Zehir Tacirlerine Geçit Yok

Abone Ol

Bir ülkenin geleceği sınır karakollarında değil, evlerin içindeki çocuk odalarında korunur. Eğer o odalara zehir sızıyorsa, mesele yalnızca bir asayiş problemi değildir; mesele doğrudan bir beka meselesidir.

Dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince 14 il, 35 ilçede 346 şüpheliye yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyon, işte tam da bu yüzden sıradan bir operasyon değildir. Bu, dijital çağın torbacılarına karşı açılmış açık bir savaştır.

Dijital Torbacılar ve Yeni Nesil Tehdit

Artık uyuşturucu satıcıları sokak köşelerinde beklemiyor. Anlık mesajlaşma programları, kapalı gruplar, sahte hesaplar, sosyal medya üzerinden kurulan pazar ağları… Zehir tacirleri teknolojiyi kullanarak görünmez olmaya çalışıyor. Ama görüldü. Tespit edildiler. Ve yakalandılar.

305 şüphelinin gözaltına alınması, sadece bir sayı değildir. Bu, binlerce aileye uzatılmış bir güven mesajıdır.

Türk Ceza Kanunu’nun 188 ve 190. maddeleri, uyuşturucu ticareti ve kullanımını özendirme suçlarını ağır yaptırımlarla düzenler. Çünkü yasa koyucu bilir: Bu suçlar bireysel değil, toplumsaldır. Uyuşturucu bir kişinin değil, bir kuşağın hayatını çalar.

Tarihsel Hafıza: Devletin Bu Konudaki Refleksi

Osmanlı döneminde bile afyon üretimi ve ticareti devlet kontrolü altındaydı; başıboşluk kabul edilmezdi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çıkarılan 1933 tarihli Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun, bu alandaki ilk ciddi düzenlemelerden biriydi. Çünkü devlet, uyuşturucuya karşı her dönemde refleks göstermiştir.

Bugün yürütülen operasyonlar, bu tarihsel refleksin güncellenmiş halidir.

Tavizsiz Soruşturma, Net Mesaj

Bu operasyonun en önemli tarafı şu: Soruşturmaların tavizsiz yürütülmesi. Dijital mecralarda “çok kazançlı iş” algısı oluşturan, gençleri özendiren, suçu normalleştirmeye çalışan yapılara karşı sadece fiziki değil, dijital bariyer de kuruluyor. Grup ve kanalların kapatılması için hukuki süreç başlatılması, bunun en açık göstergesi.

Devlet yalnızca yakalamıyor; sistemin köküne iniyor.

Çocuklarımız İçin

Bu mesele siyaset üstüdür. Bu mesele ideoloji üstüdür. Bu mesele evlat meselesidir.

Bugün bir anne, çocuğunun telefonuna baktığında içi daha rahat edecekse…
Bir baba, “Benim çocuğum bu bataklığa düşmeyecek” diyebilecekse…
Bir genç, “Bu işin sonu cezaevi” gerçeğini net görecekse…

Bunda yargının ve emniyetin payı büyüktür.

Uyuşturucuya karşı mücadele yalnızca operasyonla bitmez; eğitimle, bilinçle, aile desteğiyle sürer. Ama operasyon, caydırıcılığın temelidir.

Ve bugün verilen mesaj nettir:

Bu ülkenin çocukları sahipsiz değildir.
Bu devlet zehir tacirlerine alan bırakmayacaktır.

Tavizsiz yürüyen soruşturmalar için yargıya ve emniyet teşkilatımıza, çocuklarımız adına teşekkür etmek boynumuzun borcudur.