Vesayetin andına dönülecek mi?

Abone Ol

Türklüğü kafatasını ölçerek tespit eden, ezanı Türkçeleştiren ve daha birçok ırkçı ve gayr-i dini uygulamalara imza atan zamanın Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in 1932 yılında yazdığı “Andımız” 2013 yılında bir yönetmelik değişikliği ile kaldırılmıştı.

Beş yıl sonra Danıştay 8. Dairesi, ilköğretim okullarında uygulanan “Öğrenci Andı“nı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etti. Bu kararıyla Danıştay, yürütmenin yetkisini yok saymakla kalmamış, kendini yürütmenin yerine koyarak haddini aşmıştır.

Mutlak güç sahibi olan Allah bile insanları inançlarında, düşüncelerinde serbest bırakmış, dinde zorlamanın olmayacağını (Bakara 256) ayetlerinde net bir şekilde ifade etmişken küçücük çocukları, “Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğine” ant içtirmek zorbalıktır, özgür iradeyi hiçe saymaktır.

Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz. Bir Müslüman varlığını ancak Allah’ın rızası ve yolunda feda ettiğinde kurtuluşa erer. Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de insanların varlığını Türk varlığına armağan etmelerini dayatmak şirktir, zulümdür, gayr-i insanidir.

Andımız”a karşı çıkmak ırkçılığa, militarizme, faşizme ve şirke karşı çıkmaktır. Yoksa bir insanın Türk olmasında, bunu dile getirmesinde, sahiplenmesinde hiçbir sıkıntı yoktur. Sorun Türklüğünü başka ırkların üstünde görmek, diğer ırklara mensup insanların varlığını Türklüğe armağan etmelerini dayatmaktan geçmektedir.

İslam ne Türklüğün, Kürtlüğün, Araplığın altını çizerek ırkları öne çıkarır, ne de bunların üstünü çizerek yok sayar. Anne ve babalarımızı seçemeyen bizlere, ırkınızı başkalarından üstün görmeyin, ırkınızdan da yerinmeyin der.

Yaradılıştan gelen özelliklerimizi İslam’ın üzerinde gördüğümüzde nifak, bölücülük ve fitneye sebep olurken, bunları İslam’ın altında fıtri özellikler olarak kabul ettiğimizde ise tanışmaya, kardeşliğe, barışa, huzura ve nihayetinde bir olmaya vesile oluyor.

Türklüğü üst çatı olarak dayatmak ülkeyi bölmenin önünü açar. Türklüğün altını ne ile doldurursanız doldurun nihayetinde bir ırkın adını temsil ettiği için Anadolu’nun tamamını kuşatması mümkün olmayacaktır. Müslüman bir ülke olan Türkiye’yi bir, diri ve güçlü kılacak yegâne çatı İslamiyet’tir. Bu şemsiyenin altında buluşmaya, omuz omuza mücadele etmeye kimsenin itirazı olmayacaktır.

AK Parti’nin Erdoğan liderliğindeki 16 yıllık iktidarında vesayet ile nasıl mücadele ettiğine hepimiz şahidiz. Bu kadar kazanım ve yol almadan sonra “Andımız” garabetinin bir mahkeme kararıyla tekrar geri gelmesi insanlarda tekrar soru işaretlerine sebep olmuştur. Zira darbelerin mahsulü olan mevcut Anayasa değişmediği sürece vesayetin kendini tekrar dayatması tek bir yönetmeliğin değişimine bakacaktır.

Özgürlüklerimizi sadece yönetmeliklerdeki değişiklerle garanti altına almamız mümkün değildir. Birçok muhtıra ve darbeyi alaşağı eden AK Parti’nin en güçlü olduğu dönemde bile yetkisini aşan bir mahkeme bizlere çok rahat vesayeti dayatabiliyor. Danıştay’ın bu kararı Yeni Anayasa’yı bir an önce yapmanın ne kadar hayati olduğunu hepimize tekrar göstermiştir.