Ülke olarak içinden geçtiğimiz sürece bir isim vermek isteseydik sürecin adı şüphesiz Adalet Devrimi olurdu.
Adalet neferlerinin mücadelesi çok çetin, ama çok kararlı ve güçlü bir duruş ve tavırla, taviz verilmeyen hukuk devleti prensipleri, ülkemizin vazgeçilmezi oluyor, herkes kanun önünde eşit şekilde, adaletin yumuşak yönü olan koruma, ve sert yüzü olan yaptırım ve cezalardan payını alıyor.
Bu mücadelenin hedeflerinden biri de ülkemiz için çok kritik bir sorun haline gelmiş olan yeni nesil suç örgütleriydi.
Bunlar birden ortaya çıkıp yayıldı.
Suçun şekli değişiyordu, bir zamanlar karanlık sokaklarda, kapalı kapılar ardında örgütlenen suç yapıları bugün sosyal medyanın tam ortasında boy gösteriyordu.
Silahlarla verilen pozlar…
Lüks otomobiller…
Deste deste paralar…
Tehdit videoları…
Ve bütün bunların altında henüz hayatın başındaki gençlerin hayranlık dolu yorumları.
Ve ülkemizin geleceğini felakete sürükleyebilecek bir niteliğe büründü yeni nesil örgütler.
Bunlar yalnızca güvenlik güçlerinin mücadele etmesi gereken birkaç suç grubundan ibaret değildi.
Çünkü mesele artık sadece suç işlemek değildi.
Suçu bir yaşam biçimi gibi pazarlamaktı.
Gençlere, çalışarak yıllarca elde edemeyecekleri hayatın suç yoluyla birkaç ayda elde edilebileceği yanılsamasını sunmaktı…
Parayı, silahı ve korkuyu güç göstergesi hâline getirmekti…
İşte tehlikenin asıl büyüdüğü yer burasıydı.
Bir genç, elinde silahla sosyal medyada yüz binlerce kişiye ulaşabiliyorsa mesele artık yalnızca bireysel suç değildir.
Toplumun geleceğine yönelen bir tehdittir.
Ancak son dönemde bu organize suç yapılarına yönelik art arda gerçekleştirilen çok etkili operasyonlar bu örgütleri bitme noktasına getirdi.
Bilindiği gibi, bu örgütlerin ana merkezi, doğdukları, büyüdükleri ve faaliyetlerini gerçekleştirdikleri ve geliştirdikleri bölgeler, Bakırköy Adliyesi'nin yargı alanına giren bölgeler.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman göreve atandığından beri, bu örgütlere karşı verilen mücadeledeki, yoğunluk ve kararlılık bu örgütlere ağır darbe vurdu.
Ancak bu ağır darbenin de ötesinde, operasyonlar sayesinde, bu örgütlerin insan kaynağını kuruttuğunu, çocuklarımızın, gençlerimizin bu bataklıktan korunduğunu görüyoruz.
Henüz okul sıralarında olması gereken çocukların artık suç örgütlerinin tetikçisi olmadığını görüyoruz.
Bu operasyonlar, çocukların, bir suç örgütü liderini öğretmeninden, sporcudan, bilim insanından daha güçlü bir rol model olarak görerek bu karanlık dehlizlerde yitip gitmesinin önüne geçiyor.
Artık gençler şunu görüyor; Sosyal medyada gördüğü birkaç lüks otomobil ve para destesi uğruna kendi geleceğini ateşe atarsa, ölüm ya da cezaevinde sonlanan bir ömürle karşı karşıya kalacak.
Silahlı saldırı yapanın da, haraç isteyenin de, insanları tehdit edenin de, çocukları suça sürükleyenin de karşısında hukuk bütün ağırlığıyla duruyor.
16 Ekim 2025 Tarihli yazımda;
'Her ne kadar bu çetelerin Kolombiya patentli, 'raconu' olmayan suç örgütleri olarak, ülkeyi bir karteller cehennemine dönüştürecekleri iddia edilse de meselenin bu kadar basit olmadığı ve çok daha derin olduğu, bu çetelere biçilen rolün, kontrolsüz mafya çetesi olmaktan ötesi olduğu ve bunun da dünyanın ve ülkemizin yaşadığı süreç ve olaylardan da bağımsız analiz edilemeyeceği açık. '
ifadelerini kullanmışım. O dönem bı çeteleri arka planda kullanan birtakım güçlerin de varlığını hissederek, son derece karamsar bir tablo çizmiştim.
Bugün Bakırköy Başsavcılığı'nın çalışmaları ile o karamsar tablo tamamen ortadan kalktı.
Gençlere başka bir güç tarifi sunulabileceği,gücün silahta değil eğitimde olduğu, saygınlığın korkutmakla değil üretmekle kazanıldığı,zenginliğin suçla değil emekle elde edilmesi gerektiği gösteriliyor, anlatılıyor.
Çünkü bir ülkenin sokaklarında kimin güçlü olduğunu mafya belirleyemez.
Sokağın sahibi suç örgütleri değil, millettir.
Ve devletin verdiği mesaj bu kapsamda çok açık;
Hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın…
Kaç kişilik olursa olsun…
Sosyal medyada kaç milyon takipçiye ulaşırsa ulaşsın…
Hiçbir suç örgütü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden güçlü değildir.
Bu gerçeği ortaya koyan, Bakırköy Başsavcısı Doç Dr. Barış Duman liderliğindeki savcı ve emniyet birimlerimize herzaman teşekkür borçluyuz. Hem kendimiz, hem geleceğimiz adına.
Suç örgütlerinin olmadığı,daha güvenli , daha özgür sokaklar adına.