ÜRETMEK VE FİNANSMANA ERİŞİM

Abone Ol

Ülke olarak üretmenin ne kadar önemli olduğunun altını her zaman çizmeye çalıştık çalışmaya da devam edeceğiz.

Bundan sonraki süreçte de üretmeden daha da önemlisinin katma değeri yüksek ürün üretmenin ülkemiz adına çok ama çok önemli olduğunu vurgulamayı bunun için de yol göstermeyi elimizden geldiği kadarıyla imkanlarımızın yettiği kadarıyla sürdüreceğiz.

Her zaman söylediğimiz “ülkemiz için üretmekten daha da önemlisi yerli üretmekten başka çarenin olmadığı” sözünün arkasında duracağız.

Üreteceğiz ama nasıl?

Üreteceğiz ama hangi ortamlarda üretmek bizler için daha kolay?

Üreteceğiz ama hangi desteklere ihtiyaç duyacağız ve ihtiyaç duyduğumuz destekler hangi zaman dilimlerinde bizlere sunulmalı?

Üreteceğiz ama rakiplerimizle nasıl rekabet edeceğiz?

Üreteceğiz ama ürettiğimiz hangi pazarlara nasıl fiyatlarla satacağız?

Üreteceğiz ama üreteceğimiz ürünlerin ülke ekonomisi içerisindeki yeri ne olacak?

Üreteceğiz ama üretmeye karar verdiğimizde atmamız gereken ilk adım ne olmalı?

Üreteceğiz ama üretimde kullandığımız kaynakların maliyetleri rakip ülkelerle kıyaslandığında hangi düzeyde kalmaktadır?

Üreteceğiz ama üretirken dikkat etmemiz gereken huşular nelerdir?

Vs. vs…. uzayıp giden bir sürü soru sağnağında en iyi kararı vermek ve verdiğimiz karar doğrultusunda yol almak işin ilk adımı olarak karşımızda durmaktadır.

Aslında bu soruların tamamının temelinde ekonomik anlamda üreticinin rahat hareket edeceği ortamın oluşturulması bulunmaktadır.

Yani finans konusunu çözen üreticinin önü yol alabildiğince açıktır ki bunu sağlayacak olan habitatın oluşturulması için tüm paydaşların ortak amaç doğrultusunda çalışmaları hayati bir durumdur.

Genel anlamda bakıldığında ise bu habitatın oluşturulması için ekonomi yönetiminin yapması gereken bazı hususlar vardır ki bunlar ön plana çıkmaktadır.

Bu anlamda daha önceki haftalarda da belirttiğimiz husus olan şartlar ne olursa olsun mali disiplinden taviz verilmemelidir.

Enflasyonun körüklenmesine vesile olan gıda ve konut sektörlerinde ekonomi yönetimi arz yönlü politikalar oluşturarak bütüncül bir çerçeve içinde hareket ederek enflasyonu dizginlemelidir.

Vatandaşın her türlü kazanımının güçlendirilmesi yönünde ekonomi politikaları belirlenerek uygulanmalı dolayısıyla da sosyal refah iyi düzeylere çıkarılmalıdır.

Ayrıca özellikle makroekonomik göstergeler üzerine iyi çalışılarak bunların en iyi seviyelere çıkarılması gerekmektedir.

Enflasyonun ortadan kaldırılması için tüm ekonomik paydaşlar var gücüyle çalışmalıdır.

Uluslararası gelişmeler göz önünde bulundurularak üreticilerin üretim alt yapılarını güçlendirici politikalar takip edilmeli ve özellikle de ürettikleri ürünleri rahat bir şekilde pazarlayabilecekleri pazar çeşitlendirme stratejilerini uygulayabilecekleri ortamlar ortaya konulmalıdır.

Gerek üreticinin gerekse de ihracatçının finansmana erişiminde yaşadığı tüm sorunlar çözülerek yola devam edilmelidir.

Finansmana erişimde yaşanılan problemlerden başlıcası yüksek faiz politikasından yavaş yavaş kurtulunması bu anlamda çok büyük önem taşımaktadır.

Bu bağlamda Merkez Bankasının 1 Mart 2026 tarihinden bu yana ilk defa bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlama kararı almasından ötürü ekim ayı ile birlikte faiz indirimine gideceğini düşündüğümü de ayrıca ifade etmek isterim.

Uygun ve düşük maliyetli finansman olanakları ile ülkemizde üretenin de ihracatçının da önünü hızla açmamız ülke ekonomimizin geleceği açısından çok ama çok önemlidir.