Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Türkiye’ye 4’lü medya kuşatması

Muhammed Şimşek
Türkiye’ye 4’lü medya kuşatması

Özellikle Gezi sürecinde tıpkı ABD’nin Suriye sınırına yaptığı silah yığınağı gibi Türkiye’ye adeta bir medya yığınağı yapmaya başlayan Batılı ülkeler, zihinleri kuşatma altına almak için Youtube üzerinden ilk kez ortak kanal kurdu. Yayın dilini Türkçe’ye çeviren İngiliz BBC başta olmak üzere Amerikalı VOA, Fransız France24 ve Alman DW medya organları el ele vererek ortak bir yayın başlattı. Her biri kendi ülkesinin devlet kanalı olan bu medya organlarının hem Türkiye’de yayın yapmak istemesi hem yayın yapmak istedikleri ülkenin devlet kanalını aralarına alarak birlikte yayın çıkmayı akıllarının ucundan dahi geçirmemesi ortada dev bir medya operasyonu olduğunun göstergelerinden sadece biri olarak göze çarpıyor.

France 24 İngilizce Yöneticisi Gallagher Fenwick-DW Genel Müdürü Peter Limbourg-BBC Dünya Servisi Direktörü Jamie Angus-VOA Güne ve Orta Asya Bşk. Yard. Eric Philips
France 24 İngilizce Yöneticisi Gallagher Fenwick-DW Genel Müdürü Peter Limbourg-BBC Dünya Servisi Direktörü Jamie Angus-VOA Güne ve Orta Asya Bşk. Yard. Eric Philips

 

ORTAK DİLLERİ “TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI”

Her ne kadar yayın içeriklerini Türkçe hazırlamaya karar vermiş olsalar bile Gezi olaylarının yaşandığı günlerden bu yana asıl ortak dillerinin “Türkiye düşmanlığı” üzerine kurulu olduğu açık ve net olan bu dört kanalın kuruluş amacını anlamak çok da zor olmasa gerek. Zira seçim dönemlerinde “Erdoğan düşmanlığı” ve “Türkiye karşıtlığında” ittifak yapan bu ülkelere ait medya organlarının pek çoğu işi Türkçe manşetler atmaya kadar vardırmıştı. O gün amaçları kendi sınırları içinde yaşayan insanların algılarını kendi ülkelerinin aleyhinde dizayn etme çabasıydı. Ancak bu son hamle söz konusu yabancı yayın organlarının Türkiye’nin menfaatlerini hedef alan yayınlarını bir adım daha öteye götürerek ülkemizin iç meselelerine birere müdahale aracına dönüştürme ve iç dinamikleri dizayn etme yolunda algı operasyonları gerçekleştirmek için yeni bir medya cephesi açma girişimi olarak karşımıza çıkıyor.

HEPSİ TERÖR SEVİCİ

Bu alanda atılan ilk adımlara bakıldığında FETÖ’cüler tarafından kurulan internet sitelerini finanse den Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri göze çarpar. Bugün hepsi bir yerden düğmeye basılmış gibi “Türkçe” yayın yapmaya başladı ve bütün bunlara Almanya, İngiltere, Fransa ve ABD’nin devlet kanalları da dörtlü bir koroya dönüşerek eklemlendi. Her fırsatta Türkiye’nin terörle mücadelesi karşısında yer alan medya cephesine katılan Batılı ülkelerin terör seviciliğini detaylarıyla anlatmaya gerek dahi yok. Çünkü bunu artık herkes en acı örnekleriyle biliyor. Türkiye düşmanı her kişi ve kuruma gerek siyasi gerek diplomatik olarak kol kanat geren bu ülkelerin medyası şimdi belli ki bu kez geniş kitlelerin zihin kodlarıyla daha güçlü oynamaya çalışacak. Kendi ülkesinde kendine yabancılaşmış bir toplum algısını besleyerek yerel işbirlikçi terör sevicilerin yapıp ettiklerine demokrasi, özgürlük ve insan hakları kılıfları uydurmaya çalışacak.

NEDEN DİJİTAL MEDYA?

Bugün bakıldığında bu kanalların internet mecrasını tercih etmesi de ayrıca manidar. Çünkü bugüne kadar yasal müeyyidelerden mahrum internet mecrası üzerinden yapılan yayınların ülkelerin iç karışıklığa sürüklemede ne denli etkin rol üstlendiği aşikar. Üzerinde denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı ve her engeli aşmanın bir yönüyle mümkün olduğu tek mecra bugün dijital oramda mevcut ve Batılı ülkeler bu mecrayı başından beri bir silah gibi kullanmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde ülkede ne kadar kumaşı dışarıdan ya da “kullanışlı” adam varsa hepsinin boy gösterdiği yayınlarla ülkede ne tür operasyonlara imza atılacağını hep birlikte göreceğiz.

ALGI PROFESYONELLERİ İŞBAŞINDA

Buarada geriye dönük bakıldığında yabancı yayın kuruluşlarının Türkçe yayınlarının çok eskilere dayandığı ileri sürülerek “ne var bunda?” denilse de söz konusu yayınların sadece “sosyo- kültürel” içerikli olduğu göz önünde bulundurulması gerekir. Geçmişteki yayınlarla adeta araziyi süren bu medya kuruluşlarının çabaları bugün atılan adımlarla siyasi sahaya müdahale etme amacı güderken araziyi ekip biçme derecesine vardırma niyeti taşıyor olması yönüyle tehlike arz ediyor. Hatırlanacağı üzere CNN International gibi yabancı kanallar Gezi olaylarıyla birlikte yayın içeriklerinde yüzde yüze yakın bir değişikliğe giderek kendilerinde siyasal meselelere müdahale hakkı gözetir bir dille yargısız infaz yapmaktan geri durmamışlardı. Hiç abartısız Taksim’den 24 saat canlı yayın yaparak sokaklara dolan provokatif eylemlerin ateşine benzin döken küresel şer güçlerin hem oyuncağı hem silahı konumundaki bu medya kuruluşları Türkiye’yi dolaylı ve doğrudan kuşatma girişiminde bulunmuştu. Bugün bu girişime hız verildiği görülüyor.

KUŞATMANIN KÖRFEZ’DEKİ AYAĞI

Batılı ülkelerin akıl hocalığı yaptığı kuşatmanın körfez ayağını oluşturan Suudir Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin finanse ettiği ‘Saudi Resarch and Marketing Group’a (SRMG) bağlı Al-Awsat adlı yayın organı Türkçe yayın yapıyor. Yayınlarına Şarkul Avsat adıyla başlayan sitenin haber diline bakıldığında FETÖ için “Gülen Hareketi” ve PKK’nın Suriye uzantısı YPG için ise “Ankara’nın PKK’nın bir uzantısı olarak gördüğü Halk Koruma Birlikleri (YPG)” ibarelerinin kullanılması durdukları noktayı yeterince izah ediyor. SRMG’nin dikkat çeken bir diğer hamlesi ise son günlerde Türkiye’de yayın hayatına başlayan satın aldığı İngiliz yayın organı ‘The Independent’ üzerinden kurulan “Independent Türkçe”. Bu yayın organının sitesindeki yazar kadrosu arasında Türkiye karşıtı kışkırtıcı yorum ve haberleri ile tanınan Robert Fisk’in de göz önüne almak yeterli olacaktır.

Hedefleri Türkiye

Türkçe yayın yapan devlet kanalları BBC (İngiltere), Deutsche Welle (Almanya) ve Voice of America (ABD) aralarına France24’ü (Fransa) de alarak daha önce rastlanmamış bir ortaklığa imza attı. Deutsche Welle’nin öncülüğünde “Tarafsız Gündem +90” isimli Youtube kanalı kurarak başlattığı yayınların dilini Türkçe olarak belirledi. Dünyanın hiçbir yerinde benzer bir ortaklığı bulunmayan 4 yayın organın ortak projesi, Deutsche Welle’nin 2018- 2021 yıllarını kapsayan yayın planlaması kapsamında yer alıyor. Söz konusu planlamaya ilişkin metindeki “Ümitlerin aksine Türk hükümeti otoriter bir çizgi izlediği konusunda artık kuşkuya yer bırakmıyor” ifadeleri bu projenin asıl amacını gözler önüne seriyor. DW Genel Müdürü Peter Limbourg’un Nisan ayında projeyi Alman meclisinde tanıttıktan sonra “milletvekillerinin de projeyi destekledikleri” belirtiliyor. Uzmanlar Türkiye’yi dörtlü medya operasyonuyla kuştama altına alma girişimi olan ortaklığın içerideki siyasi meselelere müdahale ve toplum algısını yönetme amaçlı olduğuna kesin gözüyle bakıyor.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri