TUR REHBERİ Mİ ŞARAP GURMESİ Mİ?

Abone Ol

Son 15 yılda ülkemizde kültürel geziler gözle görülür seviyede arttı.

Anadolu insanı gezmeyi bilmezdi; bilse de gerek duymaz, gerek duysa da imkânları el vermezdi.

Şimdilerde en ücra köylerden, her tür okuldan tur otobüslerinin kalktığını görüyoruz ve bu, ülkemiz adına oldukça sevindirici bir gelişme.

Biz de bu yazıda gezi rehberlerini ele alacağız.

Yurt içi ve yurt dışı gezilerinde rehber oldukça önemlidir. Çünkü tur rehberiniz nereye derse oraya gitmek, o ne derse ona inanmak zorundasınız.

Yaşadığım iki anımı kısaca anlatmak istiyorum:

Öğrencilerle birlikte bir Çanakkale gezisi düzenlemiştik; rehberimizle çıktık yola.

Çanakkale gezisi başladı ve bitene kadar Çanakkale ruhundan eser yoktu. Ne Sultan Abdülhamid’in savaştan önce yaptırdığı tabyalar ne havada çarpışan kurşunlar ne de Seyit Onbaşı’ya o mermiyi kaldırırken o ruhu veren manevi güç anlatıldı…

Allah’tan giderken otobüste çocuklara Çanakkale Destanı’nı şerh ederek okumuştum da bir o kaldı elimizde.

Bir diğeri Balkan gezisiydi. Bir grup öğretmenle katıldığımız bu gezide rehber, bol bol kilise gezdirdi bize.

Ne acıdır ki bizim öğretmenler de cami görünce dışarıda beklemeyi yeğleyip kilise görünce koşarak girdiler.

Sorunca da “Cami bizde de var” dediler; “Bizdekine kaç kere girdin?” sorusuna cevap vermeden…

“Rehberini söyle, nereleri göreceğini söyleyeyim.”

Şimdi gelelim asıl mevzuya…

Tur rehberleri şu şekilde yetki alıyor: Turizm fakültelerinin ilgili bölümlerinden mezun oluyorlar veya tezli/tezsiz yüksek lisans yapıyorlar; bakanlık da diplomasını alana, gerekli şartları taşıyorsa yetki veriyor. Bunlar olması gerekenler, bunlara itirazımız yok.

Biz diyoruz ki; turizm rehberleri öyle bir yetiştirilsin ki Çanakkale’ye giden, oranın ruhunu hissederek anlatsın insanımıza.

Balkanlar’a gidenler oranın insanından ilham alsın, onların gözüyle Türkiye’ye baksın; oraya giden insanımıza öyle bir duygu aşılasın ki oradan dönenler ülkemizle gurur duysun.

Turist olarak gidenlere bir şey diyemeyiz ama okulların ve STK’ların tur rehberleri mutlaka donanımlı olmalı.

Sırbistan’ın bizden önceki ve bizden sonraki fotoğrafını göstermeyen rehber gitmesin oraya. Belgrad’da 273 camiden sadece 1 tane (Bayraklı Cami) kaldığını geri kalanının yakıldığını bilmeyen rehberle ne işimiz olur?

Saraybosna’da Hollanda gibi halim selim zannettiğimiz bir ülkenin korumakla görevli olduğu insanların katledilmesine nasıl göz yumduğunu anlatmayan rehberin ne işi var Balkanlar’da?

Yazılacak yığınla örnek var da hangi birini yazalım?

Kültür ve Turizm Bakanlığı bize rehber yetiştirsin; nerede iyi şarap var, nerede kilise var onları bilen, kan ve gözyaşı üzerine kurulan Batı’yı bize “medeni” diye pazarlamaya çalışan rehberlere yetki vermesin bir zahmet.

Tur rehberleri bizim kültür elçilerimizdir, turistik gezi elçileri değil…

Ayrıca Kültür Bakanlığı kurulsun ve yetkiyi de bu bakanlık versin rehberlere.