TÜRKİYE’DE FİYAT ALGISINI DÜZELTMEK

Abone Ol

Fiyat algısı, maliyetin oluşumu ve ürünlerin nihai tüketiciye gelişi bir süreç. Ürünün yapım ve hammadde maliyeti farklı etmenler sonucu oluşan ve karın alınacağı kişiye yansıtılan bir olgusu. Temel ticaretinde kuralı olan kar, maliyet ve fiyat algısı son yıllarda ülke genelinde bozulmuş vaziyette. Maliyeti belirlemenin zor fiyatı son nihai tüketiciye söylemenin ise zahmetli olduğu dönemin yegâne çıktısı fiyat istikrarının zayıflığı. İktisadi terimler bir kenara bırakıldığında toplumun fiyat algısının büyük ölçüde bozuk olduğu ve gelecek beklentilerinin olumsuzluk içerdiğini söylemek gerek. Haziran 2023’ten itibaren rasyonel ekonomi politikalarına dönüş enflasyonla mücadele süreciyle perçinlendi. Para politikasının normalleşmesiyle başlayan dönüş kamuda tasarruf paketiyle destelendi. Fakat iç ve dış şoklar süreci hem sekteye uğrattı hem de fiyatların reel değerinden uzaklaşmasına sebep oldu. Türkiye gibi orta gelirli bir ülkede yabancı para cinsinden oluşan fiyatlar birçok Avrupa ülkesini geride bıraktı. 3 yıl kadar süren enflasyonla mücadele sürecinde fiyatların normalleşmesi için gereken zamanın aşıldığı ve kamu harcamaları merkezli bir kesintinin zorunlu olduğu görülüyor. Bu kesintinin hem harcamalar hem de istihdam yönünden olması ve enflasyonun tek haneye indirilmesi fiyat algısını düzeltebilecek yegana girişim.

2026 rakamlarına göre bir bütün halinde bakıldığında genel devlet harcamaları 600 milyar dolar seviyesinde gerçekleşecek. Toplam vergi gelirleri 400 milyar dolar kadar olurken rakamların TL kuruna göre değişiklik göstermesi beklenebilir. Türk Lirasındaki reel değerlenmenin de bir sonucu olan mevcut dolar bazlı rakamlar ilerleyen yıllarda daha iyi tahmin edilebilir. Fakat kamu harcamalarının geçen yıla göre yüzde 30’a yakın artması ve yükseliş eğiliminin gelecek yılda devam etmesi enflasyonu tek haneye indirmede zorluklara neden oluyor. Vergilerin yüksekliği beraberinde kamu harcamalarında artışını getiriyor. Toplum hayat pahalılığı şeklinde süreci hissederken gelir dağılımı bozuluyor. Sabit gelirli kesimler alım güçlerinde azalmayla birlikte negatif gelecek beklentilerine dahil oluyor ve toplumun genelindeki huzursuzluk fiyat algısının düzelmesinin önüne geçiyor. Daha farklı etmenleri de sürece katmak mümkün ancak enflasyonun tek haneye düşmesi tek çözüm yolu olarak önümüzde duruyor.

Fiyat algısını düzeltmek, enflasyonu tek haneye indirmek, maliyetlerin hesaplanabilir hale gelmesi ve gelecek beklentilerinin normalleşmesi gibi farklı olgular gibi görünen sorunlar birbiriyle bağlantılı. Bu bağlantı sabit gelirli gruplar için elzem iken firmaların sağlıklı büyüyebilmesini mümkün hale getirebilecek olgu. Bu nedenle fiyat algısını düzeltmek için kamu harcamalarında kesintiye gidilmeli ve para-maliye politikası arasındaki ilişki tam anlamıyla sağlanmalı.