Mezunların müreffeh ve güçlü bir Türkiye ile dünyanın daha aydınlık bir hale gelmesi için mücadele edeceklerini canıgönülden bildiğini belirten Duran, geleceğe hazırlık misyonuyla hareket eden üniversitenin modern dünyanın ilimleriyle kendisini kuşatan bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. Duran, şunları kaydetti:
"Bugün bu kürsüden konuşurken, ben İbn Haldun Üniversitesinin şu bilinçle pırıl pırıl gençler yetiştirdiğini görüyorum. Türkiye, kendi modernitesini üreten bir tecrübeye işaret ediyor. Dünyayı anlamlandırmada ve geleceğe hazırlanmada kendi yolunu çizen ve hatta 'Daha adil bir dünya mümkün' diyerek bütün insanlığa hikayesini anlatan bir tecrübeden bahsediyoruz. Alternatif sunabilen, uluslararası sistemin yaşadığı sorunları görüp bunlara çareler üreten ve daha kısaca insanlığa söyleyecek sözü olan bir kurumdan bahsediyoruz."
Duran, Türkiye ve Ortadoğu için parlak olmayan yılların geçtiğini ve bambaşka günlere gelindiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Son 25 yılda Türkiye'nin ortaya koyduğu tecrübeyle, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin kendi etrafında istikrar oluşturma, güvenlik sağlama ve dünyaya söz söyleme konusunda öyle bir noktaya geldik ki artık biz başka bir hikayenin peşindeyiz. İşte İbn Haldun'un sosyal bilimlerin kurucusu olarak bize 14. yüzyıldan gösterdiği o ufuk, bugün İbn Haldun Üniversitesi'nde ve buna banilik edenlerin nezdinde bir karşılık buldu. Bu karşılık sadece Türkiye'ye yönelik bir karşılık değil, tüm dünyaya seslenen bir karşılık. Bununla ne kadar övünsek azdır diye düşünüyorum."
Dünyanın çok kutuplu bir yapıya doğru ilerlediğini belirten Duran, "Ancak bu kutuplar hangileri? Aralarında nasıl bir ilişki var? Bunu bile belirlemekten uzağız. Bu dünyada bize doğruyu gösterebilecek bir çizgi lazım. Ben İbn Haldun Üniversitesi mezunlarının bu çizgiye talip olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde Türkiye olarak da dünyaya bu sesi vermek, daha adil bir dünyayı gerçekleştirmek için çabalamak gerekiyor." dedi.