Türkiye’yi Sınavlar Ülkesi Olmaktan Kurtarmak (III)

Abone Ol

Bir kere lise eğitiminiYüksek öğretimle birlikte çözeceğiz.YÖK sisteminin 80 darbe anayasasının ürünü olduğunu unutmayalım.

Lise eğitiminin içini boşaltan YKS ve YDT gibi sınavlardan başka, üniversite eğitimini yozlaştıran KPSS ALES, ÜDS ve KPDS, TUS gibi adı alfabe çorbası başka sınavlar var. Bunlar da üniversite eğitiminin içini kanser gibi yiyip bitiriyor.

Tıp eğitimi TUS, Üniversite eğitimi ise KPSS yüzünden hastalıklı durumda. İsim vermeyeyim İstanbul’da ünlü Tıp fakültelerinden öğrencilerinin nasıl mezun olduklarını inceleyin. Bir çoğunun derslere devam etmediğini, TUS’a çalıştığını görebilirsiniz. YÖK’ün dayatması ile istiabın üzerinde öğrenci alınması karşısında fiziki kapasite yetersizliğinden dolayı bölümler devamı kaldırmak mecburiyetinde kalıyorlar.

Ta ilk okuldan itibaren test türü ezbere idmanlı çocuklar “zehir gibi” hafızaları ile çoğu uygulamaları yapmadan, hatta derslere girmeden sadece ilgili test kitaplarına çalışarak fakültelerinden mezun oluyorlar.

Çünkü sizin doktorluğunuzu okul diploması değil, TUS belirliyor. Her şey merkezi sınavların verdiği nota endeksli olunca, hocaların verdiği notlar ve diploma bir değer ifade etmez hale geliyor.

Çok açıktır ki teste dayalı bu eğitimde kaba ve basit ezberleme metotları kullanılmaktadır. Orta öğretimde akıllı tahta ve tablet bilgisayarlar kullanılmadığından milyarlar “boş yatırımlar” halini aldı. MEB’in bedava verilen ders kitaplarını kullanmayan öğretmen oranı bazı okullarda yüzde doksanlara ulaşıyor.

Laboratuvarda verilen alet edevat ve malzemeler de öyle. Fen Liselerinde, Proje İmam Hatip Okullarında bile malzemelerin çoğu kutuları açılmadan bekliyor.

Örneğin okulların kütüphanelerini-kitaplıklarını test kitapları dolduruyor. Kitap okuma okullarda fiilen bitmiş durumda. Bu süreçte, öğrencinin dakikası bile önemli olduğundan sanat, spor ve okumaya dair her şey erteleniyor. Daha çok test çözmek ve sınavda çıkması muhtemel daha çok soru ezberlemek.

Ülkemizde sınavlar hayata ve mesleğe hazırlama amacı yerine “eleme aracı” halini alınca da sınavlar neredeyse ülkemizde “milli bir spor” haline geliyor. Ailelerin en büyük heyecanı sınavlardaki sonuca endekslenmiş durumda. Ailelerin gelirinin önemli bir bölümü bu sınav giderlerine harcanıyor. Bu sınavlar olmasa insanımız % 20-30 daha varlıklı hale gelecek.

Diğer taraftan, bu kadar stres altında kalan ve gençliğini (ve hatta çocukluğunu) yaşayamayan gençliğimizi kaybettiğimizin; geleceğe sorunlu ve kişiliksiz nesiller bıraktığımızın ise pek farkında değiliz.

Bu satırlar sadece şu zavallı kulaklarımla duyduklarımı, okuduklarımı değil, bizzat kendi gözlerimle müşahede ettiklerimi ve yaşadıklarımı yansıtıyor.

Bugün mevcut merkezi sınavlara dair gözlemlerimi kaleme aldım. Nasip olursa, yarın konuya çözüm yolları ile devam edeceğiz.