Yemen’in Lübnan’laştırılması…

Abone Ol

Suudi Arabistan’ın Yemen üzerindeki etkisi, ülkedeki İran yanlısı Şii kesimi rahatsız etmiş ve 1990’lı yıllarda İran’ın desteğiyle önceleri Mü’min Gençler Hareketi, daha sonra da Husi Hareketi olarak bilinen örgütler güçlenmişti. Liderliğini Hüseyin Bedruddin el Husi’nin yaptığı hareket İran’ın arka çıkmasıyla kısa sürede kendini gösterdi.

Husiler, Türkiye’de bilinenin aksine Zeydi değil, İran Devrimi ile beraber yine bu ülke tarafından Şialaştırılan, 12 İmam Şia’sına bağlı bir aşirettir. Yani bu anlamıyla “Husi” ismi, bir dini kesimden ziyade bir aşiret ismine karşılık gelir. Husiler söylem olarak kimlik mücadelesini verdiğini iddia eden Zeydilerin bir kısmını temsil eden bir hareket. Ancak gerçekte Zeydi inanışını terk edip Şia inancına döndükleri biliniyor.

Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur Hadi, Husilerin Sana’yı ele geçirmesinden sonra Aden’e kaçmıştı. Körfez İşbirliği Konseyi’ni Yemen’e müdahaleye çağıran Cumhurbaşkanı Hadi, buranın ‘uçuşa yasak bölge’ ilan edilmesini de istedi. Hadi’nin çağrısına yanıt veren Suudi Arabistan, Yemen’e yönelik askeri operasyon başlattı. 10 ülkenin katıldığı operasyonda İran destekli Şii Husilerin denetimindeki başkent Sana havadan bombalandı.

Yemen; bugün Şii Husi isyancılar, Sünni aşiretler, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, İran, El Kaide ve şimdi de Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) çıkarlarının çatıştığı bir savaşın içinde. Bu savaş “bölgesel” bir savaşa gebe.

En çok korkulan ise, Körfez İşbirliği Konseyi ile İran’ın bu bombalamayla birlikte “Yemen üzerinden” savaşmasıdır. Bu da Yemen’in Lübnanlaşması korkusunu beraberinde getiriyor. Çünkü İran’ın Yemen’de üstündeki etkisinden bahseden İran Devrim Muhafızları Komutanı General Hüseyin Selami, Husi Ensar-ul Hizbullah’ın, İslam Devrimi’nin temel prensipleriyle hareket ettiğini ifade etmişti.

Buna benzer bir ifade de İran lideri Ali Hamanei’nin Dış İlişkiler Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti’den gelmişti. Velayeti, “Hizbullah’ın Lübnan’da oynadığı rolü Husilerin de Yemen’de oynamasını ümit ettiklerini” açıklamıştı. Bu tür demeçler, Yemen’in yıkıcı bir mezhep çatışmasına sürükleneceği kaygısına yol açmıyor değil. Yemen’de 2011 yılında bir halk isyanıyla devrilen eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in, Husilerin de üyesi olduğu kuzeydeki Zeydi aşiretler ve üst düzey ordu komutanları arasında hala güçlü bir etkisi var. Bazı iyi donanımlı seçkin Cumhuriyet Muhafızları Birlikleri, hâlâ ona sadakatle bağlılar. Bu durum Husilere de rahat hareket alanı tanıyor.

Suudi Arabistan’ın düzenlediği operasyonun en büyük sebebi Husilerin Bab-ül Mendeb Boğazı’nı ele geçirmesini önlemek için. Kızıldeniz’i Aden Denizi’ne bağlayan Bab-ül Mendeb Boğazı’ndan yılda yaklaşık 20 bin gemi geçiyor. Üstelik Boğaz, stratejik açıdan da Aden’de oldukça kritik bir konumda.

Bu nedenle İran destekli Husilerin Boğaz’a ulaşması ihtimali demek, Kızıldeniz ve Umman Denizi üzerinden Arap ülkelerinin güvenliğine ve Mısır’ın yeni kanal projesine tehdit demek. Operasyona bu endişeyi taşıyan 10 ülke, buradan hareketle katılıyor. Çünkü Hürmüz Boğazı’ndan sonra buranın da İran tarafından ele geçirilmesi istenmiyor.