Dünya

Zulme dur diyecek gücümüz var

Gazze’de her gün açlık, ölüm ve yıkım yaşanıyor. Her gittiği yeri kana bulayan ABD ile ortak hareket eden işgalci İsrail ordusu, mülteci kamplarını, ayakta kalan binaları ve şehir altyapısını hedef alıyor; halk tahliye edilemiyor ve güvenli bir sığınak bulamıyor. Bu iki yıldır gözlerden uzak kalan insanlık dramı, artık sadece sözle kınanamayacak kadar ciddi bir hâl aldı. Okullar, hastaneler ve temel yaşam alanları yok oldu; siviller, çocuklar ve yaşlılar her gün ölümle burun buruna yaşıyor.

Abone Ol

Uluslararası kuruluşlar ve dünya medyası sınırlı tepki gösteriyor; BM ise hâlâ kınamakla yetiniyor. Ancak uzmanlar, sözün ve diplomasinin sınırlarını aştığını vurguluyor. “Sessizlik, suç ortaklığıdır” uyarısı her geçen gün daha güçlü bir şekilde yükseliyor. Artık güç ve caydırıcılık sahaya taşınmalı, fiili adımlar atılmalı; aksi hâlde bu kriz derinleşmeye devam edecek. Dünya halkı sokakta sesini yükseltse de birçok devlet hâlâ eylemsiz kalıyor; bu da Gazze’deki acıyı ve çaresizliği derinleştiriyor. İnsanlık, bu sessizlik ve pasiflikle yüzleşmek zorunda.

“DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR”

Çocuklar ve yaşlılar, sağlık ve gıda ihtiyaçlarından yoksun, her an ölüme maruz kalıyor. Kınamak artık yeterli değil; fiili müdahale, caydırıcı önlemler ve insani koruma sağlamak, vicdan ve insanlık açısından zorunluluk hâline gelmiş durumda. Gazze’deki bu dram, yalnızca Filistin halkının sorunu değil; insanlığın ortak sınavı. Her gün gelen ölüm haberleri, sessiz kalan devletlerin sorumluluğunu hatırlatıyor. Artık kelimeler değil, somut eylemler konuşmalı; uluslararası toplum, sadece izlemek yerine aktif müdahale ve koruma mekanizmalarıyla harekete geçmek zorunda. Her gün yitip giden hayatlar, bir gün geri getirilemeyecek; bu yüzden Gazze için artık zaman daralıyor, vicdanlar ve güçler harekete geçmek zorunda.