Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Evet mi, hayır mı anlayalım!.. (1)

Evet mi, hayır mı anlayalım!.. (1)

Diriliş Postası olarak, kafası karışanların ya da kafası karıştırılanların net anlamaları için detaylı bir bilgi sunmak istedik. TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı adına yasama uzmanı Halit Tunçkaşık’ın 2016 yılında derin bir araştırma ile ortaya koyduğu ‘başkanlık’ sistemi ile ilgili tüm detayları sizin için derledik…

Hasan Taşkın/Diriliş Postası

Türkiye 16 Nisan’da referanduma gidiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen 18 maddelik anayasa değişikliği ile Parlamenter sistem, yerini Cumhurbaşkanlığı sistemine bırakıyor. Yani yürütme parlamentodan ayrı olacak. Parlamento yasama ve denetim görevini, yürütme de kendi işini yapacak. Ancak sistemin uygulanması için halkoyuna sunulan değişikliklerin millet tarafından kabul edilmesi zorunlu. Şimdi sandık milletin önüne geliyor ve millet 18 maddelik anayasa değişikliği için kararını verecek. Diriliş Postası olarak kafası karışanlar ya da kafası karıştırılanların net anlamaları için detaylı bir bilgi sunmak istedik. TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı adına yasama uzmanı Halit Tunçkaşık’ın 2016 yılında derin bir araştırma ile ortaya koyduğu ‘başkanlık’ sistemi ile ilgili tüm detayları sizin için derledik. “Türk Tipi Başkanlık da diyebileceğimiz, Cumhurbaşkanlığı sistemi aslında nedir?” sorusunun cevabını merak ediyorsanız buyurun okuyalım.

BAŞKANLIK SİSTEMİ NEDİR?

Başkanlık sistemi, halk tarafından sabit bir süre için seçilen başkanın, hem yürütme organının hem de devletin başı olarak görev yaptığı; yasama ve yürütme organlarının birbirinin görevine son veremediği hükümet sistemidir.

İlk defa ABD’nin uyguladığı ve günümüze kadar başarıyla sürdürdüğü bu sistemi, Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere Asya ve Afrika’da çeşitli ülkeler benimsemiştir.

Başkanlığın önemli bir özelliği olan hükümetin sabit/katı görev süresi, bir taraftan istikrarlı yönetimin formülü olarak öne çıkarılırken diğer taraftan yasama ile yürütme arasında kilitlenme nedeni olarak gösterilebilmektedir.

Başkanlık sistemi ABD’de güçlü yönleriyle kendini gösterirken, Latin Amerika’da zayıf yönleriyle gündeme gelmektedir. Benzer şekilde parlamenter sistemin İngiltere örneği güçlü yönleriyle ortaya çıkarken, Doğu Avrupa örnekleri sistemin olumsuz yönlerinden etkilenmektedir.

Türkiye’de parlamenter sistemin devamından yana olan görüş sahipleri, bu hükümet sisteminin istikrarsızlığa yol açan özelliklerini törpüleyip, rasyonelleştirilmiş parlamentarizm uygulamalarını geliştirmek yönünde kanaat taşımaktadırlar. Buna karşılık, başkanlık sisteminin uygulanabilirliğini savunanlar, bu sistemin birtakım reformlarla birlikte hayata geçirilebileceğini kabul etmektedirler…

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ TANIYALIM

Başkanlık sistemi, hem yürütme organının başı hem de devlet başkanı olan başkanın, sabit bir süre için halk tarafından seçildiği ve yasama organının başkanı düşüremediği, başkanın da yasama organını feshedemediği bir sistem olarak tanımlanmaktadır.
Başkanlık sistemini ilk kez Amerika Birleşik Devletleri (ABD) uygulamış ve günümüze kadar devam ettirmiştir. Bu sistemi başka birçok devlet kopyalamış ve uygulamıştır.

Başkanlık sistemini ayırt etmek için genel kabul görmüş özellikler şunlardır:

Yürütme gücünün tek sahibi olan başkan halk tarafından seçilmektedir.

Yasama ve yürütme organlarının görev süreleri sabittir.

Yasama ve yürütme organları birbirinin varlığına son verebilecek hukuki araçlara sahip değildirler. Yürütme organı, yasama organını feshedemez ve yasama organı yürütme organını düşüremez.

John Michael Carey, başkanlık sistemini parlamenter sistemden ayıran temel özelliğin iki devlet organının göreve geliş ve görevde kalma şekli olduğunu vurgular. Parlamenter sistemde halk sadece parlamentoyu seçer; hükümet ondan türer ve ona karşı sorumludur. Parlamenter sistemlerin çoğunda bu bağımlılık karşılıklıdır, yürütmenin de parlamentoyu feshetme ve erken seçime gitme imkânı vardır. Başkanlık sisteminde iki organ (parlamento ve başkan) bağımsız bir şekilde seçilir ve görevde kalmak için ötekinin kabulüne ihtiyaç duymaz. Başkan yürütmenin tek sahibi olup, kabine tamamen kendisine bağlıdır ve ayrıca yasama sürecine ilişkin önemli role sahiptir. Başkanlık sistemindeki başkanların kabineye hâkimiyeti ve yasama sürecine ilişkin rolü, onları, başkanları halk tarafından seçilen parlamenter rejimlerden ayıran önemli bir kriterdir. Diğer bir deyişle, tek başına başkanın halk tarafından seçilmesi sistemin “başkanlık” olarak nitelendirilmesini mümkün kılmaz.

Juan Linz, başkanlık sisteminin iki özelliğini öne çıkarır: Birincisi başkanın güçlü demokratik meşruiyet iddiası, ikincisi görev süresinin sabit olmasıdır. Linz başkanların güçlü meşruiyetlerinin yasama organının meşruiyetiyle denklik sağladığını belirterek, ikisinin karşı karşıya gelmesi durumunda sistemin çıkmaza girme ihtimaline dikkat çeker. Linz bu ihtimalin özellikle ABD’den farklı olarak parti disiplini olan ülkelerde yüksek olduğunu savunur. Aynı şekilde başkanın görev süresinin sabit olmasının siyasi sürecin esnekliğini yok ettiğini ve şartların gerektireceği değişikliğe imkân vermediğini belirtir.

Fred W. Riggs, başkanlık sisteminin farklı bir yönüne değinerek bu sistemde devlet bürokrasisi üzerindeki kontrolün yasama ve yürütme arasında paylaşıldığına dikkat çeker. Riggs’e göre birinci durum iki kuvvet arasında kilitlenmeye yol açma potansiyeli taşırken, ikinci husus başkanın kendi atadığı bürokrasi üzerindeki kontrolünü zayıflatmakta, dolayısıyla modern devletin karmaşık işlerini yürütebilmesine sekte vurmaktadır.

Jose Antonio Cheibub, başkanlık sisteminin ayırt edici özelliklerini sadeleştirir, teke indirger: “Yasamanın yürütmenin görevine son verememesi.” Diğer bir deyişle yürütme organı var olmak için yasamanın desteğine muhtaç değilse bu sistem başkanlık sistemidir. Yasama hükümetin görevine son verebiliyorsa ya parlamenter ya da yarı başkanlık sistemi vardır. Hükümeti görevden alabilen tek organ yasama ise, parlamenter sistemden söz edilir. Şayet hem parlamento hem başkan (herhangi bir usulle) hükümeti görevden alma yetkisine sahipse yarı başkanlık söz konusudur.

Cheibub’a göre, yaygın görüşle paralel olarak, başkanın doğrudan veya dolaylı olarak halk tarafından seçilmesinin hükümet sistemini tanımlamada bir değeri bulunmamaktadır. Buna göre başkanın doğrudan halk tarafından seçildiği başkanlık ve yarı başkanlıklar olduğu gibi, başkanın dolaylı olarak seçildiği başkanlıklar ve parlamenter sistemler olabilir. Ancak Cheibub, başkanın “dolaylı seçilmesi”nin içine parlamento tarafından seçilmesini de dâhil etmektedir ki bu, pek yaygın bir yaklaşım değildir. Mainwaring ise, başkanın halk tarafından seçilmesini başkanlık sisteminin önemli bir ilkesi olduğunu belirtmekle birlikte istisnai uygulamaların bulunduğunu kabul eder.

Başkanlık sisteminin ideal tipi ya da orijinal örneği, ABD hükümet sistemidir. Bu nedenle başkanlık sistemine özgü temel kurumlar da bu ülkede oluşmuş ve başka ülkelerde bunlar üzerinde birtakım değişiklikler yapılmıştır. Başkanın halk tarafından seçilmesi ve görevde kalmak için parlamento desteğine muhtaç olmaması sistemin ortak özellikleri olarak diğer ülkelerde de geçerli ilkelerdir. Cheibub ve diğerlerine göre, literatürdeki yaygın kanaate aykırı olarak, başkanın parlamentoyu feshedememesi başkanlık sisteminin ortak özelliği olmayıp sadece ABD için sayılması gereken bir özelliktir.

Diğer ortak olmayan (ülkeye göre değişebilen) ve ABD’de geçerli olan özelliklere gelince; başkan yasa yapamaz ve yasa gücünde kararname çıkaramaz. Başkanın resmiyette var olan ancak sınırlı olarak kullanabildiği olağanüstü yetkileri vardır. Başkan resmi olarak kanun önerisinde bulunamaz, fakat veto yetkisi bulunmaktadır. Başkan kabineyi parlamentonun müdahalesi olmaksızın dağıtabilir. Af yetkisine sahiptir. Başkan en fazla iki dönem art arda seçilebilir (20. yüzyıla kadar bu sınır yoktu). Yasama organının yürütmeyi etkin biçimde denetleme yetkisi vardır.

Burhan Kuzu, başkanlık sisteminin dayandığı ilkeleri, ABD örneğinden hareketle, üç noktada toplamaktadır. Bunlardan ilki sert kuvvetler ayrılığı, ikincisi yürütmenin yasamaya üstünlüğü, üçüncüsü ise kuvvetlerin birbirini kontrol etmesidir. Kuzu iki organ arasında çıkabilecek uyuşmazlıklara rağmen sistemin işleyebilmesi için kuvvetlerin birbirini kontrolüne ihtiyaç olduğunu vurgular. Bu kontrol mekanizması “fren ve denge sistemi” (checks and balances) olarak adlandırılmaktadır.

Kuvvetlerin sert ayrılığıyla da tanımlanan başkanlık sisteminde yasama ve yürütmenin göreve gelişi ve işleyişinde bağımsızlık ilkesi geçerlidir. Ancak devlet yönetiminde koordinasyon ihtiyacı bulunduğundan bu ayrılığın bir ölçüde dengelenmesi ihtiyacı doğmuştur. Amerikan geleneğinde “fren ve denge” adı verilen bu mekanizma ile iki organa birbirini kısmi olarak kontrol edecek yetkiler verilmiştir ki bu yetkiler şöyle özetlenebilir:

Atamalar

Kamu görevlilerini atama yetkisi başkanın elinde olmakla birlikte, bakanlar dâhil önemli atamaların çoğu Senato’nun onayına tabidir. Bu nedenle başkan bu atamalarda Senato’nun eğilimlerini dikkate almak durumundadır.

Uluslararası antlaşmaların onaylanması:
Dış ilişkileri yürütme ve uluslararası antlaşmaları yapma yetkisi başkana aittir. Ancak bu antlaşmalar Senato’nun üçte iki çoğunlukla onayına tabi olduğundan başkan Senato’nun görüşünü dikkate almak zorundadır.

Meclis araştırması:
Kongre yürütmenin faaliyetleri ile ilgili araştırma yapabilir. Araştırma olumsuz sonuçlansa da başkan üzerinde hukuki bir yaptırım imkânı yoktur. Ancak Kongre’nin “araştırma komisyonları” eliyle kullandığı bu yetki önemli bir denetim mekanizmasıdır.

Suçlandırma (Impeachment):
Başkanın ve diğer üst düzey kamu görevlilerinin görevden düşürülmesini sağlayan istisnai bir mekanizmadır. Bu mekanizma ancak anayasada yer alan vatana ihanet, rüşvet gibi sınırlı hukuki nedenlerle işletilebilmektedir. ABD Anayasası’na göre başkan, başkan yardımcısı ve bütün kamu görevlileri hıyanet, rüşvet ve diğer ağır suçlardan mahkûm olurlarsa görevlerinden uzaklaştırılırlar. Bu fiillerle başkanı suçlama yetkisi Temsilciler Meclisi’ne; yargılama yetkisi Yüksek Mahkeme başkanı başkanlığında Senatoya aittir.

Bütçe:
Başkanın bütçesini onaylama yetkisi Kongre’ye aittir. Kongre bu yetkisini (bütçe hakkı) onaylamama veya bütçeyi kısma yönünde kullanabilir.

Veto:
Bu yetki, başkanın Kongre’ye karşı kullanabileceği önemli bir yetkidir. Başkan Kongre’nin kabul ettiği kanunları veto edebilir. Başkanın veto ettiği kanunun tekrar kabul edilebilmesi için hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senatonun üçte iki çoğunluğu gereklidir.

Mesaj:
Başkanın doğrudan kanun teklif etme yetkisi yoktur. Ancak, Kongre’ye “mesaj gönderme yetkisi” vardır. Bunlardan en önemlisi “birliğin durumu”na ilişkin olan mesajdır. Başkan bu mesajı her dönem başında ocak ayında iki meclisin birleşik toplantısında okur. Bu mesajlarla Kongre’nin çıkarması istenen kanunlar telkin edilebilmektedir.

Dolaylı kanun önerisi: Başkan kendi partisinden olan Kongre üyelerinden birine bir kanun önerisini parti lideri sıfatıyla yaptırabilir. Böylece uygulamada yasama etkinliklerinin büyük bir kısmı başkanın dolaylı etkisi altında gerçekleşmektedir.

(Nasipse devamı yarın…)

Etiketler