopteri Afrin bölgesinde düştü. Baş döndürücü bir gün oldu.
2011 yılında iç savaş başladığı günden beri ABD ve bazı ülkeler, bölgede oyun oynamak için çeşitli oyunlar ve oyuncuları sahneye koymuşlardı, olayın boyutu değiştikçe kendileri bizzat oyuna müdahil olmaya başladılar. “Vekâlet, asalete mi evriliyor?” derken aslında oyun yeni bir sürece yürütülüyordu. DAEŞ ile başlatılan Suriye’ye giriş operasyonu, DAEŞ’in YPG’ye eklemlenmesi olarak devam ediyor. Türkiye süreçte “Fırat Kalkanı” operasyonu ile oyun bozarken, “Zeytin Dalı” operasyonuyla yeniden kart dağıtılmasına yol açmış durumda. Rusya bölgede ABD tarafından güçlendirilen YPG’nin zayıflaması için diğer bölgelerdeki militanların Afrin bölgesine geçirilmesine göz yumuyor. Türkiye üzerinden zayıflatılan bir YPG, Rusya ve Suriye’nin işine gelir. Fakat bu defa Rusya ile karşı karşıya gelecek bir İsrail, ABD için daha büyük bir sorun olur. Zaten Suriye topraklarını istediği gibi bombalayan İsrail’in, bu uçak düşürülme meselesinden sonra Suriye’de yeni bir operasyona girmesi de olayı ayrı bir boyuta taşıyacaktır. Kaldı ki İran, bu iç savaş vesilesiyle kurduğu üslerle zaten İsrail’e komşu oldu. Bu yeni durum da ilerleyen zamanda sürekli gerginliklere yol açmaya yetecek bir tablo ortaya çıkarmış gibi.
Suriye’de savaş ve çatışmalar daha uzun süre devam edecek gibi, zira kimse henüz tam olarak istediğini alabilmiş değil. Türkiye geçtiğimiz yıl itibariyle olaya müdahil olarak kendisinin de bölgede oyun kurucu olduğunu ilan etti. Türkiye hâlihazırda birçok oyunu bozmuş durumda ama bundan böyle atılacak adımlarla ilgili daha dikkatli olmak da gerekiyor.
ABD dünyanın dört bir yanından topladığı başka devletlere ait silahları Suriye’ye pompalayarak olası saldırılarda hedef şaşırtma operasyonlarına devam edecektir. Kendi pahalı (!) askerinin ölümü yerine ucuz fiyatlı lejyoner askerlere küçük paralarla yatırım yapmaya devam edecektir. Bölgeye korku pompalayarak para kazanma çabasında emperyal düşünce, ölüm üzerinden gelir elde edecektir. Bunu devam ettirmek için de oyunlarına durmadan devam edecektir.
Tarih gelecekte olanları üçüncü dünya savaşı olarak yazacaktır belki de… Bize düşen oyunu İslam ve Müslümanların lehine çevirmek için çaba sarf etmek olmalı… İzleyelim ama uyanık olmakta fayda var…