Turizm Nereye Gidiyor? Esnaf Kendi Kuyusunu Mu Kazıyor?

Abone Ol

Yaz sezonu başladı, sıcaklıklar aldı başını gitti. Yerli turistler Ege ve Akdeniz kıyılarında tatil planları yaparken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de her yıl olduğu gibi bu yıl da tercih edilen rotalar arasında yerini aldı. Ancak geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da birçok vatandaşın yönünü Yunan adalarına ve daha ekonomik olduğunu düşündüğü yurt dışı destinasyonlarına çevirdiğini açıkça görüyoruz.

Yıllardır tatil tercihlerimde önceliği ülkemize ve yavru vatan Kuzey Kıbrıs'a veririm. Bu yıl da öyle yaptım. Geçtiğimiz haftalarda bir hafta boyunca Kuzey Kıbrıs'taydım. Ancak gözlemlediğim tablo, önceki yıllardan oldukça farklıydı. Yerli turistlerin tercih ettiği birçok otelde beklenen doluluk oranları yoktu. Uçak biletleri ve konaklama ücretleri cazibesini önemli ölçüde kaybetmişti. Bu nedenle yerli turist sayısında gözle görülür bir düşüş yaşandığını hissettim.

Aynı durumun Ege ve Akdeniz bölgelerinde de yaşanıp yaşanmadığını merak ettim ve rotamı Bodrum'a çevirdim.

Temmuz ayında normal şartlarda doluluk oranı yüzde 100'e yaklaşan uçaklardan birine bindim. Ancak uçağın neredeyse yarısının boş olduğunu görünce şaşırdım. Bodrum'a indiğimizde havalimanında da alışık olduğumuz yoğunluk yoktu. Binlerce turistin giriş yaptığı o hareketli atmosferden eser kalmamıştı.

Birkaç esnafla sohbet ettim. Hemen hepsinin ortak görüşü aynıydı: Fahiş fiyatlar turistleri kaçırıyordu.

Konaklama ücretleri, restoran fiyatları, ulaşım maliyetleri derken tatil yapmak artık birçok aile için lüks haline gelmiş durumda. Bodrum gibi dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri olabilecek bir bölgede hâlâ su ve altyapı sorunlarının devam etmesi ise ayrı bir problem. Yerel yönetimlerin bu konuda çok daha fazla çalışma yapması gerektiğini düşünüyorum.

Akşam saatlerinde dolaştığım sokaklarda geçmiş yıllarda görmeye alışık olduğumuz yoğun kalabalıklar yoktu. Restoranlar dolup taşmıyordu. Esnafın yüzü gülmüyordu. Herkes aynı soruyu soruyordu:

"Neden turist gelmiyor?"

Bence cevabı çok uzaklarda aramaya gerek yok.

Geçtiğimiz günlerde Muğla'nın Akyaka ilçesinden gelen bir haber bunun en net örneği oldu. Bir işletmenin müşteri olmayanlardan tuvalet kullanımı için tam 500 TL talep ettiği ortaya çıktı. Sosyal medyada büyük tepki çeken olay, aslında turizm sektörünün içine düştüğü çıkmazı da gözler önüne serdi.

İnsanlar temel bir ihtiyaç olan tuvalet için 500 TL ödemek zorunda bırakılıyorsa, o bölgede yemek, ulaşım ve konaklama fiyatlarının hangi seviyelere ulaştığını artık siz düşünün.

Daha birkaç gün önce iki top dondurmanın 700 TL'ye satıldığı haberlerini konuştuk. Bir lahmacunun 1.600 ile 2.000 TL arasında fiyatlandırıldığı işletmeler gündeme geldi. Elbette her işletmeyi aynı kefeye koymak doğru değil. Ancak bu tür örnekler tüm sektörün imajına zarar veriyor.

Sonra da turist neden Yunan adalarını tercih ediyor diye soruyoruz.

Turist kazıklanmak istemiyor.

Yerli turist de, yabancı turist de ödediği ücretin karşılığını almak istiyor. Hizmet kalitesi ile fiyat arasındaki denge bozulduğunda insanlar alternatif rotalara yöneliyor.

Ticaret Bakanlığı'nın fahiş fiyat uygulamalarına karşı yürüttüğü denetimleri önemli buluyorum. Ancak görünen o ki denetimlerin daha da sıklaştırılması gerekiyor. Çünkü birkaç fırsatçının kısa vadeli kazanç hırsı, ülkemizin milyarlarca dolarlık turizm gelirine zarar veriyor.

Turizm sadece otellerden ve plajlardan ibaret değildir. Turizm aynı zamanda ülkenin vitrini, itibarı ve geleceğidir.

Bugün turisti kaçıran anlayış yarın esnafın kepenk kapatmasına neden olabilir.

Kısacası;

Esnaf kendi kuyusunu kazmamalı.

Fırsatçılık kısa vadede kazandırır gibi görünür ama uzun vadede kaybettirir.

Ve unutmayalım...

Turist bir kez kandırılır, ikinci kez gelmez.