Yağmuri…

Abone Ol

Sanırım çoğumuz şuur altlarımızda mazilerimize doğru bir yolculuk yaparız. Ve bu yolculukta varabildiğimiz, hatırlayabildiğimiz, kendimizi bulduğumuz kıt kanaat hatırladığımız tahayyüle ineriz. Hepimizin zihninde aslında kendimizi tanıdığımız ve hatırladığımız bir ilk tablo ve ilk manzara vardır. Hayatlarımız aslında hep o ilk noktadan başlar…

Kendi adıma şuur altımda böyle bir mazi yolculuğuna çıktığımda varabildiğim son nokta kerpiçten yapılmış bir köy evinin avlusunda, sicim gibi yağan bir yağmurun altında ağladığım çocukluk manzarasına varırım.

Henüz 4 ya da en fazla 5 yaşlarında olmalıydım. Uyandığımda annemi bulamamış ve ağlayarak odadan yalın ayak köyümüzdeki evin avlusuna çıkmış ve yağan yağmurun altında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Kendimi hatırlayabildiğim mazimdeki son noktadır bu müstesna tablo. Daha öteyi yâd edemiyorum.

Kendimle tanıştığım zihnimdeki o ilk görüntünün bir yağmur hatırası olmasından mıdır bilmem, yağmur ruhlu biri olduğumu düşünürüm hep. Kimilerine son derece kasvetli de gelse 365 gün aralıksız yağmur yağsa asla hayır demem. İç dünyamı ve duygularımı tanımlayan en güçlü kavramdır yağmur.

Yağmuri bir ruhum ve iç dünyam vardır bu yüzden…

Yağmuru izlemek beni müthiş derecede dinlendirir. Hele de demli bir bardak çay eşliğinde. Yağmur kokusu ve yağmurla buluşmuş toprak kokusu ise zihinleri açan göğüsleri genişleten eşsiz bir ilahi misk gibidir.

Rivayet olunur ki insanoğlu halk edilirken yaratıldığı çamur 39 yıl hüzün 1 yıl ise sürur yani mutluluk yağmurları altında bekletilmiştir. Bu nedenledir ki hayatlarımızdaki mutluluğun hüzün, acı, endişe ve kaygıya oranı kırkta birdir.

Evren yaratıldıktan sonra yeryüzüne düşen ve toprakla buluşan ilk yağmur damlasını merak etmişimdir hep. Rab’den aldığı kün emriyle yeryüzü ile buluşan o yağmur damlasının bir adı da olmalı mutlaka. Cennete düşen ilk yağmur damlasına tuana denildiği gibi yeryüzüne düşen o eşsiz yağmur damlasının da bir adı olmalı.

Pakistanlı yıllarımda muson yağmurları ile tanışmıştım. Gökyüzü yemyeşil yağmur dolu bulutlarla bir anda kararır ve bardaktan boşanırcasına yeryüzüne inen rahmet sele dönüşürdü. Evlerin apartmanların çatısız damlarına çıkan Pakistanlılar muson altında ıslanmaktan keyif alırlardı.

Yağmurda ıslanırken tenime düşün her bir damla yağmurun âlemlerin Rabbi tarafından gökyüzünden bedenlerimizle birlikte ruhlarımızı da arındırmak için gönderildiğini, yağdırıldığını düşünür ve hissederim.

Önce tenleri okşayan ipeksi, ılık bir rüzgar ve ardından bir ilahi senfoni, beste misali çiselti. Rahman’ın insanoğluna bahşettiği en büyük nimettir yağmur. Bir daha asla yağmamak üzere son yağmur damlasının yeryüzü ile buluştuğunu düşünün. Sanırım bu kıyametin de başladığı an demektir.

Tüm bunlara bakınca rüzgârlar ve yağmurlar meleği Mikail olmak ne kutsi bir atanmışlık.

Nisan yağmuru en müstesna yağmurdur. Birçok faydası vardır. Yine rivayet olunur ki; yılanların zehri, balıkların incisi, bal arısının balı gibi pek çok harikulade nimet hep bu yağmurun suyundan oluşur. Nisan yağmuru zahmetlere rahmet, dertlere devâ, hastalılara şifâdır. Sular içerisinde en saf su Nisan yağmurunun suyudur.

Belirli günlerde toplanması tavsiye olunan Nisan yağmurlarını ihmal etmeyin derim.

Tonlarca ağırlıktaki yağmur bulutlarını yılgın rüzgârların sırtına vurup kıta kıta gezdiren, yağdıran Rabbe milyonlarca kez secde ve hamdolsun.