Her zaman diyoruz ya; artık eski Türkiye yok yeni Türkiye var diye… Ama eskisiyle yenisiyle Türkiye’de yaşayanlar hep aynı kişiler. İşte burada sosyolojik olarak değişim işin içerisine giriyor. Madem eski Türkiye yok yeni Türkiye var o vakit bizlerde artık klişeleşmiş sosyolojik uygulamalardan bir nebze de olsa değişim yapmak zorundayız.
Önümüz Kurban Bayramı. Bu bayramın en büyük özelliği ise yardımlaşmaktır. Bu yardımlaşma olgusunu bazılarımız elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan gerçekleştirirken, bazılarımız ise çeşitli ritüellerle birlikte bu yardımı gerçekleştirmektedir. Son yıllarda bayram tatili günlerinin artması ve bununla beraber bizlerin kurbandan ziyade bir tatil havasına girmesi kaçınılmaz bir görüntüdür. Ve bu tatil olgusunun eksiksiz yerine getirilmesi içinde kurbanlarımız çeşitli kurum ve kuruluşlara verilerek fakir fukaraya ulaştırılması sağlanıyor. Peki buradaki kurum ve kuruluşlar kim? Aracı kurumlar. Evet; yapacağımız iyiliklerimiz bile aracılar tarafından sağlanmakta. Bu kendi kendimize vermiş olduğumuz zarar çünkü iyiliği bile beceremiyor başka ellerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Birde iki arka sokakta oturan Suriyeli El Recco ailesine vermiş olduğumuz zarar var ki bu en önemli zarar. Çünkü komşumuz aç yatarken biz tatildeyiz.
Kurumlar aracılığıyla yapmış olduğunuz yardımlar El Recco ailesine ne zaman ulaşır Allah bilir… Yardımda önceliğimiz komşularımız olmalı. Bunu aracılarla ile değil bizzat elden vererek hem insanlığımızı tazelemeliyiz hem de dertlerle hemhal olmalıyız. Değerlerimizin metalaşmasından ve dünyevi değişimlerin bizi değiştirmesinden kendimiz arındırmamız gerekir. Sosyolojik olarak toplumsal tabanımızı sağlam oluşturmalı ki sahip olduklarımızın idrakine varalım. Senin vermiş olduğun et kurumlar aracılığıyla komşuna gidiyor ve ne sen bunu biliyorsun ne de komşun seni biliyor! Düşünsenize! Varsınız ve anlamınızı bilmiyorsunuz. Ne korkunç! Bu durum bizim boynumuzda eğreti duran, “Ben aslında bu değilim, olmam gereken ben de bu değilim, kurtarın beni” diye bağıran kravatlarımızı biran önce düzeltmeli. Varın bir gün geç gidin tatile ama mutlu gidin.
Derdimiz et falan değil. Bu ülkenin çöplerinin bereketi meşhurdur. Allah rızkını arayan kullarını görür. Derdimiz eğer herkes sokağındaki fakir fukarayı tanır ve yardımını ederse o cadde kurtulur, cadde kurtulursa mahalle kurtulur, mahalle kurtulursa ilçe kurtulur, ilçe kurtulursa şehir kurtulur, şehir kurtulursa da ülke de fakir fukara kalmaz, ülke de aç insan kalmaz ve ülke kurtulur. Kurumlar aracılığıyla yardımını yapıp “Haklı olma”yı değil bizzat yardımı götürüp “Mutlu olma” imkânını tepenlerimiz bir kez daha düşünmeli.