Türk Milletinin Feraseti ve Siyasetin Gerçeği

Abone Ol

​Siyaset, yalnızca vaatler söylemi veya gündelik polemikler arenası değildir. Siyasetin en somut, en nihai hedefi; milletin güvenini kazanarak devletin idaresini üstlenmektir. Ancak bu noktada unutulmaması gereken temel bir hakikat vardır: Türk Milleti, tarih boyunca devletin ve milletin bekasını her şeyin üstünde tutmuş, sandık başına gittiğinde de kararını bu sarsılmaz şuurla vermiştir.

Son dönemde yaşanan görev değişimleri ve belirlenen yeni kadrolar, siyaset gündemini hareketlendirmiş durumda. Genel Başkanlık koltuğunda Özgür Özel’in oturduğu bu yapının TBMM Grup Başkanvekilliği görevlerini ise Ali Mahir Başarır, Murat Emir ve Gökhan Günaydın yürütüyor.

Siyasette isimler elbette önemlidir; ancak bu isimlerin temsil ettiği çizgi, benimsediği söylem ve milletin gönlünde bıraktığı intiba çok daha kritiktir. Bugün bu yönetim tablosuna ve bu kadroya bakıldığında akıllara tek bir soru geliyor: Millet bu yönetime devleti emanet eder mi?

Türk Milletinin feraseti ve basireti yüksektir. Milletimiz, kimin devlet aklıyla hareket ettiğini, kimin ise sadece polemik ve yüzeysel muhalefet anlayışıyla hareket ettiğini ayırt edebilecek derin bir tecrübeye sahiptir. Devleti yönetmek; ajans stratejileriyle, meclis kürsüsünde yapılan şovlarla ya da sosyal medya algılarıyla yürütülebilecek bir süreç değildir. Ciddiyet, liyakat, milli meselelerde tavizsiz duruş ve en önemlisi milletle aynı dilden konuşabilmeyi gerektirir.

​Özgür Özel liderliğindeki ve Ali Mahir Başarır, Murat Emir ile Gökhan Günaydın gibi isimlerin vitrininde yer aldığı bu yönetimin söylemlerine ve sergilediği tutuma bakıldığında, toplumun geniş kesimlerinde derin bir güvensizlik hissinin hakim olduğu açıkça görülmektedir. Milli konulardaki bocalayan tutumlar, halkın değerleriyle barışmak yerine elitist bir dille üstten bakan yaklaşımlar ve devlet yönetme sorumluluğundan uzak polemik siyaseti, milletin gözünden kaçmamaktadır.

Sonuç olarak; tabelalar, isimler veya pozisyonlar değişebilir. Ancak milletin vicdanında karşılığı olmayan, güven vermeyen ve devletin temel nitelikleriyle uyum sağlayamayan hiçbir kadronun iktidar vizesi alması mümkün değildir. Türk Milleti, yeri ve zamanı geldiğinde ferasetini bir kez daha gösterecek; YENİ Parti kadrosuna da bu duruşuyla gereken cevabı vererek bu ülkenin geleceğini ve devletini kime teslim edip etmeyeceğini gayet iyi bilecektir.