Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Dünya ölümcül virüs sınavında

Koronavirüs salgınının tıbbi, ekonomik, siyasi boyutları tartışılıyor. Çin’in Ankara Büyükelçisi DengLi, katıldığı bilgilendirme toplantısında ve sonrasında sosyal medyada yer alan iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu.

İbrahim Seçkin Talaş
Dünya ölümcül virüs sınavında

Diriliş Postası Muhabiri İbrahim Seçkin Talaş/Analiz-Yorum

Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde (SDE), ‘Çin’in Virüsle İmtihanı: Korona’ adlı bilgilendirme toplantısı düzenlendi. SDE Başkanı Muhammet Savaş Kafkasyalı oturuma başkanlık ederken toplantıya Çin’in Ankara Büyükelçisi H.E. DengLi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğba Dal ve SDE Ekonomi ve Finans Uzmanı Dr. Merve Karacaer Ulusoy gibi isimler önemli tespitlerde bulundu.

Koronavirüs salgınının tıbben anlatılmasını yanı sıra ekonomik, siyasi boyutlarının da işlendiği toplantıda katılımcılar hastalığa dair gerek sosyal medyada yayılan iddialar üzerine bilgilendirildi. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi H.E. DengLi, ‘Koronavirüs’ salgınına ilişkin görüş alışverişinde bulunmaktan dolayı memnuniyetini dile getirerek, Çin’in virüse karşı bütün kaynaklarını seferber ettiğini söyledi.

Çin Ankara Büyükelçi DengLi, koronavirüsü salgınına karşı yapılanlara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Ülkemiz hastaları tedavi etmek, salgını önlemek ve durdurmak, uluslararası iş birliği yapmak gibi 4 ana başlık altında çalışmalarını sürdürüyor. Hubei eyaletine 18 bin 700 sağlık personeli giderek yardımcı oluyor. Birçok okulda eğitim öğretim online olarak devam ediyor. Bilim insanları geçerli olabilecek ilaç ve aşı için çalışıyor. Dünya Sağlık Örgütü ile bilgi paylaşımı yapıyoruz”

Damlacık yoluyla hayvandan insana
AYBÜ Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğba Dal, virüse dair yaptığı değerlendirmelerde hastalığın en önemli özelliğinin kolay bir şekilde bulaşması ve çok çabuk yayılması olduğunu söyledi.
İlk virüsün 1960’lı yıllarda tespit edildiğini, birçok Koronavirüs tiplerinin bulunduğuna değinen Prof. Dr. Dal, tartışılan virüsün ‘Yeni Koronavirüsü’ olduğunu belirterek, “İlk görülen virüsler Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu hastalığına neden olurken daha sonra ortaya çıkan tipler dünyada önemli salgınlara neden oldu. SARS ve MERS virüsleri damlacık yoluyla insana daha sonra da insandan insana yayıldı. Yarasa ve develerden damlacık yoluyla insana yine insandan insana bulaştı” dedi.

ULUSLARARASI SINAV

Virüs salgınının uluslararası toplumun ortak sınaması olduğuna dikkati çeken Çin Ankara Büyükelçisi DengLi, Çin’in salgına karşı mücadele ettiğini belirterek, uluslararası topluma salgına karşı Çin’e destek vermelerini beklediklerini ifade etti.

DengLi, “Salgına karşı beklediğimiz destek manevi destek olabilir. Tıbbi malzeme desteği olabilir ya da bilimsel konularda çalışma desteği olabilir. Ama şunu da özellikle vurgulamak istiyoruz. Dünya ülkelerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği profesyonel tavsiyelere uygun bir şekilde hareket etmesini bekliyoruz. Yani bu önemli kritik aşamada ilgili ülkelerin asla Çin’e yönelik seyahat sınırlaması getirmemesini bekliyoruz” diye konuştu. Büyükelçi DengLi, virüs salgının Çin’den gelen mallarla yayılabileceği iddiasına yönelik kanıtın bulunmadığına altını çizdi.

DEĞİŞKEN VİRÜSÜN TEDAVİSİ YOK!

Aralık 2019’da Çin’in Hubei Eyaleti’nin Wuhan şehrinde ortaya çıkan Yeni Koronavirüsü, 3 Ocak 2020’de yeni bir virüs olarak tanımlandı. AYBÜ Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dal, bir virüsün nükleik asit yapısının gizlisini ortaya koyarak açıklayabildiklerini belirterek, yeni nesil dizileme yöntemlerle gen bankalarına girip diğer virüslerle benzerliklerini fark edebildiklerini açıkladı.

Prof. Dr. Tuğba Dal, “Virüsler RNA değişikliğiyle yeni virüs olarak ortaya çıkabiliyor. Ortama ayak uydurabiliyor. Hattan hayvandan insana, insandan insana geçerek salgın hastalıklara neden olabiliyor. Zoonotik hastalıkları kontrol etmek zordur. Virüste ölüm oranı yüzde 2’den biraz fazla görülüyor. Ölüm oranı çok fazla değil” diye konuştu.

Viral hastalıkların tedavisine ilişkin konuşan Prof. Dr. Dal, viral hastalıkların tedavisinin zor olduğunu, virüslerin genetik yapısının değişmesinin bunda önemli etken olduğunu söyledi. Dal, “Ya tutulmasını engellemek lazım ya da replikasyon dediğimiz çoğalmasını engellemek gerekiyor. Bu gibi aşamaları engelleyerek virüslerden korunabiliyoruz. Hastalara genelde destekleyici tedavi yapılabiliyor” şeklinde konuştu.

Vaka/ölü sayının saklandığı iddiası
Sosyal medyada koronavirüs salgınına yakalananların ve hayatını kaybedenlerin sayısının resmi sayıların aksine çok daha fazla olduğu iddiasını yanıtlayan Çin Ankara Büyükelçisi DengLi, hükümetlerin salgının oluşturduğu krizlerde şeffaf davranmasının salgına karşı mücadelede kendi yararına olacağını söyledi.
DengLi, “Çin hükümetinin en temel ilkesi açıklık ve şeffaflıktır. Bu da Çin hükümetinin 2003 yılında SARS salgını sonrasında belirlediği en önemli temel husustur. Bu yüzden net bilgiler ulaştığı vakit toplumumuz ve dünyayla paylaşıyoruz. Eksik noktalar bulunabiliyor. Neden? Çünkü Wuhan’da salgın ilk başladığında sağlık kaynakları çok yetersizdi. Gerçek istatistik edinmemiz zordu. Wuhan’da makamlar ev ev geziyor” dedi.

ÇİN BORSASINA VİRÜS ETKİSİ

SDE Ekonomi ve Finans Uzmanı Dr. Merve Karacaer Ulusoy, ‘Koronavirüs’ salgınının ekonomik etkilerini anlatarak, katılımcıları bilgilendirdi. Çin gibi üretim merkezi haline gelmiş bir ülkenin virüs nedeniyle dünyadan izole olduğunu gördüklerini belirten Dr. Merve Karacaer Ulusoy, virüsün oluşturduğu belirsizliğin küresel ticaretin tedarik zincirlerinde aksamalara yol açtığını söyledi.

SDE Ekonomi ve Finans Uzmanı Ulusoy, “Çok uluslu şirketlerin sınırlı bilgiler ışığında çok büyük kararlar aldığını biliyoruz. Önümüzdeki süreçte Çin’in virüs nedeniyle yavaşlamasını ABD’nin hızlanmasını test edişini göreceğiz” dedi.

2018/2019 yıllarında başlayan Ticaret Savaşları’nın faz 1’le birlikte Çin ve ABD ekonomilerinde bir rahatlamanın görüldüğüne değinen Dr. Merve Karacaer Ulusoy, virüsle birlikte Çin’in faz 1’den olan taahhütlerini ne kadar yerine getirebileceğinin belirsizliğini koruduğunu ifade etti. Ulusoy, “Faz 1 ve 2’nin geleceği belirsizliğe girdi. Çin Borsası’nda açıldığı ilk gün 393 milyar dolar buharlaştı. Borsada işlem gören şirketlerin yüzde 80’i günlük yüzde 9/10’lara varan kayıplar yaşadı” diye konuştu. Havayolu şirketlerinin önemli kararlar aldığını, Çin otoritesinin bu tip kararlardan yana olmadığını ifade eden Dr. Ulusoy, Çin ekonomisinde panik havasının oluştuğunu dile getirdi. Hong Kong’a seyahatin 2013’de SARS nedeniyle yüzde 70 oranında azaldığını hatırlatan Ulusoy, toparlanma sürecinin yine bir virüsle son bulduğunu belirtti.

DÜNYA EKONOMİSİNE YANSIMASI OLUR

SARS virüsü çıktığında Çin’in dünyanın 6’ncı büyük ekonomisi olduğunu ancak şu anda 2’nci ekonomisi olduğunu anımsatan Dr. Merve Karacaer Ulusoy, Çin’de yaşanacak herhangi bir sıkıntının her yere yayılabileceğini etkisinin SARS virüsünden daha fazla olacağının söylendiğini sözlerine ekledi. Dr. Merve Karacaer Ulusoy, “Çin, 2008 krizinden sonra yapısını değiştirdi. Çin, eskiden fason üretimi yapıyordu. ABD’nin sermaye verdiği bir yerdi. Şimdi Avrupa’dan Amerika’ya çok uluslu teknoloji devlerinin üretim merkezi haline geldi. Veriler değişti” diye konuştu.

Çin’de giyimden yiyecek içecek sektörüne, otomotivden enerjiye ve daha birçok teknolojik üretim merkezlerinin ya üretimi durduğunu ya da çalışanlarına ‘evden çalışın’ uyarısı yaptığına değinen Karacaer Ulusoy, 2020’de Çin’in büyümesinde aşağı yönlü revizyonlar beklendiğini söyledi.

Diriliş Postası Muhabiri İbrahim Seçkin Talaş/Analiz-Yorum