Dünya siyasetinde tesadüflere yer yoktur. Özellikle de Orta Doğu’daki katliama ses çıkaran, ilkesel bir duruş sergileyerek Gazze’deki mazlumların yanında duran liderlerin ve ülkelerin başına gelenler tesadüf olarak açıklanamaz. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in, İsrail’in Gazze politikalarına karşı takındığı tavır sonrasında ülkesinde peş peşe yaşanan krizler, uluslararası siyasette arka planda dönen hesaplara ilişkin çeşitli değerlendirmeleri yeniden gündeme getirmektedir.
Son dönemde İspanya’da yaşananlara bir bakın:
- Ülke genelinde hayatı felç eden uzun süreli, kaynağı tartışma konusu olan elektrik kesintileri,
- 46 kişinin hayatını kaybettiği tren kazası,
- Sánchez’in eşi ve kardeşi üzerinden yürütülen yolsuzluk iddiaları ve siyasi tartışmalar,
- Ve son olarak Fas kaynaklı düzensiz göçün etkisiyle tırmanan sosyal gerilim...
Bu gelişmeler, bazı yorumcular tarafından Gazze konusunda farklı bir tutum sergileyen bir yönetimi içeriden zayıflatmaya yönelik daha geniş bir tablonun parçaları olarak değerlendirilmektedir.
1492’NİN TARİHSEL PARANTEZİ: DÜNÜN MAĞDURU, BUGÜNÜN SALDIRGANI
İspanya ile Yahudi toplumu arasındaki gerilimin kökleri tarihin derinliklerine dayanır. 1492 tarihli Elhamra Kararnamesi ile İspanya’dan sürülen Yahudiler, dönemin mağdurlarıydı. O tarihte onlara kapılarını açan ve güvenli bir yaşam imkânı sunan güç ise Osmanlı İmparatorluğu olmuştu.
Ancak tarih garip bir tecelliyle akıyor. Dünün mağduru olanların bugün İsrail devleti üzerinden yürütülen politikalar bağlamında fail konumuna geldiğini savunan görüşler bulunmaktadır. Bu bakış açısına göre, İspanyolların tarihsel hafızasındaki bu geçmiş, günümüzde İsrail ile İspanya arasında yaşanan siyasi gerilimleri anlamada dikkate alınması gereken unsurlardan biridir.
TÜRKİYE VE ERDOĞAN’IN TARİHİ SORUMLULUĞU
Geçmişte İspanya’dan kaçan mağdurlara kapısını açan irade neyse, bugün de Gazze’de mağdur edilenlerin hakkını savunan İspanya’nın yanında yer alacak iradenin aynı tarihî vicdanı taşıdığı ifade edilmektedir.
Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin; adalet, küresel vicdan ve uluslararası hukuk ekseninde Batı dünyasında farklı bir duruş sergileyen İspanya’yı yalnız bırakmayacağı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Dün Osmanlı, İspanya topraklarında haksızlığa uğrayan insanlara sahip çıkmıştı. Bugün de Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve adalet anlayışı çerçevesinde İspanya ile dayanışma içinde hareket edeceği görüşü dile getirilmektedir.
Çünkü unutulmamalıdır ki; zalimin tehdidi küresel ise, adaleti savunanların dayanışması da sınır tanımamalıdır.