YENİ ORTA VADELİ PROGRAMDA NELER OLMALI (2027-2029)

Abone Ol

Eylül 2023 tarihinde açıklanan programın üzerinden üç yıldan fazla geçti. Programda 2026 yılı için enflasyon tahmini tek haneli olarak bekleniyor ve fiyat istikrarına yaklaşılmış olması hedefleniyordu. Fakat yeni açıklanacak olan Orta Vadeli Program (2027-2029) tek haneli enflasyonu tekrar hedefliyor ve atılacak adımları kapsıyor. Fiyat istikrarı temelinde ilerleyen ve tasarruf paketiyle somutlaşan iktisadi reformlar henüz istenilen başarıyı getirmiş değil. Bu nedenle yeni program eskilerine kıyasla daha gerçekçi hedeflerin ortaya konduğu bir yaklaşımla ele alınmalı. Özellikle sabit gelirliler için yıkıcı etkiler doğurmuş enflasyon artık gündemden tek haneye indirilmiş şekilde çıkarılmalı. Para ve maliye politikası arasındaki uyum süreci güçlendirilmeli. Vergi ihtiyacı kamu harcamalarındaki dengelenmeyle azaltılmalı ve fiyat istikrarına odaklı maliye politikasının zemini kuvvetlendirilmeli. Altı aylık periyodlar halinde süreklilik kazanan ve enflasyona katkısının olduğu gözlenen ücret artışları da tekrar tasarlanmalı. Üç yılı aşan süredir rasyonel ekonomi politikalarına dönüşün altyapısının sağlanması artık tam anlamıyla normalleşmeyi beraberinde getirmeli.

Gıda ürünlerinde kronik bir hal alan yüksek fiyatların üreticiye yarar sağlayacak şekilde reforme edilmeli bir gereklilik. Dünyanın en büyük yedinci tarım ekonomisine sahip olan Türkiye’de gıda fiyatlarının son on yıldır sürekli şekilde artması özellikle sabit gelirli ve yoksul kesimler arasında hayat pahalılığı algısını besliyor. OECD’nin yaptığı 10 yıllık bir araştırma dolar bazlı gıda fiyat artışlarının en yüksek gerçekleştiği dördüncü ülkeyi Türkiye olarak öne çıkarıyor. Bu nedenle barınma ve beslenme gibi iki temel mesele birbiriyle bağlantılı şekilde kronik bir sorun haline geliyor. Üç yıllık süreç içerisinde kamu politika ve hedeflerini içeren yeni program mevcut sorunların acil çözümüne odaklanmalı. Kamuda istihdamın 5,5 milyona yaklaştığı bir süreçte sürekli çalışma olgusu da yeniden değerlendirilmeli. 600 milyar doları aşan bir miktarı kontrol eden ve 400 milyar dolarlık vergi toplayan bir kamu sektörünün 5,5 milyon kişiyle değil teknoloji odaklı dönüşümü sağlanmalı.

Yeni program eskilerine kıyasla daha fazla reform sürecine odaklı ve acil eylem gerektiren sorunları çözmeyi içermeli. Birçok yapısal reformu başarıyla tamamlamış bir ekibin yönetimde olduğu ve sorunların farkında olduğu da gözlerden kaçmamalı. Özellikle Sayın Mehmet Şimşek böylesi bir yapısal dönüşümü yapabilecek vizyon ve tecrübeye sahip. Merkez Bankasında da liyakat sahibi bir yönetim olduğu ve eş güdümle reformları hayata geçirmeye istekli olduğu açık ve net şekilde vurgulanmalı. Kur ve faiz etrafında süreklilik haline gelen döngünün kırılması ve tek haneli enflasyonun kalıcı şekilde sağlanması böylelikle gerçekleşebilir.