Tövbe de la!

Abone Ol

Siyaset bazen bir cümlede özetlenir. Uzun raporların, devasa bütçelerin, binlerce salon toplantısının anlatamadığını bir sokak ifadesi anlatır. Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir görüntü tam olarak bunu yaptı. AK Parti’nin gençlik şöleninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye veren genç bir içerik üreticisinin geçmişte “AK Partili misin?” sorusuna verdiği cevap yeniden gündeme taşındı: “Tövbe de la!”
*
Mesele bir kişinin siyasi tercihi değil. İnsan dün başka düşünür, bugün başka düşünür. Bu hayatın olağan akışı. Asıl mesele, iktidarın yıllardır karşı karşıya olduğu kültürel boşluğun tam merkezinde duran zihniyet kırılmasıdır.
Çünkü Türkiye’de uzun süredir muhafazakâr siyaset iktidarda ama kültürel hegemonya hâlâ başka ellerde. Devlet yönetmekle kültür üretmek aynı şey değil. Seçim kazanmakla zihin dünyasına yön vermek de öyle.
*
AK Parti, yollar yaptı, hastaneler yaptı, savunma sanayiinde ciddi hamleler gerçekleştirdi. Fakat aynı başarıyı kültür alanında sürdürebildi mi? İşte tartışma tam burada başlıyor.
Emine Erdoğan’ı dahi hedef alan paylaşımları bulunan bir kişiyi Cumhurbaşkanın kıyısına kenarına yerleştiren düşünce, anlayış, bakış açısı nedir?
Kimdir bu gezen oğlakın paylaşımlarından bihaber yürüyen sazanlar?
Erdoğan’a gönül vermiş, davasına baş koymuş milyonlarca insan ona uzaktan el sallamayı dahi hikayesinde paylaşırken bu kızın hediye verdiği kareyi utandığından olsa gerek paylaşmaması bu tablonun müsebbiplerinde bir nebze mahcubiyet oluşturdu mu?
*
Evet genç kuşakların önemli bir kısmı siyasetin sunduğu dili “resmî”, “didaktik” ve “ciddi” bulurken; sosyal medya kültürü daha ironik, daha alaycı, ve siyasete daha mesafeli bir dil üretiyor. “Tövbe de la” ifadesi tam da bu yeni dilin sembolü gibi duruyor. Bu doğru. Ancak bir dönem muhafazakâr mahallenin dışından konuşan, hatta o mahalleyle arasına mesafe koyan figürlerin bugün iktidar organizasyonlarında vitrine çıkarılması bazı kesimlere doğal olarak şu soruyu sorduruyor?
“Madem kültürel iktidardık, neden rol model üretmek yerine popüler olanı transfer etmek zorunda kalıyoruz?”
Sorun tam da burada. Çünkü kültürel iktidar; yalnızca sanatçı desteklemek, festival düzenlemek ya da gençlik şöleni yapmak değildir. Kültürel iktidar, kendi estetiğini, mizahını, jargonunu, yıldızını ve hatta sokak dilini üretebilmektir.
Bugün sosyal medyada yön veren akımların büyük kısmı iktidarın kontrolünde değil. Mizah dili başka yerde üretiliyor. Fenomenler başka dünyanın kodlarıyla yükseliyor. Gençlerin “cool” bulduğu figürlerle siyasetin örnek göstermeye çalıştığı figürler arasında ciddi bir mesafe bulunuyor.
*
Özetle sahnede sunulan tablo esasen bu tablo.
Bu öyle bir tablo ki belki onlarca kez iktidarın tecrübe ettiği ve eleştirildiği bir tablo.
Belki bu son örnek bir kırılma olur.
Belki bu sahneyi kuranlar ve yönetenler böyle bir teklifle kendilerine gelindiğinde şöyle der;
Tövbe de la!