TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ! Stratejik Ortaklıktan Müttefikliğe

Abone Ol

Değerli okurlarım;

“Tek millet, iki devlet” sözü, hamasi bir tekrar değil; tarihsel, kültürel ve jeopolitik bir gerçeğin ifadesidir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki, duygusal yakınlığın ötesinde, bölgesel dengeleri etkileyen stratejik bir ortaklığa dönüşmüş vaziyette. Hatta çok daha fazlasına…

Özellikle 2020 Karabağ Zaferi’nden sonra Türk dünyasına açılan kapı hüviyetindeki Kafkasya’da güç dengeleri değişti. Azerbaycan’ın bu başarısında Türkiye’nin siyasi, diplomatik ve askeri desteği belirleyici bir faktör oldu.

***

Azerbaycan Kars Başkonsolosu Zamin Aliyev ve Rektörümüz Prof. Dr. Mutlu Türkmen’in riyasetlerinde, Bayburt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü’nce düzenlenen panelde iki ülke ilişkilerinin dünü, bugünü ve yarını konuşuldu. Şahsımın da oturum başkanlığı yaptığı programda alanında uzman isimler çok önemli bilgileri kamuoyu ile paylaştı. Programı buradaki köşeme taşıyorum; Çünkü bilimsel değerlendirmeler gerçekten ufuk açıcı ve yol gösterici mahiyette.

Azerbaycan Milletvekili Nagif Hamzayev’in Karabağ savaşında Türkiye’nin desteğine dikkat çeken konuşmaları, Dr. Araz Aslanlı’nın iki ülkenin stratejik ortaklığındaki kazanım, risk ve fırsatları sıraladığı açıklamaları, Prof. Dr. Toğrul İsmayıl’ın dünyanın kabuk değiştirdiği bugünlerde Azerbaycan-Türkiye ekseninin artık bölgesel bir güce dönüştüğü tespiti, Doç. Dr. Ramin Sadık’ın dünden bugüne örneklerle kardeşlik hukuku ile tanımlanmış karşılıklı güven ve yardım ilişkisini tasdiki ve Doç. Dr. Telman Nusretoğlu’nun Türk dünyası için Türkiye’yi bir karargah olarak nitelendirmesi son derece kıymetli değerlendirmelerdi.

***

Bugün Türkiye-Azerbaycan ilişkileri tarihin en güçlü döneminde

İki ülke vatandaşlarının birbirine bakışı tarihin en yahşi döneminde

Stratejik ortaklıktan müttefikliğe evrilen bu süreç siyasi, ekonomik, askeri ve toplumsal açıdan çok boyutlu değerlendirilmesi gereken bir süreç

Bu süreç samimiyet ve kararlılık gerektiren bir süreç

Kanı bir, dili bir, dini bir, kimliği, kişiliği, fıtratı bir bu iki ülke artık her konuda bir ve beraber hareket edecek siyasi iradeye de sahip

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve President Aliyev bu yeni dönemin mimarları

2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannemesi bu inancın ahitleşmiş hali.

Herkes müsterih olsun; Türkiye, ne Fırat’ın Kürt’ünü ne Hazar’ın kurdunu emperyalizme yem etmeyecek!

***

Yazımı küçük bir anekdotla bitireyim

1945 yılında Stalin zulmünden Türkiye’ye sığınan Azerbaycanlı gardaşlarımız dönemin hükümeti tarafından iade edilmiş, bu kişiler Boraltan Köprüsü’nden geçirildikten sonra Ruslar tarafından askerlerimizin gözü önünde kurşuna dizilmişti. İtiraf edelim ki bu olay, tarihimizin en utanılacak hadiselerinden biriydi. Öyle ki uğruna ağıtlar yakılmıştı;

Boraltan bir köprü aşar geçer Aras’ı,

Yuğsan Aras suyuyla çıkmaz yüzün karası

Düşman bekler karşıda önüne kattı beni

Can alınan çarşıda gardaşım sattı beni.

Dede Korkut diyarı Bayburt’ta Topal Osman namıyla bilinen eski bir kabadayının kahvesinde ekrana son dakika olarak düşen Karabağ Zaferi’ni takip ederken, yan tarafta oturan yaşlı bir amca Anadolu insanının irfanından dökülen şu ifadeleri mırıldanmıştı;

Alnımızdaki yetmiş beş yıllık kara lekeyi temizledik.