Veliaht Prens’ten inciler

Abone Ol

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Amerikan dergisi The Atlantic’e verdiği röportajda söyledikleri Arap sokağında konuşulmaya devam ediyor.

Batı kamuoyuna ve özellikle de Amerikan toplumuna hitap etme amacıyla gerçekleştirilen röportajla verilmek istenen mesajların başında ülkeyi fiilen yöneten genç prensin “İsrail’i düşman olarak görmüyoruz. Tam tersi, İsrail’e birçok konuda çıkarlara birlikte ulaşmaya çalışabileceğimiz potansiyel bir müttefik olarak bakıyoruz” cümleleri geliyor.

Veliaht Prens’in Suudi Arabistan ve İsrail arasında normalleşme noktasına gelmeden önce bazı sorunların çözülmesi gerektiği yönündeki sözlerini, “İsrailliler ve Filistinliler arasında barış sağlanması şartı” zannedenler yanılırlar.

Muhammed bin Selman’ın sözlerini “Suudi Arabistan toplumunun böyle bir adıma hazırlanması” ya da “normalleşme karşılığında Washington tarafından kendisine garanti edilecek ciddi bir takım tavizler” olarak okumak daha doğru olacaktır.

Röportajı yapan gazeteci Graeme Wood, Veliaht Prens’in zor sorular karşısında sesinin titrediğini ve gerildiğini, sürekli “balık yutan pelikan gibi” başını ileri geri hareket ettirdiğini söylüyor.

Gayri ihtiyari yapılan söz konusu hareketlerin psikolojide bir anlamı olsa gerek.

Kendisinden habersiz adım atamayacakları bilinen en yakınındaki adamların işlediği Cemal Kaşıkçı cinayetindeki rolü Muhammed bin Selman’ın peşini ölünceye kadar bırakmayacak gibi.

Tüm dünyada “reformcu genç lider” imajı oluşturmak isterken bir anda “testereli katil” olarak anılmaya başlayan Veliaht Prens’in çaresizce cinayetle ilgisi olmadığına ikna çabası Amerikan dergisine verdiği röportajda da dikkat çekiyor.

Fakat Muhammed bin Selman, ünlü gazetecinin katledilmesinin bilgisi dışında gerçekleştiğini söylerken bile kişiliği hakkında çok net ipuçları vermiş.

Kaşıkçı’nın tek bir makalesini dahi okumadığını öne sürerek, “Hakkımda eleştirel makaleler yazanlar için suikast listesi hazırlayacak olsaydım Kaşıkçı ilk bin kişi arasında bile olmazdı” demiş.

Ünlü gazeteciyi önemsiz göstermeye çalışırken mafya lideri gibi suikast listesi hazırlamaktan ve kendisine muhalif olan önemli kişileri katletmekten normal bir olaymış gibi bahsetmiş.

Veliaht Prens’in adamları tarafından İstanbul’da vahşice öldürülen ve cesedi yakılarak yok edilen Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın en ünlü gazetecilerindendi.

Kraliyet ailesine uzak biri değildi.

Suudi Arabistan istihbaratını yıllarca yöneten, Londra’da ve Washington’da büyükelçilik yapan Prens Türki El-Faysal’ın yanında uzun süre bulundu.

Suudi Arabistan’da yayınlanan El-Vatan gazetesinde genel yayın yönetmenliği yaptı ve Prens Velid bin Talal tarafından El-Cezire ve El-Arabiya ayarında yeni bir haber kanalı kurmakla görevlendirildi.

Ülkesinin iç ve dış politikası hakkındaki geniş bilgisi dolayısıyla Suudi Arabistan dışındaki televizyon kanallarının sıkça yorumlarına başvurduğu bir gazeteciydi.

Amerika’nın en ünlü gazetelerinden Washington Post’ta yazıyordu.

Suudi Arabistan gibi bölgenin ve İslam dünyasının önemli bir ülkesini fiilen yöneten Muhammed bin Selman’ın böyle bir yazarın tek bir makalesini dahi okumadığını söylemesi kendisi için övünülecek bir şey olmasa gerek.