AK Parti ve MHP’nin itiraz ve taleplerine dair delillerini sunduğu YSK’nın vereceği karar sükûnet içinde beklenmesi ve çıkacak sonucun olgunlukla kabul edilmesi her aklı başında vatandaşın ortak arzusu iken CHP’den süreci sabote edecek söylemler art arda geldi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “İnsan içine çıkacak yüzünüz olsun, çocuklarınızın torunlarınızın yüzüne bakacak yüzünüz olsun. Kızılay’da sizi yürütmezler, yüzünüze tükürürler” sözüyle YSK üyelerini açıkça tehdit etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Türkiye’de gerçek anlamda hakimler var mı yok mu, bunu göreceğiz” dedi.
CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ise “Demokratik kurallarla ve yollarla kazanılmış bir seçimin gasp edilmesine hiçbir şekilde izin vermeyeceğiz” diyerek açıkça meydan okudu.
Peki YSK’nın olası yeniden seçim kararını bu tehditlerle yerden yere vuran CHP, 1994 yılında İstanbul’u kazanamayınca ne yapmıştı?
27 Mart seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan ile Zülfü Livaneli arasındaki oy farkının 189 bin 11 olmasına rağmen SHP (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ve yeniden seçim için YSK’ya başvurmuştu. SHP, İstanbul’un yanı sıra tüm Türkiye’de seçimin iptalini istemişti. YSK da bu başvuruları değerlendirerek Beykoz, Fatih ve Yalova ilçeleri belediye başkanlığı seçimlerini iptal etmişti.
Bugün de seçim sonucuna yapılan itirazlardan sonra İstanbul’daki sandıkların yüzde 10’unun yeniden sayılmasıyla Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki fark 29 bin 408’den 13 bin 729’a indi. 1994 yılıyla kıyaslanmayacak oy farkı ve yeniden sayılan oyların 15 bin 679’unun Binali beyin hanesine yazıldığı bir tablo karşımızda iken CHP’nin yeniden seçim talebine tehditkâr bir şekilde karşı durması ikiyüzlülüktür, hukuku hiçe saymaktır.
Ülkemize maliyeti 210 milyar TL olan Gezi kalkışmasının destekçilerinin “Yeniden seçim olursa kırılgan olan ekonomimiz daha çok zarar görür” sözleri ise gözlerimizi yaşartacak cinsten. Aynı aktörler YSK’nın seçim kararı vermesi durumunda utanmadan ikinci Gezi ile tehdit ediyorlar.
Bu hengamede 1 saatlik görüşme için Ankara’dan kalkıp İstanbul’a gelen Kılıçdaroğlu Kalamış Marina’da bindiği yatta kimlerle, neyi konuştu? YSK’nın yeniden seçim kararı vermesi durumunda sokaklar dahil atılacak adımlar da masaya yatırıldı mı?
Genel başkanından teşkilat üyesine kadar CHP hukuku yok sayarken Binali Yıldırım ise “Tek karar merci YSK’dır. Herkesin bu karara rıza göstermesi gerekir. Seçim sonrası yanlışlıklar, olaylarla ilgili her şeyi söyledik, bize düşen beklemektir” sözleriyle sağduyu dersi vermeye devam ediyor.
YSK’nın vereceği karara herkes saygı duymalı. Kimse sokaklar üzerinden tehdit etme cüretinde bulunmasın. Zira karşılarında Gezi’deki kadar şefkatli bir Türkiye göremeyecekler.