Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçlerine ait "2 Aralık" haber sitesinde yayımlanan açıklamada, Salih'in bölgedeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.
Hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmaların sürdüğünü belirten Salih, Yemen'in batısındaki Husi saldırılarında hükümet güçlerinin "ağır bedeller ödediğini", ölü ve yaralılar olduğunu ifade etti.
Sahadaki gelişmelere ilişkin istişarelerin sürdüğünü aktaran Salih, Arap Koalisyonu liderliğindeki hükümet güçlerinin askeri birlikleri yeniden organize etmek amacıyla Taiz'deki Muha kentinin güneyinde güvenli bir bölgede komuta merkezi kurma kararı aldığını bildirdi.
Husilerden "ilerleme" iddiası
Öte yandan Yemen'de hükümet güçleri Husilerin balistik füzelerle saldırılar düzenlediğini duyururken, Husiler ülkede kontrol altında tuttukları birçok noktanın Suudi Arabistan savaş uçaklarıyla vurulduğunu açıkladı.
Yemen basınında Husilere yakın kaynakların aktardığı haberlerde ise Husilerin Hudeyde'nin güneyindeki Hays ve El-Huha ilçelerini kontrol altına aldığı iddia edildi.
Husilerin, Halid bin Velid Kampı ve çevresinde ilerlediğini söyleyen kaynaklar, bu durumun lojistik destek yollarının kesilmesine imkan sağlayabileceği için hükümet güçlerinin çekildiği tahmininde bulunuyor.
Husilere bağlı "El-Mesira" televizyon kanalının haberine göre, Husilerin Esir İşleri Komite Başkanı Abdulkadir el-Murtaza, batı kıyısındaki hapishanelerde tutulan "tüm esirlerinin" serbest bırakıldığını iddia etti.
Murtaza, serbest bırakılanların sayısına ilişkin bilgi vermedi.
Yemen hükümetinden söz konusu iddiaya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.
Husilerin, Babulmendeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle stratejik öneme sahip Taiz ilindeki Muha kentine doğru da ilerlediği öne sürüldü.
Yemen hükümetinden Husilerin kenti veya limanı kontrol altına aldığına ilişkin resmi doğrulama gelmedi.
Husilerin Zukar Adası'nı kontrol altına aldığı öne sürüldü
Yemen'deki özel haber platformu El-Hudhud, Husilerin Zukar Adası'nı kontrol altına aldığını bildirdi ancak adanın nasıl ele geçirildiğine veya bölgede çatışma yaşanıp yaşanmadığına ilişkin ayrıntı vermedi.
Husiler veya Yemen hükümet güçlerinden söz konusu iddiaya ilişkin resmi açıklama yapılmadı.
Hudhud'un diğer haberinde de Husilerin Babulmendeb Boğazı yakınlarında bulunan Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarına ulaştığı ileri sürülürken, Husilerden ve hükümet güçlerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Kızıldeniz'de Babulmendeb Boğazı yakınında bulunan Zukar Adası, uluslararası deniz ulaşımının önemli güzergahlarından birinin yakınındaki konumu nedeniyle stratejik değer taşıyor. Ada, bölgedeki deniz trafiğinin yanı sıra askeri ve deniz hareketlerinin izlenmesi açısından da önem arz ediyor.
Ada, daha önce Yemen hükümetine bağlı, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi Tarık Salih'in komuta ettiği "Ulusal Direniş" güçlerinin kontrolündeydi.
Anadolu Ajansı, söz konusu haberleri bağımsız kaynaklardan doğrulayamadı.
Muha kenti stratejik konumuyla öne çıkıyor
Yemen'in güneybatısında Babulmendeb'e yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta yer alan Muha kentinin doğusunda ülkenin en büyük üçüncü vilayeti Taiz'in merkezi bulunuyor.
Kent, Süveyş Kanalı'na gidip gelen gemilerin kullandığı deniz güzergahının da yakınında bulunuyor.
Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan kentlerden Muha, kontrol edebilmesi durumunda Husilerin, Babulmendeb yakınında Yemen kıyısındaki askeri ve lojistik ağırlığını artırması anlamına geliyor.
Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümet güçleri için de Taiz kentiyle kara bağlantısı olan Muha kenti, lojistik açıdan büyük bir öneme sahip.
Husilerin bu güzergahı kesmesi halinde Taiz ve çevresindeki Yemen hükümet güçlerinin kıyıdaki ikmal hattıyla bağlantısının kopabileceği belirtiliyor.
Suudi Arabistan'dan gelen destek akamete uğrayabilir
İkmal hatlarında yaşanabilecek bir aksamanın, Yemen hükümetine Suudi Arabistan'dan sağlanan desteği sekteye uğratabileceği belirtiliyor.
Böyle bir durumun ise Husilere Arap Denizi'nde yeni bir avantaj sağlayabileceği ve Kızıldeniz'deki kontrol alanlarını güneye doğru genişletmelerine imkan tanıyabileceği değerlendiriliyor.
Kıyı koridorunun kontrolünde stratejik öneme sahip Muha, Hürmüz Boğazı'nın çatışma sahasına dönüşmesiyle Babulmendeb'in Yemen kıyısındaki askeri dengeler açısından daha kritik bir konuma geldi.
Husiler: Uluslararası deniz ulaşımı güvenli kalacak
Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Abdulaziz bin Habtur da Husilere bağlı "Saba" haber ajansına yaptığı açıklamada, uluslararası deniz ulaşımının güvenli kalacağını söyledi.
Bin Habtur, batı kıyısında yaşanan gelişmelerin Yemen'in egemenlik meselesi olduğunu savundu.
Yemen'in toprakları, kıyıları ve kara suları üzerinde kontrol sağlamalarının uluslararası deniz ulaşımına tehdit oluşturmadığını ileri süren Bin Habtur, "Uluslararası deniz ulaşımı güvenli kalacak." dedi.
Alimi, Babulmendeb'e yönelik tehdidin küresel ticareti etkileyeceğini söyledi
Yemen haber ajansı SABA'ya göre, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da görev süresi dolan Mısır'ın Yemen Büyükelçisi İhab Ebu Seri'i kabul etti.
Görüşmede, Yemen'deki son gelişmelere değinen Alimi, İran destekli Husileri, İran Devrim Muhafızları ve onun müttefiki diğer gruplarla tecrübe paylaşımı yaparak her düzeyde gerilimi tırmandırmakla suçladı.
Alimi, İran rejiminin, Husilerin Babulmendeb ve Kızıldeniz'de etkin olması ve böylelikle Tahran yönetimi üzerindeki baskının maliyetini tüm bölge ile küresel ticaretin ödemesi için çalıştığını kaydetti.
Babulmendeb'in hayati uluslararası bir su yolu olduğunu belirten Alimi, ona yönelik herhangi bir tehdidin doğrudan Kızıldeniz'i, Süveyş Kanalı'nı ve küresel ticareti etkileyeceğini dile getirdi.
Alimi, Yemen sahil şeridinin korunması ve hükümetin tüm Yemen topraklarında, kara sularında ve limanlarında kontrolü sağlamasının ülkenin olduğu kadar Mısır'ın, diğer Arap ülkelerinin ve tüm dünyanın menfaatine olduğunu aktardı.
Yemen'den BMGK'ye çağrı: Husilerin ilerleyişine karşı Kızıldeniz ve deniz ticareti için kararlı tutum alın
Yemen resmi haber ajansı SABA'nın haberine göre Yemen Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Afrah Abdülaziz el-Zuvbe, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) Başkanı Jerome Bonnafont ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e Yemen'in Taiz ve Hudeyde illerindeki askeri gelişmelerle ilgili mektup gönderdi.
Zuvbe, Husilerin İran tarafından desteklendiğini belirttiği askeri hareketlerinin Taiz'in batısı ve Hudeyde'nin güneyinden Babulmendeb ve Kızıldeniz'e komşu batı sahil bölgelerine doğru ilerlediğini belirtti.
Bu hareketlerin "yerel ve münferit bir askeri gelişme olarak değerlendirilemeyeceğini" ifade eden Zuvbe, Husilerin ve İran'ın bölgedeki etkisini artırmaya yönelik daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı.
Zuvbe, söz konusu gelişmelerin Husilerin ve destekçilerinin dünyanın en önemli deniz geçiş güzergahlarından birini tehdit etme ve uluslararası deniz ulaşımını kontrol etme kapasitesini artırabileceğini kaydetti.
Husilerin daha önce Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari gemileri hedef aldığını ve İran'dan destek alarak silah temin ettiğini dile getiren Zuvbe, bu durumun bölgedeki gelişmelerin oluşturduğu riski artırdığını belirtti.
Yemen, sivillere yönelik saldırılar konusunda BM'den destek istedi
Zuvbe, Husilerin saldırıları nedeniyle konut bölgelerinin ve yerinden edilmiş kişilerin kamplarının yanı sıra sivil ve eğitim tesislerinin hedef alındığını ve bunun yeni yerinden edilme dalgalarına ve artan insani ihtiyaçlara yol açtığını dile getirdi.
BM'ye, BM kuruluşlarına, bağışçı ülkelere ve insani yardım kuruluşlarına çağrıda bulunan Zuvbe, saldırılardan etkilenen siviller ile yerinden edilen ailelerin ihtiyaçlarına acil müdahale edilmesini istedi.
Yemen devletinin toprakları, kıyıları ve limanları üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmesinin ve deniz geçişlerinin güvenliğini sağlamasının Yemen ve bölgenin güvenliği açısından zorunlu olduğunu belirten Zuvbe, Yemen toprakları ve kara sularının bölge ülkeleri ile uluslararası deniz ulaşımı ve ticaretini tehdit etmek amacıyla kullanılmasının önlenmesi gerektiğini kaydetti.
Zuvbe, BMGK'ye Husilerin tırmanan saldırılarına ve bunun Yemen'in, bölgenin, Kızıldeniz'in ve Babulmendeb'in güvenliği üzerindeki risklerine karşı "açık ve kararlı bir tutum" alması çağrısı yaptı.
Husilerin sivilleri, yerinden edilmiş kişilerin kamplarını ve sivil altyapıyı hedef almasının kınanmasını isteyen Zuvbe, saldırıların durdurulması ve Husilerin uluslararası insancıl hukuka uymasının sağlanması için gerekli baskının uygulanmasını talep etti.
Zuvbe ayrıca Husilerin uluslararası deniz ulaşımı ve ticaretine yönelik devam eden tehditlerinin ciddiyetle ele alınmasını, ilgili BMGK kararlarının etkin biçimde uygulanmasını istedi.
Bu kapsamda özellikle BMGK'nin 2140 ve 2216 sayılı kararlarına işaret eden Zuvbe, Husilere silah, teknoloji, uzmanlık ve finansman akışının durdurulması için gerekli tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.
Yemen hükümetinin ülke topraklarını, kıyılarını, limanlarını ve kara sularını koruma kapasitesinin desteklenmesini isteyen Zuvbe, uluslararası deniz geçişlerinin güvenliğinin sağlanması gerektiğini ifade etti.
İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana'nın yanı sıra Yemen'in bazı bölgelerini kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise Mart 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.