TERÖR ÖRGÜTÜ YALANIYLA KURULAN TUZAK VE YAPAY ZEKA ÇAĞININ YENİ TEHLİKESİ

Abone Ol

Teknoloji geliştikçe hayatımız kolaylaşıyor. Ancak aynı teknoloji, kötü niyetli kişilerin elinde çok tehlikeli bir silaha da dönüşebiliyor. Özellikle yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemleri artık öyle bir noktaya geldi ki, eğitimli, tecrübeli ve hayatın içinden geçmiş insanların bile bu tuzaklara düşmesi mümkün hale geldi.

Türk sinemasının usta isimlerinden Halil Ergün'ün yaşadığı olay bunun en çarpıcı örneklerinden biri.

Kendilerini emniyet görevlisi olarak tanıtan dolandırıcılar, usta oyuncuyu günlerce telefonla arayarak kimlik bilgilerinin bir terör örgütü tarafından ele geçirildiğini, mal varlığının tehlikede olduğunu ve yürütülen gizli bir soruşturmanın merkezinde bulunduğunu söylediler.

Aslında burada amaç para değildi.

Amaç korku yaratmaktı.

Çünkü dolandırıcılar artık insanların zaaflarını değil, korkularını hedef alıyor.

Karşınızdaki kişi size devlet adına konuştuğunu söylüyor.

Kişisel bilgilerinizden bahsediyor.

Sahte belgeler gösteriyor.

Saatlerce, hatta günlerce sizinle iletişim kuruyor.

Ve sonunda sizi yalnızlaştırıyor.

"Kimseye anlatmayın."

"Bu gizli bir operasyon."

"Yakınlarınız bile tehlikeye girebilir."

İşte tehlike tam da burada başlıyor.

Çünkü insan korktuğunda mantıklı düşünmekte zorlanıyor.

Halil Ergün gibi yılların sanatçısının bile üç gün boyunca bu baskı altında kalması, aslında hiç kimsenin bu yöntemlere karşı tamamen bağışık olmadığını gösteriyor.

Bugün yapay zekâ ile sesler taklit ediliyor.

Sahte görüntüler hazırlanıyor.

Resmî evraklara benzeyen belgeler oluşturuluyor.

Gerçek ile yalan arasındaki çizgi her geçen gün daha da silikleşiyor.

Olayın en dikkat çekici tarafı ise Halil Ergün'ü kurtaranın teknoloji değil, bir insan olması.

Komşusunun oğlunun dikkati...

Belki de unutmaya başladığımız en önemli değerlerden biri burada karşımıza çıkıyor; birbirimize danışmak, paylaşmak ve şüphe duyduğumuz durumlarda yalnız hareket etmemek.

Çünkü dolandırıcıların ilk hedefi insanı çevresinden koparmaktır.

Oysa devlet kurumları hiçbir vatandaştan telefonla para talep etmez.

Hiçbir polis, savcı veya kamu görevlisi telefonda banka hesaplarını sorgulatmaz.

Hiçbir resmî kurum, yürütülen bir soruşturmayı vatandaşlara telefon üzerinden anlatarak gizli operasyon yürütmez.

Halil Ergün'ün yaşadığı olay sadece bir dolandırıcılık girişimi değildir.

Bu olay aynı zamanda yapay zekâ çağında suç yöntemlerinin ne kadar değiştiğinin ve toplum olarak ne kadar dikkatli olmamız gerektiğinin de açık bir göstergesidir.

Bugün hedefte ünlü bir sanatçı vardı.

Yarın bir emekli, bir öğrenci, bir esnaf ya da bir iş insanı olabilir.

Bu nedenle duyduğumuz her söze değil, doğruluğunu teyit ettiğimiz bilgilere güvenmek zorundayız.

Çünkü artık dolandırıcılar sadece paramızı değil, korkularımızı da kullanıyor.

Ve görünen o ki teknoloji geliştikçe, bu tuzaklar daha da profesyonel hale geliyor.