Bulunduğumuz coğrafyadan mı, bizim kimliğimizden mi, yoksa her ikisinden mi kaynaklanıyor; Türkiye’nin düşmanı hiç eksik olmuyor.
Yine bu coğrafyanın makûs talihi midir nedir haini de hiç eksik olmuyor. Eğer ki hainler olmasa belki dünya tarihi bir başka yazılırdı, dünya tarihindeki yerimiz çok daha farklı olurdu.
Yine ne kadar hain çıktıysa katbekat fazlasıyla yiğitler, liderler çıkmış bu milletin içinden.
Selçuklular Dönemi’nde de Osmanlı’da da Haçlılarla mücadele edildiği gibi “Küçük olsun ama benim olsun.” diye devletçikler kurmaya çalışanlarla, Saadettin Köpekgillerle uğraşılmış ve dünyayı değiştirip İslamlaştırabilecek koskoca devletler kısa denilebilecek bir sürede dağılmış. Dış düşmanlardan ziyade içerideki hainler belirlemiş Selçuklu ve Osmanlı’nın akıbetini ve tarihin akışını…
Dışarıdan saldırıp yenemeyince içeriden adam satın almışlar. Düşünün İstanbul’u fethedeceksiniz ama devletin iki numarası ve ailesi, Bizans’ın borazanlığını yapıyor. (Şimdiki torununun özellikle 17-25 Aralık ihanet sürecinden sonra durduğu noktaya, hainlere yakınlığına bakınca “Katranı kaynatsan olur mu şeker; cinsini … cinsine çeker.” sözünün isabetine şahitlik ediyorsunuz.)
Özellikle Osmanlı’yı zayıflatıp Batı karşısında geriletince de işbirlikçi bulmaları daha kolay olmuş. Devletin Batı’ya ilim ve fen öğrensin diye gönderdiklerinin ekseriyeti, Batı’nın kültür/süzlük/ünü, ahlaksızlığını, yaşam tarzını alıp Müslüman coğrafyaya birer mikrop gibi empoze etmiş. Yetmemiş… Osmanlı’yı, İslam’ı, tüm değerlerimizi kötülemiş, karalamış… Osmanlı’ya gerici demiş, yobaz demiş; Batı’nın kokuşmuş ahlaksızlığını yüceltmiş. Deha seviyesindeki devlet büyüklerine gâvur demiş, Kızıl Sultan demiş, hain demiş. Böylece hem kendi ihanetlerini örtmüşler hem müthiş bir algı operasyonuyla hainleri kahraman, kahramanları hain göstermişler. Devleti, milleti ve Ümmet-i Muhammed’i kurtarmak için saltanatından, servetinden, tüm dünyalığından vazgeçenleri hain; onun himmetiyle makam mevki kazananları kahraman ilan etmişler.
Şimdi de durum hiç farklı değil. Tüm engellemelere, kumpaslara, ihanetlere rağmen Türkiye ayağa kalkmaya başlayınca yine dışarıdan saldırılar, içeriden ihanetler, küffarın borazanlığını yapanlar artmaya başladı.
ABD, bir papaz için ülkemizi tehdit ederken daha büyük papazı ülkesinde beslemeye devam ediyor. Tüm Batı/l, çeşitli bahanelerle karalama kampanyalarına son sürat devam ediyor. İçerideki hainler, kahraman; kahramanlar hain gösteriliyor.
İçerideki muhalifler de Batı/l/dan gelen bu saldırılara karşı yek vücut olup dünyaya meydan okuması gerekirken ülkeyi ayağa kaldıran lidere diktatör diyorlar, ülkeye çağ atlatan kadrolara çamur atıyorlar.
Bizdeki bu çarpık muhalefet anlayışı, ihanet kokan karalama kampanyaları olduğu sürece dünya devleti olma yolunda rahat bir yürüyüşümüz olmayacak. Ama tüm düşmanlara, ihanet çetelerine, gaflet ve dalalet içindeki devlet adamlarına rağmen bu kutlu yürüyüş menzile ulaşacak.
Dün Alparslanlar, Melikşahlar, Fatihler, Yavuzlar, Kanuniler, Abdülhamidler çıkaran bu millet; bugün Recep Tayyip Erdoğanları çıkardı; yarın da Muhammedler, Asımlar, Furkanlar çıkarmaya devam edecek!..