Ümmetin vicdan defteri... Bir yılın iddianamesi

Abone Ol

2025’i kapatıyoruz.

Ama bu yıl kapanan bir takvimden ibaret değil. 2025, küresel vicdanın çöktüğü, insan hakları söyleminin iflas ettiği, Müslüman coğrafyaların ise adeta açık hedef hâline getirildiği bir yıl olarak tarihe geçti..

Bu yazı bir temenni metni değil.

Bu yazı bir ajitasyon değil.

Bu yazı, şahitliktir.

Çünkü bu yıl;

– Bombalar düştü

– Açlık yayıldı

– İnançlar hedef alındı

– Ve bütün bunlar olurken dünya “denge politikası” oynadı.

FİLİSTİN 2025: SOYKIRIMIN RUTİNLEŞTİRİLDİĞİ COĞRAFYA

2025’te Filistin meselesi artık bir “sorun” değil, açık bir tasfiye planı hâline geldi.


Gazze tarihte eşi benzeri az görülür bir şekilde açlığa mahkûm edildi. Gıda yardımları engellendi, yardım kuyrukları bombalandı, çocuklar yetersiz beslenmeden öldü.

Bu, modern çağın en alçak savaş yöntemidir:

Aç bırakarak öldürmek.

Batı Şeria’da ise kurşunlar sustu sanıldı ama infazlar sürdü. Yerleşimci terörü, İsrail güvenlik güçleriyle iç içe geçti. Köyler basıldı, zeytinlikler yakıldı, gençler sokak ortasında vuruldu.

Mescid-i Aksa 2025 yılında defalarca baskına uğradı. Müslümanların en kutsal mekânlarından biri, bilerek ve isteyerek provoke edildi.

Ve bütün bunlar olurken İsrail kendini “savunma” söylemiyle aklamaya çalıştı.

Batı ise bu yalana ya sessiz kalarak ya da doğrudan destek vererek ortak oldu.

LÜBNAN VE SURİYE: BÖLGESEL YANGININ KENAR HATLARI

Lübnan’ın güneyi 2025’te adım adım boşaltıldı. Sivil yerleşimler hedef alındı, tarım alanları yok edildi. Bu, bir güvenlik meselesi değil; coğrafyayı yaşanmaz kılma stratejisiydi.

YEMEN: AÇLIĞIN SİLAH OLDUĞU ÜLKE

Yemen 2025’te de dünyanın en büyük insani felaketlerinden biri olmaya devam etti.

Bir nesil, kronik açlıkla büyüyor.

Bir ülke, göz göre göre çökertiliyor.

Yemen’de ölümler sessiz olduğu için dünya sustu.

Oysa unutmayın… Bu sessizlik, suça ortak olmaktır..

SUDAN: AFRİKA’DAKİ SOYKIRIMI GÖRMEYEN DÜNYA

Sudan’da 2025 boyunca:

– Köyler yakıldı

– Kadınlar sistematik şiddete uğradı

– Milyonlarca Müslüman yerinden edildi

Bu bir iç savaş değil; etnik temizliktir.

Ama Batı medyası kamerayı çevirmedi. Çünkü Sudan, çıkar haritalarında yer almıyordu.

SAHEL, SOMALİ, NİJERYA: AFRİKA’DA MÜSLÜMAN OLMAK

Sahel hattı (Nijer, Mali, Burkina Faso) 2025’te darbeler, açlık ve vekâlet savaşlarıyla boğuldu.

Somali’de insansız hava saldırıları “terörle mücadele” adı altında sivilleri vurdu.

Nijerya’nın kuzeyinde Müslüman köyler hedef alındı, camiler yakıldı.

Bu ölümler “istatistik” olarak kayda geçti.

Oysa her biri insandı.

DOĞU TÜRKİSTAN: İNANCIN ENDÜSTRİYEL İMHA SÜRECİ

Doğu Türkistan 2025’te de bir açık hava hapishanesi olarak kaldı.

Camiler kapalı, Kur’an yasak, çocuklar ailelerinden koparılmış durumda.

Çin bunu “kalkınma” diye sundu.

Dünya ise ticaret uğruna sustu.

Bu çağın zulmü şudur:

Kimliğini terk etmezsen, silinirsin.

KEŞMİR VE ARAKAN: VATANSIZLIĞIN KALICI HÂLİ

Keşmir’de 2025, askerî kuşatma ve iletişim yasaklarıyla geçti.

Arakan Müslümanları ise kamplarda çürümeye terk edildi.

Bir halkın geri dönüş umudu bile sistemli şekilde yok edildi.

BATI’DA MÜSLÜMAN OLMAK: SUÇ ŞÜPHESİ

2025’te Avrupa ve ABD’de:

– Filistin’e destek suç sayıldı

– Öğrenciler okuldan atıldı

– Akademisyenler susturuldu

İfade özgürlüğü, İsrail eleştirisine kadar vardı.

2025’İN NET HÜKMÜ

Bu yıl şunu tartışmasız biçimde öğretti:

İnsan hakları, güçlüye kalkan

Hukuk, zalime zırh

Mazlum Müslümansa, adalet tatilde

2026: TEMENNİ DEĞİL, İDDİA

2026’dan beklentimiz artık şudur:

• Ümmetin susmaması

• Zalimle normalleşmemesi

• İnsan haklarını mazlumdan yana savunması

Çünkü biz biliyoruz:

Zulümle abat olanın sonu yoktur.

2025 karanlıktı.

Ama karanlık, şafağın habercisidir.

Biz Diriliş Postası olarak buradayız.. Durduğumuz yer belli..
bu yazıyı yazıyoruz çünkü:

– Unutmayacağız

– Unutturmayacağız

– Normalleştirmeyeceğiz

İnsan hakları, mazlumdan yana olmadıkça bir yalandır.

Ve biz, bu yalana teslim olmayacağız.

////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

2026 MANİFESTOSU

ZULME ALIŞMAYACAĞIZ, MAZLUMU YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ

2026’ya giriyoruz.

Ama yeni bir yıla değil, yeni bir eşiğe giriyoruz.

2025 bize şunu öğretti:

Zulüm geçici değil, sistematik.

İnsan hakları söylemi samimi değil, seçici.

Ve Müslüman coğrafyalar bu çağın en sahipsiz alanları hâline getirilmiş durumda.

O yüzden bu metin bir “iyi dilek” yazısı değildir.

Bu metin, 2026 için niyet beyanı değil, irade ilanıdır.

BİZ KİMİZ?

Biz;

– Bombaların altında doğan çocukların tarafıyız

– Açlığa terk edilen şehirlerin sesiyiz

– Kur’an’ı yasaklanan, camisi kapatılan halkların tanığıyız

Biz;

İnsan haklarını sadece Batı başkentlerinde değil,

Gazze’de Doğu Türkistan’da Keşmir’de Arakan’da savunuruz..

Çünkü insan hakları, coğrafyaya göre değişmez.

2026’DA NEYİ REDDEDİYORUZ?

2026’da açıkça reddediyoruz:

• Katliamları “çatışma” diye yumuşatmayı

• Açlığı “insani kriz” deyip geçiştirmeyi

• İşgali “güvenlik” gerekçesiyle meşrulaştırmayı

• Müslüman kanını, küresel dengelerin pazarlık kalemi yapmayı

İsrail’in işlediği suçlara “meşru müdafaa” diyen dili reddediyoruz.

Çin’in inancı yok etmeyi “kalkınma” diye pazarlamasını reddediyoruz.

Hindistan’ın Keşmir’deki baskısını “iç mesele” diye geçiştiren ikiyüzlülüğü reddediyoruz.

2026’DA NEYİ TALEP EDİYORUZ?

Biz 2026’da artık şunları talep ediyoruz:

GAZZE İÇİN YARDIM DEĞİL, ADALET

Gazze için koli değil, hesap sorulmasını istiyoruz.

Geçici ateşkes değil, kalıcı özgürlük istiyoruz.

Çocukların yaşamasını, bunun bir “lütuf” değil hak olduğunu söylüyoruz.

ÜMMET İÇİN KINAMA DEĞİL, İRADE

İslam ülkelerinden:

– Ortak tavır

– Ortak dil

– Ortak kırmızı çizgiler bekliyoruz

Kınama metinleriyle oyalanan bir ümmet değil;

bedel ödemeyi göze alan bir ümmet istiyoruz.

İNSAN HAKLARINDA ÇİFTE STANDARTLARIN BİTMESİ

İnsan hakları:

– Ya evrenseldir

– Ya da bir aldatmacadır

Müslüman söz konusu olduğunda askıya alınan hiçbir hakkı tanımıyoruz.

2026: SESSİZLİĞİN DEĞİL, ŞAHİTLİĞİN YILI OLMALI

2026’da artık şunu söylüyoruz:

Susmak tarafsızlık değildir.

Susmak, zalimden yana olmaktır.

Gazetecilik, bu çağda sadece haber yazmak değildir.

Gazetecilik, şahitliktir.

Biz:

– Mazlumu yazacağız

– Zalimden korkmayacağız

– Normalleşmeyeceğiz

Biz inanıyoruz ki:

– Güç, sadece silahta değil

– Hak, sadece mahkeme salonlarında değil

– Zafer, sadece askeri değil

İman; sabırla birleştiğinde, tarih değişir.

Bunu Filistin öğretti.

Bunu Bosna öğretti.

Bunu Kudüs öğretti.

2026’YA GİRERKEN SON SÖZÜMÜZ

Bu manifesto bir tehdit değildir.

Bir çağrıdır.

Zalimlere:

“Alışmayacağız.”

Mazlumlara:

“Yalnız değilsiniz.”

Ümmete:

“Uyanma vakti.”

Ve tarihe not düşüyoruz:

2026, zulme alışanların değil;

zulme direnenlerin yılı olacak.

Biz buradayız.

Kalemimizle, sözümüzle, şahitliğimizle…

Ve bu defter, artık sadece acıyı değil;

direnişi de yazacak.