Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

ABD ve Çin’in beka sorunu: Ticaret savaşları

Sümeyye Aksu
ABD ve Çin’in beka sorunu: Ticaret savaşları

ABD’de başkanlık seçimlerinin yaklaşması, ABD Başkanı Donald Trump’ı dış siyaset ve ekonomik alanda ciddi hamleler üretmeye zorluyor...

ABD-Çin ekseninde cereyan edenTicaret Savaşlarını değerlendiren Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi Uzmanı Muhammet Mustafa Aydoğan, “Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturması ile başlayan süreçte ABD yönetimi, ekonomi başta olmak üzere birçok alanda Çin’e yönelik agresif tutum sergiliyor” dedi.

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi (BAAM) Uzmanı Muhammet Mustafa Aydoğan,  ABD ile Çin arasındaşiddeti artarak devam eden ticaret savaşlarının artık teknik detaylar arasına gizlenmiş adımlarla değil, açıktan verilen siyasi mesajlar ve meydan okumalarla ilerlediğini kaydetti.  Diriliş Postası muhabirine açıklamalarda bulunan Aydoğan,Ticaret Savaşları’nın yarattığı şartların, birçok açıdanuluslararası aktörler arasında tehlikeli ve rahatsız edici bir siyasi ve ekonomik ayrışma sürecini tetiklediğini ifade etti. Bunun yanında Aydoğan, çözümsüzlük ortamının yaratılmasının küresel ekonomik bü1111yüme üzerinde olumsuzluklara sebep olduğunun altını çizdi.

Çin Amerika için büyük tehdit unsuru!

Aydoğan “ABD Başkanlığının demokratların elinden cumhuriyetçilere geçmesiyle birlikte küresel ekonomideki ABD varlığı gün geçtikçe daha çok hissedilmeye başladı. Bununla birlikte Çin ekonomisinin de özellikle son 20 senede ciddi bir yol kat etmesi DonaldTrump’ı Çin’in ekonomik büyümesini yavaşlatma yönünde politikalar uygulamaya yöneltti. Çin’in katettiği yol ve elde ettiği ekonomik ve siyasi nüfuz, ekonomi, askeri ve teknoloji alanlarında Amerikan’ın başat pozisyonuna ciddi tehdit oluşturmaya başladı.  Neticede Donald Trump, Çin’in ekonomik büyümesini yavaşlatma yönünde politikaları başkanlık koltuğuna oturur oturmaz uygulamaya başladı” sözleriyle Trump dönemi ortaya çıkan tabloyu yorumladı.

Ticaret savaşlarının arka planı

Soğuk Savaş sonrasında tek süper güç olarak uluslararası düzlemde tartışmasız bir şekilde dominant pozisyon elde eden Amerika Birleşik Devletleri, Çin Halk Cumhuriyeti’nin olağanüstü ekonomik başarısı neticesinde ivme kazanan yükselişinin önüne geçmeyi öncelik olarak belirlemiştir. ABD Başkanı Donald J. Trump’ın 18 Aralık 2017 tarihinde açıkladığı yeni güvenlik stratejisinde Çin ve Rusya’yı ABD’nin çıkarlarına karşı doğrudan birer tehdit olarak açıklaması aslında kendi başkanlığı döneminde Amerikan dış politikasında nasıl bir yol takip edeceğini açıkça beyan eder nitelikteydi.

Yaptırımları silahını kullanıyor

Aydoğan, Trump yönetimiyle beraber ABD’nin küresel ekonomi politikasında büyük değişime gittiğininve bunun neticesindeTrump’ın ikili ticarette ABD’nin büyük boyutlarda cari açık verdiği Çin’den yapılan ithalata gümrük vergileri uygulamaya başladığını söyledi. Aydoğan, “Bu vergilerin getirdiği ekonomik baskıyı kullanan ABD Başkanı DonaldTrump, Çin başta olmak üzere birçok devleti taviz vermeye zorlayarak ülkesi lehine olabilecek anlaşmalar yapmaya çalışıyor” dedi.

Savaşın ulusal ve küresel boyutları

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının küresel ve ulusal etkileri nelerini sorduğumuz Aydoğan “Her ne kadar ticaret savaşları daha çok ABD-Çin ekseninde gelişiyor olsa da, küresel ekonomiksistem içerisindehiçbir ülke bu çekişmeden tamamen izole bir şekildeele alınamaz. Çünkü ülkelerin birbirleriyle yaptıkları ihracat, ithalat, toptan hatta perakende sektörüne kadar tüm alanlarda ülke ekonomileri birbirleriyle etkileşim içerisindedir.

Örneğin A ülkesine ait bir firma farz edelim. Bu firma bir ürün üretmek istediğinde bu ürünün hammaddesini genellikle başka bir ülkeye ait bir firmadan tedarik edip başka bir ülkede üretim yapıyor. Bu sebeple Donald Trump’ın yürüttüğü ticaret savaşları küresel boyutta herkesin az ya da çok nasibini aldığı bir yaptırım dalgası dönüşmüştür. Böyle bir yaptırım dalgasının küresel boyuttaki sonuçlarını öngörebiliyor musunuz?  Yaptırım uygulanan tek bir büyük çaplı firma ile bile Ticaret Savaşları küresel bir etki oluşturabilmektedir” ifadelerini kullandı.

Savaşın iz düşümleri

Bitmek tükenmek bilmeyen karşı hamlelerin ortaya çıkardığı tablonun dünya ekonomisini nasıl etkileyeceğini konusunu açıklık getiren Aydoğan “Almanya Avrupa’nın önemli gücü ve lokomotif ekonomisi olarak bilinmektedir. Alman ekonomisi son çeyrekte %0,4’lük bir daralma gösterdi ki 3 trilyon dolar civarında Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya sahip bir devletten bahsediyoruz. Almanya sanayisiyle, güçlü siyasi yapısıyla Avrupa’nın lider ülkesidir. Böyle bir ekonominin bile bu sürtüşmeden etkilendiği bir ortamda gelişmekte olan ülkelerin bundan hâlihazırda oldukça fazla etkilendiğini ve önümüzdeki süreçte de etkileneceğini söylemek yanlış olmayacaktır” dedi.

Çin hangi stratejiyi uyguluyor

BAAM uzmanı Muhammed Mustafa Aydoğan “Dünyanın üretim merkezi konumunda bulunan Çin, ABD’nin uygulamalarına misliyle karşılık vermektedir. Çin, hâlihazırda “impeachment” (Başkanın hukuki yollarla görevden uzaklaştırılması) konusu tazeliğini korurken ek gümrük vergilerini ABD’den ithal edilen tarım ürünlerine yoğun şekilde uygulayarak Trump’ın oy depolarını etkileyebilecek stratejik hamleler yapmaktadır. Aynı zamanda Çin, kendi para birimini değersizleştirerek gümrük vergileriyle kaybettiği ticaret avantajını geri kazanmaya çalışmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

OECD’nin yayınladığı bir rapora dikkati çeken Aydoğan ayrıca “Buna göre Türkiye, önümüzdeki süreçte gelişmekte olan ülkeler arasından GSYH bakımından en fazla artış göstermesi beklenen ülkeler arasındadır. Fakat ticaret savaşlarının başlamasıyla bizde bundan nasibimizi aldık. Dolayısıyla GSYH bakımından ileride büyümede hem nicelikhem de nitelik bakımından ülkemizin belli başlı sıkıntılar yaşayacağı öngörülmektedir.

Ulusal düzeyde bakıldığında, Türkiye ticaret savaşlarından elbette ki zarar görecektir. Bu zararın boyutlarını şimdiden kesin bir şekilde öngörmek mümkün görünmemekte fakat özellikle son zamanlarda Avrupa Birliği’nin de ticaret savaşlarından nasibini alması veBrexit sürecinin doğurduğu siyasi olumsuzluklar neticesinde ortaya çıkan ekonomik yavaşlama, ülkemizin en büyük ticari pazarında daralmaya işaret etmektedir. Bu sebeple ihracat yaptığımız ülkeleri çeşitlendirmemiz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakataynı zamanda küresel ticaretin yavaşlaması ülkemizin böyle bir manevra alanı oluşturmasını zorlaştırıcı bir etken olarak göze çarpmaktadır” tespitlerini yaptı.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri