☰
✕

YAĞMUR STRATEJİSİ: DEVLETTE UYUM, MİLLETTE BİRLİK

Abone Ol

Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Yağmur Stratejisi”, Cumhur İttifakı’nın yalnızca seçim dönemlerinde kurulmuş bir siyasi ortaklık olmadığını, devlet yönetimine ilişkin uzun vadeli bir perspektif taşıdığını anlatan güçlü bir siyasi çerçeve.

Bahçeli’nin formülü son derece açık: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı.

Bu yaklaşımın en dikkat çekici tarafı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sadece yürütmenin güçlendirilmesi üzerinden okumaması. MHP’nin üç hilalinden hareketle yasama, yürütme ve yargının birbirine rakip değil, devlet düzeninin birbirini tamamlayan üç temel sütunu olduğu vurgulanıyor. “Yağmur” benzetmesi de buradan geliyor: Devletin kurumları arasında uyum sağlanırsa bunun bereketi ekonomiden güvenliğe, toplumsal huzurdan dış politikaya kadar milletin üzerine yağacak.

Aslında Bahçeli’nin siyasette uzun zamandır savunduğu çizginin yeni bir kavram altında sistemleştirilmesi bu. 15 Temmuz sonrasında şekillenen Cumhur İttifakı, 2017 anayasa değişikliği ve 2018’de fiilen başlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye’nin yönetim mimarisi yeniden kuruldu. Şimdi Bahçeli bu mimarinin istikrar, kurumsallaşma ve Türk dünyası vizyonuyla ikinci aşamaya taşınmasını öneriyor.

Burada özellikle “Türk Asrı” vurgusu önemli. Çünkü mesele yalnızca Ankara’daki siyasi denge değil. Türkiye’nin Türk dünyasıyla geliştirdiği ilişkiler, Türk Devletleri Teşkilatı ve Ankara’nın Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan etki alanı düşünüldüğünde Bahçeli içerideki siyasi istikrarı dışarıdaki jeopolitik iddiayla birleştiriyor.

Ve belki de metnin en güçlü tarafı burada:

Erdoğan’ın güçlü yürütmesi, MHP’nin yasamadaki ağırlığı ve Cumhur İttifakı’nın siyasi birlikteliği birbirinin alternatifi değil; aynı devlet tasavvurunun parçaları olarak tarif ediliyor.

Bahçeli buna “Yağmur Stratejisi” diyor.

Bence daha yalın tercümesi şu:

Devlette kavga değil ahenk, siyasette savrulma değil istikrar, dünyada edilgen Türkiye değil Türk Asrı.

Ve Türkiye’nin etrafındaki coğrafyanın giderek daha sert bir güç mücadelesine sürüklendiği bir dönemde, devlet aklının ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: güçlü yürütme, güçlü Meclis, sağlam kurumlar ve ortak bir millî istikamet.