YAP-İŞLET-DEVRET DEĞİL, VATANDAŞA ZULÜM SİSTEMİ

Abone Ol

Kimse kusura bakmasın.

Yap-işlet-devret modeliyle çalışan otoyolların tahsilat süreci, bazı avukatlık bürolarının elinde vatandaşa zulme dönüşmüş durumda.

Abartmıyorum.
Bizzat yaşadım. Anlatayım.

Hikâye Nasıl Başladı?

Geçtiğimiz günlerde Avrasya Tüneli’nden geçmişim.
Aracımda HGS var.
Ama bir şekilde ödeme banka hesabımdan çekilmemiş.

Olabilir.

İnsanlık hali…
Gözden kaçmış, unutmuşuz.

Kısa süre sonra bir yazı geldi.

Avukatlık bürosundan.

“Cezalarıyla birlikte 1.250 TL ödemeniz gerekiyor, aksi halde haciz işlemi başlatılacaktır.”

Ne yaptım?

Hiç uzatmadım.
Ödedim.
Dekontu da gönderdim.

Konu kapandı sandım.

Asıl Hikâye Burada Başlıyor

Aradan birkaç hafta geçti.

Bir sabah kalktım…

Banka hesaplarımda 2.000 TL haciz.

Şimdi durup düşünelim:

Borcu ödemişim.
Dekontu iletmişim.

Peki bu haciz neyin nesi?

Birinci Problem: “sistem tahsilat için değil avukatı zengin etmek için kurulmuş”

Diyelim ki ödeme yapılmadı.

Bu durumda ne beklersiniz?

Bir telefon.
Bir mesaj.
Bir hatırlatma.

Hiçbiri yok.

Avukatlık bürosu sizi aramaz.
Mesaj atmaz.
İletişim kurmaz.

Direkt icra sürecine girer.

Yasal mı?

Evet.

Ama şu soruyu sormak lazım:
Her yasal olan adil midir?

Bir telefonla çözülecek mesele neden icraya taşınır?

Çünkü amaç tahsilat değil…
süreci büyütmek.

İkinci Problem: Gizli Masraflar

Bana gönderilen yazıda borç net:

1.250 TL.

Altına IBAN koymuşlar.
“Buraya ödeyin” demişler.

Ödedim.

Ama meğer hikâye bitmemiş.

Sonradan öğreniyoruz ki:
Avukatlık masrafları var.

Peki bu bilgi ilk gelen ihbar yazısnda var mı?

Yok.

Sonuç?

Borcu ödediğiniz halde…
Haciz geliyor.

Neden?

Çünkü süreç uzadıkça, evrak çoğaldıkça,
kazanan avukatlık bürosu oluyor.

Sistemdeki Boşluk

Kendi avukatımı aradım.

Dediği şu:

“Bu sistemde boşluk var. Ve bu boşluk kullanılıyor.”

Yani mesele tekil bir olay değil.
Bir yöntem. Oradaki boşluk kurnaz avukatlık büroları için bir sisteme dönmüş.

Ben sosyal medyada paylaştım bu durmu .

Yüzlerce insan aynı durumu yaşadığını yorumlarda belirtti.

Demek ki sorun benim değil.
Sorun sistemin kendisi.

Asıl Sorun Ne?

Devletin yaptığı yollar…

Milletin vergisiyle yapılan altyapı…

Ama tahsilat süreci,
vatandaşı korumak yerine
birilerinin kazanç kapısına dönüşmüş.

Bu kabul edilebilir bir durum değil.

Kimse bu yollara para ödemekten kaçmıyor.

Kimse “ödemem” demiyor.

Ama kimse de bilerek tuzağa düşürülmek de istemiyor.

Bu yüzden buradan açık bir çağrı yapıyorum:

Bu sürecin denetlenmesi gerekiyor.
Bu boşluğun kapatılması gerekiyor.
Bu sistemin vatandaşı koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumların bu konuyu incelemesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Çünkü bu mesele artık bireysel değil…

Toplumsal bir adalet meselesi.