Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Türkiye Doğu Akdeniz’de dengeleri altüst etti | Batı’nın yeni işgal planına darbe!

Dünyanın sömürgeci ülkelerinin petrol ve doğalgaz rezervlerine göz diktiği Doğu Akdeniz’de kurduğu tuzak Türkiye’nin Libya ile gerçekleşen Dolmabahçe Anlaşması’yla boşa çıktı. Peki, Türkiye ile Libya arasındaki anlaşma hangi kritik maddeleri kapsıyor?

Muhammed Şimşek
Türkiye Doğu Akdeniz’de dengeleri altüst etti | Batı’nın yeni işgal planına darbe!

Diriliş Postası Haber Müdürü Muhammed Şimşek/Analiz-Yorum

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye’nin imzaladığı Dolmabahçe Anlaşması, Doğu Akdeniz’de dengeleri yeniden belirledi. Haliyle kirli hesapları darbe alan Dünya egemenlerinin tepkisini karşısında bulunan anlaşma sayesinde Türkiyesiz bir haritanın reel olarak bölgede karşılık bulamayacağını bir kez daha ispatladı.

Akdeniz’de enerji kaynaklarının paylaşımı meselesinde sınırlar yeniden çizilirken Türkiye meşru sınırlarını bütün dünyaya ilan etti. Üstelik bunu Libya’daki Halife Hafter yerine Birleşmiş Milletler’in (BM) tanıdığı Fayiz el-Serrac yönetimindeki Ulussal Mutabakat Hükümeti ile sağlanan anlaşma üzerinden sağladı. Böylece uluslararası tepkiler meşru hükümetle yapılan anlaşma üzerindeki tartışmalara set çekilmiş oldu.

İŞGAL MASASINI DEVİRDİK

Kendine biçilen sömürge gömleğini yırtarak Doğu Akdeniz’in emperyalist çizgilerle bölündüğü masayı elinin tersiye iten Türkiye, bu anlaşmayla Akdeniz’in batı bölgesindeki meşru sınırlarını dünyanın deklare etti.

Libya ile sağlanan Dolmabahçe Anlaşması’yla Türkiye ilk kez uluslararası hukuka göre belirlenen deniz yetki alanının batı sınırlarını kıyıdaşı bir devlet ile deniz sınırlandırma anlaşması üzerinden bir mutabakat metnine dönüştürdü. Mutabakatla ilgili hukuki süreç tamamlandıktan sonra TBMM onayına sunulacak ve ardından Birleşmiş Milletler’e bildirilecek.

9 YILLIK UĞRAŞLARIN SONUCU

Dolmabahçe anlaşmasına gelen süreç 29 Kasım 2010 dönemin başbakanı olarak Libya’ya giden Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başlatılmıştı. Ancak anlaşmanın temellerini atan ziyaret sonrası iki ülke arasındaki ilişkiler Libya’da yaşanan olaylar dolayısıyla akamete uğradı.

Hatırlanacağı üzere ABD’nin kol kanat gerdiği İsrail ve bölgedeki jandarması BAE’nin izlediği stratejiler Libya’yı 2011’de bir krize sürükledi ve yaşanan iç savaşta 2019’da darbeci Halife Hafter’in Trablus’a saldırması ülkede kaos çıkardı. Türkiye ile her yakınlaşması durumunda birilerinin düğmeye basmasıyla çatışmanın içine sürüklenen Libya, en nihaetinde Akdeniz’de meşru haklarını korumak için Türkiye ile ilişkilerini güçlü seviyelere taşıma kararı aldı. Zaten bu tarihi anlaşma da mevcut Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Türkiye’nin desteği ile Hafter’i bölgeden temizlemesinin hemen ardından gerçekleşti.

Dolmabahçe Anlaşması neleri kapsıyor?
– Türkiye ve Libya arasında oluşturulan deniz yetki alanı şeridi, Yunanistan’ın bölgedeki faaliyetlerine yönelik bir set oluşturdu.
– Sevilla Haritası ile 41.000 km2’lik bir alana sıkıştırılmaya çalışılan Türkiye’nin alanı genişledi.
– Anlaşma ile Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması yapmasının önüne geçildi.
– Belirlenen alanda petrol ve doğalgaz arama ve sondaj ruhsatlandırmasında Türkiye ve Libya söz sahibi oldu.
– Girit’in güneyinden geçen hat ile Yunanistan’ın bölgedeki söz hakkı ortadan kalktı.

ATİNA’NIN HAYALİ SUYA DÜŞTÜ

Başından beri durumun farkında olan ve Batılı sömürgecileri arkasına alan Yunanistan, Türkiye’nin yetki alanını makaslayabilmek için Meis adası üzerinden Girit-Rodos-Meis ve Kıbrıs’ın güneyinde kalan bölgelere göz dikmişti. Türkiye’nin bölgedeki meşru haklarını talan etmek için uğraşan ve bu yönde diplomatik girişimlerde bulunan Yunanistan, kendi haritasını çizebilmek için 7 Mart 2006’da Libya ile müzakerelere başladıklarını duyursa da hiçbir sonuç alamamıştı.

Türkiye bu anlaşmayla başta ABD olmak üzere Yunanistan, Fransa ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kirli ortaklığında gerçekleştirmeye çalıştıkları bir tür yeni Sykes Picot projesini ters yüz etti. Anlaşma sayesinde Türkiye’nin 145.000 km2’lik Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanını uluslararası prensipler doğrultusunda 189.000 km2’ye çıktı.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri