Son Dakika

ABD’nin Suriye operasyonu ve muhtemel sonuçları

Operasyon, sürpriz olmayan bir biçimde, muhtemelen Rusya (dolayısıyla rejim) tarafından önceden bilinen ve boşaltılan, askeri açıdan büyük bir kayba neden olmayan hedeflere yönelik bir biçimde gerçekleşti.

ABD’nin Suriye operasyonu ve muhtemel sonuçları

DOÇ. DR. SERHAT ERKMEN / İSTANBUL

ABD, İngiltere ve Fransa’nın oluşturduğu koalisyon, 14 Nisan günü sabahın ilk saatlerinde, Suriye’de beklenen askeri operasyonu gerçekleştirdi. Operasyon hiç kimseyi şaşırtmadı. Ancak, yapılma biçimi ile kısa ve uzun vadeli etkileri, uzun süre tartışılacaktır.

OPERASYONUN NİTELİĞİ

Operasyona neden olan süreç, 7 Nisan’da Doğu Guta’da Esed Yönetimi’nin kimyasal silah kullanmasıyla başladı. Olaya ABD’nin verdiği yanıt, kısa süre içinde bir askeri operasyon olacağını ortaya koymuştu. Sonrasında asıl tartışılan ise operasyonun stratejik amaçları, taktik hedefleri, kısa ve uzun vadeli etkileri oldu. Nihayetinde gece yarısı kısa süreli bir hava taaruzuyla “müttefikler”, Suriye’de bazı hedefleri vurdu. Ancak, operasyonun kapsamı, amaçları ve hangi hedeflerin vurulduğu konularında anlaşmazlık ve kafa karışıklığı yaratma çabası olduğu görülüyor. Sonuçta, Esed Yönetimi’ne orta karar bir mesaj göndermeyi hedefleyen, bir önceki yıl gerçekleşen operasyona göre daha büyük olsa da sınırlı bir etkiye sahip, asıl amacı kimyasal saldırıların sona erdirilmesi iddiası olan ancak el altından İran’a yönelik bir hamle de içeren bir operasyon gerçekleştiği anlaşılıyor.

OPERASYON HEDEFİNE ULAŞTI MI?

Operasyon ihtimalinin ortaya çıktığı ilk günden itibaren temel hedefinin ne olabileceği konusunda iki temel görüş vardı: İlk görüş, ABD, İngiltere ve Fransa’nın iç ve dış politik nedenlerle sadece görüntüyü kurtaracak ve Suriye’deki çatışmaların gidişatını kökten etkilemeyecek bir operasyon düzenleyeceği yönündeydi. İkinci görüş, ABD’nin Suriye’ye gerçek anlamda müdahale etmeye niyetli olduğu ve Rusya’nın da buna karşılık vermesiyle bölge genelinde bir çatışmayı tetikleyecek son derece sert bir müdahalenin geleceğini savunuyordu. Dün gerçekleşen operasyon, bunlardan ilkine daha yakın olmasına rağmen bu iki görüşün arasında bir biçimde geçekleşti.

ABD’nin duyurduğu hedefler ve operasyon sonrasındaki açıklamaları, Esed Rejimi’nin gelecekte gerçekleştirebileceği kimyasal saldırıları engellemeye yönelik, tek seferlik, sınırlı bir alanda ve kısıtlı bir etkiye sahip bir operasyon planladığı ve uyguladığı yönündedir. Ancak, ABD’nin operasyona ilişkin açıklamaları ile basına ilk anda yansıyan ve daha sonra Rusya-Suriye tarafından ileri sürülenler arasında önemli çelişkiler bulunuyor. Bu çelişkiler, operasyonun hem etkinliğinin hem de hedeflerinin söylenenden farklı olduğunu düşündürüyor.

Operasyon, gerçekten Esed Rejimini caydırmayı ve kitle imha silahlarını yok etmeyi hedefliyorsa dahi, baştan itibaren sürpriz faktöründen yoksun bir biçimde gerçekleşti. Zamanı ve muhtemel yerleri kestirilebilen, hatta öncesinde televizyonlarda ve gazetelerde yayınlanan bu tür bir operasyonda, hedef tahtasına oturtulan tesisler, binalar ya da alanlar tamamıyla yok edilmiş olsa bile Rejimin kendisi için önemli materyal ve ekipmanları buralarda tuttuğunu düşünmek saflık olur. Operasyon öncesinde gelen haberlere göre Rejime bağlı güçler ve hatta potansiyel hedef olabilecek Hizbullah militanları, bulundukları kritik yerlerin çoğunu terk etmiş ve Rusya’nın koruması altındaki bölgelere sığınmış durumdaydı. Bu nedenle, ABD, dünyanın teknik olarak en “başarılı” füze saldırısını ya da hava taarruzunu yapmış olsa dahi açıkladığı hedefe ulaşma ihtimali en baştan yoktu.

Üstelik Rusya’nın, operasyonun gerçekleşeceği alan konusunda ciddi bir bilgi sahibi olduğu da anlaşılıyor. Her ne kadar ABD’li yetkililer, Rusya ile koordinasyon olmadığını ve önceden bilgi verilmediğini ilan etseler de operasyona katılan ülkelerden Fransa’nın Savunma Bakanı, Rusya’nın bilgilendirildiğini belirtti. Dahası, ABDli yetkililer kendilerine sadece Suriye tarafından yanıt verildiğini, bunun da başarısız olduğunu söylüyor.

Bir an için ABD’nin açıklamalarını doğru kabul etsek dahi karşımıza şu üç olasılık çıkıyor. Eğer Rusya füze saldırısına hiçbir karşılık vermediyse, ya defalarca tekrarladığı “sert karşılık veririz” açıklamalarını boşa yaptı veya ABD’nin nereyi hedef aldığını gayet detaylı olarak biliyordu ve karşılık vermemeyi tercih etti; ya da büyük bir risk alıp vurulan yerlerde kendi askerleri olmamasını bekledi. Eğer ABD’nin açıklamaları doğruysa, yukarıdaki olasılıklardan en gerçekçisi ikinci olasılık. Elbette, Rusya’nın genel anlamda bilgi sahibi olduğu ancak detayları bilmediği de ileri sürülebilir. Fakat böylesine bir ortamda, bu seçenek Rusya gibi bir devlet için fazlasıyla naif duruyor.

OPERASYONUN OLASI SONUÇLARI

Operasyonun ABD ve müttefiklerinin caydırıcılığını tesis etmeye katkısının sınırlı olduğu söylenebilir. Uluslararası ortamda endişe ve itirazlarla karşılanan, Avrupa’nın çoğundan ancak söylem düzeyinde destek alabilen, Rusya’nın güçlü itirazları sonucunda birçok tereddütle gerçekleşen bu saldırının, Esed Rejimi’ni ülkenin diğer kısımlarında sert bir biçimde güç kullanmaktan uzak tutması beklenmemelidir. Operasyon ile bir kırmızı çizgi çizilmeye çalışıldıysa da bu kimyasal silah kullanımına yönelik olmuştur. Bu da rejimin, kimyasal silah dışındaki metotlarına karşı bir tepki oluşmayacağını bir kez daha teyit etmiştir. Bu durum, Esed Yönetimi’nin saldırının ilk etkilerini atlattıktan ve muhtemelen taktik hareketlerini kısıtlayacak yaralarını sardıktan sonra ülke içindeki operasyonlarına daha sert bir biçimde devam edebileceğini göstermektedir.

İkinci olarak dikkat çeken nokta, eğer Kusayr, Kuteyfe ve Halep’te gerçekten hedefler vurulduysa (14 Nisan akşamı haberlere Halep civarındaki bir İran karargahının vurulduğuna dair teyitsiz haberlerin de düştüğü unutulmamalı) bu, Suriye ordusu kadar İran’ın Suriye’deki varlığının doğrudan ve Hizbullah üzerinden hedef alındığını düşündürür. Son dönemde bu olasılık ABD-İsrail-Suudi Arabistan üçlüsünün İran ile çatışmaya yöneleceği analiziyle birlikte okunduğunda, İran’ın dünkü operasyona verdiği sert tepkiyi daha net açıklar. Bu durumda, bu operasyonun Suriye’nin içinde olduğundan daha fazla Irak, Yemen ve Lübnan gibi ülkelerde yeni gerginliklerin habercisi olabileceği not edilmelidir.

Savaş senaryosu fırsatı

Özetle, operasyon, sürpriz olmayan bir biçimde, çoğu önceden muhtemelen Rusya (dolayısıyla rejim) tarafından bilinen ve boşaltılan; askeri açıdan büyük bir kayba neden olmayan; rejimin imkan ve kabiliyetlerini çökertmeyen ancak bazı bölgelerde yürütülen operasyonları geciktirebilecek zararlar veren (Kalamun ve Deraa kırsalı gibi); kısa ve orta vadede maddi ve manevi olarak telafi edilebilecek hedeflere yönelik bir biçimde gerçekleşti. Böylece, hem operasyonu yürütenlerin hem de operasyona uğrayanların kendisine başarı ve zafer hikayeleri çıkarabileceği; bu hikayeleri her birinin iç politikada kullanabileceği bir savaş senaryosu ortaya çıkmış oldu. Bu operasyonu değerlendirirken İngiltere’de yapılacak yerel seçimi, ABD’de Başkan Trump’ın siyasi sıkışıklığını, Fransa’da Macron’un rüştünü ispat çabalarını unutmamalıyız. Fakat, operasyonun asıl önemli yanı Suriye’de yakın gelecekte yaşanabilecekleri nasıl etkileyeceğidir.

Yorumlar