Son Dakika

Çin ekonomisi karşısında Amerikan kapitalizmi!

Bir tarafta bir zamanlar İngiltere’nin sterlin balonu gibi neredeyse patlayacak bir dolar balonu ve bunu piyasa dışı Ortadoğu petrolüyle indirmeye çalışan ABD, diğer tarafta başlı başına Çin ekonomisi.

Çin ekonomisi karşısında Amerikan kapitalizmi!

Mustafa Mutlu/Diriliş Postası

İran’da birkaç gündür alevlen(diril)en gösterileri, Fatih Sultan Mehmet’ten yola çıkarak aklınca Peygamber Efendimiz’in otoritesini sarsmaya çalışan meczupları, 5 yaşındaki çocuğun anlamsız bulacağı yasalara yapılan “muhalefet” gibi dönemsel hadiseleri bir kenara bırakacak olursak son günlerde yeni tasarlanan stratejilerle dünyadaki küresel para sistemini rahatsız eden bir ülkeyi, Çin’i rahatlıkla görebilir, konuşabiliriz.
Çin her şeyden önce önümüzdeki beş, on ve yirmi yıl için makro düzeyde sosyo-ekonomik ve askeri öncelikleri vurgulayan, iyi tanımlanmış bir stratejik kılavuz oluşturdu. Ekonomisini ağır endüstriden ileri teknoloji hizmet ekonomisine dönüştürmek, kantitatif göstergelerden kalitatif göstergelere geçmek suretiyle her türlü kirliliği azaltmayı taahhüt etti. İkinci olarak, Çin, iç piyasasının görece önemini artıracak ve ihracata bağımlılığını düşürecek.

Sağlık, eğitim, kamu hizmetleri, emekli aylıkları ve aile destekleri alanlarına yatırımlarını artıracak. Üçüncü olarak, Çin, ekonomik öncelikli on sektöre yoğun bir yatırım yapmayı planlamaktadır. Bunlar arasında, bilgisayarla donatılan makineler, robotlar, enerji tasarrufunda bulunan araçlar, tıbbi cihazlar, hava-uzay teknolojisi ve deniz ve demiryolu taşımacılığı bulunmaktadır. Çin, kilit endüstrilerde -elektrikli araçlar enerji tasarrufunda bulunan teknoloji, sayısal kontrol (dijitalleşme) ve diğer birçok alanda- teknolojiyi iyileştirmek için 3 milyar dolar hedeflemekte. Araştırma ve geliştirme alanına yatırımlarını GSYİH’sinin %0,95’inden %2’sine çıkarmayı planlamaktadır.

Dahası, Çin daha şimdiden “Petro-Yuan”ı başlatmak ve ABD’nin küresel finansal egemenliğini sonlandırmak için adımlar atıyor. Avrasya çapında Tek Kemer, Tek Yol İpek Yolu ile küresel alt yapı ağlarını ilerletmesiyle dünyanın yeni lider adayı olduğunu açıkça belirtiyor.

ABD’nin tahammül edemediği en önemli iki mesele de budur. Çin’in inşa ettiği limanlar, havalimanları ve demiryolları daha şimdiden yirmi Çin kentini Orta Asya, Batı Asya, Güneydoğu Asya, Afrika ve Avrupa’ya bağlamaktadır. Başlangıç finansmanı olarak 100 milyar dolar katkı sağlamak suretiyle, 60’ın üzerinde ulus devletle çok taraflı bir Asya Altyapı Yatırım Bankası kurduğunu da belirtmekte fayda var.

ÇİN’İN TİCARİ ALTYAPISI

Pekin’in dijital ekonomisi halihazırda küresel dijital ekonominin merkezinde. Çin, mobil araçlarla yapılan ödemeler konusunda dünya lideri (ABD’nin 11 katı). Dünya çapındaki yenilikçi şirketlerin üçte biri -değerleri 1 milyar doların üzerinde- Çin’de kurulu. Dijital teknoloji, kredi risklerini değerlendirmek ve batak paraları hızlı bir şekilde düşürmek için devlet bankalarını kontrol altına aldı. Böylelikle, finansmanın rasyonel planlama ile girişimcilik enerjisini birleştiren yeni bir dinamik, esnek model yaratması sağlanacak. Sonuç olarak, ABD ve AB kontrolündeki Dünya Bankası, küresel finansmandaki merkezi konumunu yitirdi. Çin daha şimdiden Almanya’nın en büyük ticaret ortağı olup, Rusya’nın önde gelen ticaret ortağı ve yaptırımları bozan müttefiki haline gelmek yolunda ilerliyor. Ticari misyonlarını da dünya çapında genişletip yaygınlaştırdı; İran, Venezüella ve Rusya’da ABD’nin yerini aldı. Sıradaki hedefi ise Türkiye ve İngiltere gibi ülkeler.

Çin askeri savunma programlarını modernleştirip askeri harcamalarını artırırken, odağı neredeyse tamamen “ulusal savunma” ve deniz ticaret yollarının korunması üzerine oldu. Çin’in merkezi planlama sistemi, hükümetin üretim ekonomisine ve onun yüksek öncelikli sektörlerine kaynak aktarmasına olanak sağlıyor. İlginç olan Xi Jinping döneminde Çin, kamu ve özel sektörde yolsuzluğa karışmış bir milyonu aşkın yetkilinin tutuklanması ve yargılanmasına yol açan bir soruşturma ve yargı sistemi oluşturdu. Tutuklananların birçoğu -bizim bulabildiğimiz kadar- “Wall Street kurtları” ve beraberindeki Çinli lobiciler. Böyle bir durum akıllara iki soru getiriyor: ABD kapitalizmine karşı bir Çin ekonomi sistemi mi geliyor yoksa ABD kapitalizmine karşı henüz içeriği tam olarak çözülememiş ÇİN kapitalizmi mi.

Yüksek statü, hükümetin yolsuzluk-karşıtı kampanyasından bir koruma sağlamıyor. 150’yi aşkın Merkezi Komite üyesi ve milyarder bürokratlar bu süreçte yenik düştü. Eşit derecede önemli bir başka konu ise, Çin’in (içe ve dışa doğru) sermaye akışları üzerindeki merkezi kontrolünün ileri teknoloji üretim sektörlerine mali kaynak aktarımına izin verirken, sermaye kaçışını veya spekülatif ekonomiye kaymasını sınırlandırmasıdır. Sonuç itibariyle, Çin’in GSYİH’si, yıllık yüzde 6,5 ila 6,9 arasında büyüyor ABD’nin üç, AB’nin ise dört katı.

ABD: Kaos ve tepki

Buna karşın, ABD Başkanı ve Kongre, ülke için stratejik bir vizyon -en azından vatandaşlara yarar sağlayabilen sosyo-ekonomik öncelikler ve somut önerilerle bağlantılı bir vizyon- oluşturmadı. ABD’nin 172 ülkede konuşlu 240.000 kadar aktif ve yedek silahlı gücü var. Çin’in ise tek bir ülkede -Cibuti- 5000’den az askeri gücü bulunuyor. ABD’nin Japonya’da 40.000; Güney Kore’de 23.000; Almanya’da 36.000; Birleşik Krallık’ta 8000 ve Türkiye’de 1000’in üzerinde birliği var. Çin’in buna muadil olarak dünya çapında üretken faaliyetlerle uğraşan yüksek vasıflı sivil personeli bulunuyor. Çin’in yıllardır faydalandığı en büyük açıklardan birisi de budur. Ülkenin denizaşırı misyonları ve uzmanları hem küresel düzeyde hem de Çin’in ekonomik büyümesine fayda sağlamak üzere çalıştılar.

ABD’nin Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen, Nijerya, Somali, Ürdün ve diğer yerlerdeki birçok açık uçlu askeri çatışmayı doğrudan çıkarmak yahut sonradan destelemek suretiyle ekonomideki verimli yatırımlardan yüz milyarlarca doları bu alana aktardı. Yedi savaşı sürdürmek ve dört kıtada, sekiz bölgede son yirmi yıldır “rejim değişiklikleri’’ veya askeri darbeleri beslemek için yılda 700 milyar doların üzerinde harcama yapıyor. Bu durum, ulusal ekonomideki yatırımları engellerken, kritik altyapıda da bozulmaya yol açıyor; piyasa kaybı, yaygın sosyo-ekonomik bozulma, mal ve hizmetlere yönelik araştırma ve geliştirme harcamalarında da azalmaya neden oluyor.

ABD’nin en büyük 500 şirketi, denizaşırı yatırımlarda bulunuyorlar ve bunun temel sebebi, düşük vergilerden faydalanmak ve ucuz işgücünü kullanmak. Aynı zamanda bu şirketler ABD teknolojisini ve piyasaları Çinlilerle paylaşıyorlar.

Bugün ABD kapitalizmi büyük oranda finansal kurumların güdümünde ve onlar için çalışıyor. Bu kurumlar ise, verimli yatırımlara akacak olan sermayeyi kendilerine çekip, dengesiz ve krize açık bir ekonomi yaratıyorlar. Buna karşın, Çin, yatırımların zamanlamasını ve yerini, banka faiz oranlarını belirliyor ve özellikle ileri yüksek teknoloji sektörlerindeki öncelikli yatırımları hedefliyor.

ABD çamura battı

Washington, maliyetli ve verimli olmayan, askeri-odaklı altyapıya (askeri üsler, donanma limanlarına, hava istasyonlarına, vs.) sırf doların konumunu korumak amacı ile yeraltı zenginliği bulunan geliş(tirile)memiş ve yozlaşmış “müttefik” rejimleri desteklemek üzere milyarlarca dolar para harcıyor.

Bunun sonucunda ABD’nin, kıtaları ve büyük bölgesel pazarları birbirine bağlayan ve milyonlarca verimli iş alanı yaratan Çin’in yüz milyarlarca dolar yatırdığı İpek Yolu gibi alt yapı projesine benzer herhangi bir alanı yok.

Bugün ABD vatandaşlarının ağırlıklı çoğunluğu siyasi eliti hakir görüyor, ona güvenmiyor ve reddediyor. Yüzde 70’in üzerinde kesim, son elli yıldır saçma siyasi bölünmelerin en yüksek düzeyine eriştiğini ve hükümeti felç ettiğini düşünüyor. Yüzde 80’lik kesim ise, Kongre’nin işlevini kaybettiğini düşünürken, yüzde 86’lik kesim, Washington’un dürüst olmadığı kanısında.

Çin şüphesiz yükselen bir ekonomik imparatorluk; ama başarılı rakipler ve düşmanlara karşı beyhude savaşlar yoluyla değil fikirler piyasasındaki aktif angajmanıyla ilerliyor. İleride kendine özgü sistemle devam mı edecek yoksa kapitalistleşecek mi göreceğiz. Bir tarafta bir zamanlar İngiltere’nin sterlin balonu gibi neredeyse patlayacak bir dolar balonu ve bunu piyasa dışı Ortadoğu petrolüyle indirmeye çalışan ABD, diğer tarafta başlı başına Çin ekonomisi…

Yorumlar