Son Dakika

ABD, PKK’lıların başına ödül koyarak Türkiye’yi kontrollü kaosla idare ediyor! Amerikan usulü PR

ABD’nin bölücü terör örgütü PKK’nın üç liderinin yakalanması için ödül koymasının arkasında, önümüzdeki günlerde Fırat’ın doğusunda derinleşecek olan PYD krizini hafifletmek için Türkiye’ye karşı ön almak olduğu söylenebilir.

ABD, PKK’lıların başına ödül koyarak Türkiye’yi kontrollü kaosla idare ediyor! Amerikan usulü PR

Amerika, PYD’yi PKK’dan ayrıştırarak, meşruiyet sağlıyor.

Necdet ÖZÇELİK

ran’a dönük yaptırımlarını yeniden hayata geçirdiği günlerde ABD’nin Türkiye ile bozulan ilişkilerini “kontrollü kaos” yöntemiyle idare etmeye çalıştığı bir dönemden geçiyoruz. ABD Suriye karasalında Türkiye ile terör örgütü PYD arasındaki kendi sıkışmışlığını ortadan kaldırabilmek için öncelikle Münbiç Anlaşması kapsamında Türk ve Amerikan askerlerinin ortak devriyelerin başlamasına yeşil ışık yakmıştı. Ardından PKK’lı üç teröristi ‘arananlar’ listesine ekleyerek Türkiye’ye ‘iyi niyet’ gösterisinde bulunmaya çalışıyor. Fakat asıl niyetin, önümüzde günlerde Fırat Nehri’nin doğusunda derinleşecek PYD krizini hafifletmek için, Türkiye’ye karşı ön almak olduğu söylenebilir.

Bununla birlikte, ABD’nin İran’a karşı PKK’nın mobilizasyon direncini kırmak için örgüte sopa gösterdiğini göz ardı etmeyelim.

TERÖR İLE ÖRMÜŞTÜ

ABD’nin Suriye’deki varlığını DAEŞ ile mücadeleye endeksleyip bunu da terör örgütü PKK/PYD üzerine inşa etmesi, bölgesel jeopolitik denklemde bir takım anomalilere neden olurken; ortaya çıkan durumun meydana getirdiği güvenlik ikileminin öncelikli mağdurlarından biri Türkiye olmuştu. Öyle ki; Türkiye’nin ‘PKK kaynaklı’ geleneksel terör tehdidi, 2014’ten itibaren başkalaşarak, ülke güvenliğini daha gelişmiş kapasiteyle ve daha geniş cephelerde hedef aldı. PKK’nın Türkiye toprakları içindeki kırsal saldırılarına güneydoğu illerindeki kentsel terör eylemleri, Irak’ın kuzeyinden yaptığı saldırılara Suriye’nin kuzeyinden yapılan saldırılar da eklenmişti.

PYD AYRIŞTIRILIYOR

Peki; ABD’nin PKK’nın üç liderinin başlarına ödül koyması ne anlama geliyor? Şüphesiz ABD, PYD ile PKK arasındaki organik makası açıp PKK’yı “terör” kimliğiyle anarken; PYD’yi de dönüşmüş bir aktör olarak, başta Türkiye olmak üzere, bölge devletlerine kabul ettirmeye çalışıyor. Türkiye’nin terörle mücadelesini “PKK kimliği” üzerinden destekleyerek ‘terörü himaye eden ülke’ imajından kurtulmaya çalışan ABD’nin bunu yaparken gözden kaçırdığı ise PKK ile PYD arasındaki ideolojik bağının ne kadar kuvvetli olduğu… Bunu KCK sözleşmesinde, PYD parti tüzüğünde ve ABD’li askerlerle birlikte hareket eden YPG’li teröristlerin kıyafetlerinde, davranışlarında ve söylemlerinde, PKK’nın hükümlü liderine olan bağlılık deklarasyonlarında da görmek mümkün.

AMERİKAN ÇELİŞKİSİ

ABD’nin PKK’yı ‘terör örgütü’ tanımlarken, PYD’yi terörist örgüt olarak görmediğini ifade etmesi, Obama ve Trump yönetimlerinin ortak söylemi oldu. Oysa PKK ile PYD arasındaki ideolojik ve organik bağın, El Kaide ile El Nusra arasındaki bağdan daha kuvvetli olduğu gerçeği, varlığını hep korudu. PYD’nin PKK’dan bağımsız bir örgüt olduğunu, PKK ve PYD mensupları değil; sadece ABD’liler ifade etti. Hatta ABD’liler bunu dillendirirken; kendileriyle de sıkça çeliştiler. ABD Dışişleri Bakanlığı Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey TRT Haber’de 16 Şubat 2018’de yayınlanan röportajında, PKK ile PYD arasındaki bağı şu şekilde dile getirmişti: “Türkiye’nin güneyinde üç tehdit var: PKK, DAEŞ, Rusya ve İran. PYD’nin PKK’nın Suriye kolu olduğu şüphesiz.”

‘DAEŞ’ DİYE DESTEK

Jeffrey’nin 7 Kasım 2018’de yaptığı açıklama ise hem ‘özel temsilci’ olmadan önce yaptığı açıklamayla çelişti hem de ABD’nin PYD projesinden vazgeçme niyetinde olmadığını bir kez daha gösterdi. Jeffrey, “PKK’ya karşı yaklaşımız belli; ama YPG’yi PKK gibi bir terör örgütü olarak değerlendirmiyoruz. Türkiye’nin güvenlik konusundaki endişelerini ve PKK ile PYD arasındaki bağlantıya ilişkin kaygılarını anlıyoruz. Bu sebeple de birçok noktada son derece dikkatli davranıyoruz. Türkiye’ye bölgedeki faaliyetlerimiz konusunda bilgi veriyoruz. Ayrıca Türkiye, ‘Menbiç’ konusundaki ve Suriye Demokratik Güçleri ve PYD güçlerinin Fırat’ın batısında bulunmasına ilişkin kaygılarını dile getiriyor. Bu noktada da Türklerle ortak devriye görevi gerçekleştiriyoruz ve PYD’nin Menbiç’ten Fırat nehrinin karşı tarafına çekilmesini öngören yol haritası olarak adlandırdığımız plan üzerinde ilerliyoruz. Bunları bölgeden DAEŞ’ın temizlenmesi adına yapıyoruz. Bu ana hedefimiz” demişti.

FEHMAN HÜSEYİN YENİ AKTÖR OLUR

ABD’nin, PYD’nin değerini büyütürken; PKK’yı ‘terör örgütü’ olarak görmesinin ve üç PKK’lının başına ödül koymasının nedenlerinden en önemlisi ise PKK’lıların PJAK’ı, İran’a karşı mobilize etmemeleriyle ilişkilendirilmelidir. Zira PKK böylesine bir durumda, hayatta kalma sorunuyla karşı karşıya kalacaktır. PKK’nın farklı isimlerle Türkiye, Suriye ve Irak’ın yanı sıra İran’da da silahlı faaliyetler yürütmesi, hem örgütü dört farklı ülkenin ortak tehdidi haline getirecek hem de örgüt elde ettiği kapasiteyi hızla tüketecektir. Bununla birlikte, PKK’nın tamamen ABD güdümüne girmesine KCK yöneticilerinin karşı çıktığı da biliniyor. PKK, 2007’den bu yana İran ile geliştirdiği karşılıklı anlayışa dayalı ilişkiyi ortadan kaldırma niyetinde değil. Olası bir rejim değişikliği geçirmiş İran’dan sonra, PKK’nın nasıl bir strateji takip edeceğine dair ne bir öngörüsü ne de bir hazırlığı var. Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ın başına ödül konulurken Suriye’de faaliyet gösteren Fehman Hüseyin’in listenin dışında tutulması, ABD’nin Suriye’de kimleri İran’a karşı mobilize edeceği, kimleri Irak kuzeyinden İran’a karşı mobilize edemeyeceğiyle ilgili olarak değerlendirilebilir.

“ENERJİ” KAVGASI

ABD’nin Ortadoğu’daki varlığının iki temel gerekçesi enerji ve çatışmadır. Körfez ile doğu Akdeniz arasındaki enerji kaynaklarının jeopolitik koridorlarla birleştirilmesi, dünyadaki enerji arzının kontrolünü daha mümkün hâle getirebilecek, bu da ABD’nin ekonomik hegemonyasını arttırarak devam ettirmesini sağlayacaktır. Öte yandan, ABD bölgesel ve yerel çatışma dinamikleri içinde doğrudan rol almak kaydıyla, Ortadoğu jeopolitiğinin en önemli aktörü olarak etkinlik paradigmalarını sürekli canlı tutmaya çalışmaktadır. Medeniyet ve inanç temelli çatışmalara etnik çatışma boyutunun da eklendiğini göz ardı etmemek gerekir. 1. Dünya Savaşı’yla imparatorlukların sona ermesi ve 2. Dünya Savaşı’yla sömürgeciliğin ortadan kalkmasıyla birlikte, Ortadoğu’da birçok ulus devlet meydana geldi.

BÖL-PARÇA-YÖNET

ABD ortaya çıkan devletlerin otoriteryen yönetimleriyle bugüne kadar ya sağlam ittifak ilişkileri geliştirdi ya da düşmanlaştı. İttifak ettiği ülkeleri post-modern sömürgecilik uygulamalarıyla, düşmanlaştığı ülkeleri de uluslararası sitemin dışında tutarak idare edebildi. Fakat bu ülkelerde meydana gelen sosyal dönüşümler, otoriter rejimleri değişime zorlarken ABD’yi de yeni paradigmalarla müdahale alanı oluşturmaya mecbur bıraktı. Bu bakımından ABD, 2005 yılında Irak’taki kurduğu iki hükümetli federal yapıya benzer şekilde, Suriye’de de federal bir devlet sistemi içinde etnik temelli otonom bir aygıta ihtiyaç duyuyor. Maksadı İsrail yayılmacılığının önünü açmak olan benzer bir projenin, Doğu Kudüs’ün otonom Filistin olarak Ürdün’e bağlanması ve Ürdün’ün de federal bir sistemle yönetilmesi için geliştirildiğine dair duyumlar da var. Ortadoğu’daki federatif yapılar, ülkeleri daha kırılgan hale getirmekle birlikte, ABD’nin müdahale alanlarının önünü açıyor. 

PKK yeniden pazarlanıyor

ABD’nin Suriye’deki anlaşılmaz siyasetiyle, devrimin tamamlanmasının önüne geçip, İran ve Rusya’nın Ortadoğu’da kendilerine alan açmasına izin vermesi, çözümü imkânsız sorunlara neden oldu. Öte yandan, devlet-dışı silahlı aktörlerin çoğalmasına izin verip bunların büyümesine sebep olarak, bölgesel istikrarsızlık sağladı. Sonrasında, ‘güvenilirliğini’ sorgulatan aktör olarak yol açtığı sorunları, geleneksel müttefiklik bağlarını zayıflatarak, PYD/PKK üzerinden çözmek için indirgeyici üslup geliştirdi. PKK/PYD’yi, Türkiye-İran-Mısır üçgenindeki Ankara ve Tahran’a, İran-IrakSuriye ittifakındaki aktörlerin tamamına tehdit olarak kullanmaya, BAE-S.Arabistanİsrail-Mısır bileşenlerine payanda yapmaya başladı. ABD’nin üç PKK’lının başına ödül koyması, Washington’un ittifak dinamiklerini sarsacak ve PKK’yı ABD için daha kullanışlı aktör olmaya zorlayacaktır. Yani ABD, PKK’yı “PYD üzerinden” yeniden formatlayarak pazarlamaya çalışmaktadır.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.