Son Dakika

“Ya Rusya’yı durdurun ya da bırakın Avrupa’ya gidelim”

8 yıldır dinmek bilmeyen ve her geçen gün tansiyonu bir parça daha yükselen Suriye’deki iç savaş yangını bu kez 4 milyona yakın sivilin bulunduğu İdlib’in etrafını sarmış durumda.
“Ya Rusya’yı durdurun ya da bırakın Avrupa’ya gidelim”

Her ne kadar Türkiye’nin sahadaki varlığı olası bir faciayı önlese de Rusya’nın Esed/Hamaney rejimiyle yaptığı alan hâkimiyeti işbirliği Suriye’de yeni bir katliamın tehlike sinyallerini veriyor.

Küresel güçlerin sömürge politikalarıyla kan gölüne çevirdiği Suriye’de bütün dünya bir insanlık trajedisine seyirci kalırken her geçen gün bölgesel bir güç olmanın ötesine geçen Türkiye’nin gerek askeri gerek siyasi gücünü ikame ederken attığı adımlar kritik etki uyandırıyor. Bu adımların en büyüğü hiç şüphesiz S 400’ler oldu. ABD’nin NATO sopasının etkisinden kurtulan Türkiye, bu hamlesiyle Doğu Akdeniz’de dengelerin yeniden kurulmasının önünü açtı. Ancak bu hamlenin en önemli bir diğer ayağını ise Türkiye’nin Suriye sınırına ABD eliyle konuşlandırılan terör kantonlarının geri püskürtme amacı oluşturuyor. Herkesin malumu olduğu üzere Türkiye bu sayede Suriye’de bugüne kadar verdiği her sözü yerine getirmeyen ABD’yi yakın zamanda masaya oturmaya ikna etmiş ve güvenli bölge görüşmeleri başlattı. ABD her zaman olduğu gibi oyalama taktikleriyle süreci yavaşlatmak istese de Türkiye’nin sınırındaki terör unsurlarına tahammül göstermesi mümkün değil ve bu alanda sonuç alıncaya kadar elindeki bütün kartları oynamaya devam edecektir.

Türkiye’nin İdlib’de ne işi var?

Hal böyleyken son günlerde Türkiye’nin askeri gözlem noktalarının bulunduğu İdlib çatışmasızlık bölgesinde yaşanan gelişmeleri her ne kadar birileri savaş bataklığına sürüklenmiş olmak gibi göstermeye çalışsa da meselenin aslı önümüze bambaşka bir fotoğraf koyuyor. Zira Türkiye’nin hem Astana müzakerelerine katılarak masadaki hem oluşturulan çatışmasızlık bölgelerinde kurduğu askeri üsleriyle sahadaki varlığı komşudaki yangına kayıtsız kalamamanın ötesinde anlamlar taşıyor. Birincisi kendi ülke sınırlarımızın güvenliğini sağlarken burada bir düzen kurulması ve bölgenin geleceğinin küresel sömürü düzeni ile onun maşalığına soyunan terör örgütlerinin insafına bırakmamak. İkincisi aynı küresel kirli hareket merkezlerinin ölümle burun buruna getirdiği yüz binlerce sivilin yaşam hakkını savunurken mazlumun yanında olmak adına tarihi bir misyonu yeniden yerine getiriyor olmak.

Rusya katliam yapıyor

Suriye’de kendine alan açmak için farklı kirli işbirliklerine girişen küresel güçlerin yaptığı katliamlar, bugüne kadar yüz binlerce sivilin hunharca katledilmesine yol açtı. ABD terör örgütü YPG/ PKK ile kol kola girdi. Rusya ise kendi halkına konvansiyonel ve kimyasal silahlarla saldıran eli kanlı Esed/ Hamaney rejimine her türlü desteği vermekle kalmadığı gibi kendi özel kuvvetleriyle Suriye’de sayısız operasyonlara imza attı. Haftalardır İdlib çatışmasızlık bölgesini havadan bombalayan Rusya daha birkaç gün önce rejimin Han Şeyhun’u tamamen ele geçirmesinin önün açtı. Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı Ulusal Kurtuluş Cephesi çatısı altındaki Nasır Ordusu Sözcüsü Muhammed Raşit’in verdiği bilgilere göre Rus özel kuvvetleri, çatışmasızlık bölgesi ilan edilen İdlib’in güneyine sızma girişiminde bulundu. Daha önce Esed/Hamaney rejim güçlerine dolaylı destek veren Rusya bu kez kendi özel kuvvetleriyle operasyonu bizzat kendileri gerçekleştirdi. Operasyonda ilk olarak insansız hava araçlarıyla (SİHA) bölgeyi tarayan Rus güçleri ardından aydınlatıcı bombalarla saldırdığı sonraki aşamada ise ısı güdümlü silahlarla katliam yaptığı belirtiliyor. Dahası Rus özel kuvvetlerinin yanı sıra güvenlik şirketlerinin paralı askerleri de askeri muhaliflerce cephelerde sıkça görülüyor. 

Siviller sınıra akın ediyor

2015’in Ekim ayından bu yana rejim güçlerine aralıksız hava desteği veren Rusya, son dönemde kara desteği de vermeye başladı. İlk kez İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde ortaya çıkan bu manzara sonrası hayatı tehlikeye giren siviller can havliyle sınıra akın ediyor. Bugüne kadar bütün dünyanın sessiz kaldığı katliamların bir benzerinin daha yaşanmasından endişe eden halk kalabalıklar halinde Babül Hava sınırına dayanmış durumda. Sınır kapısından gelen görüntülerde Rusya ve rejim güçlerinin açtığı ateşten kaçan Suriyeliler “Ya Rusya’yı durdurun ya da bırakın Türkiye ve Avrupa’ya gidelim” sloganları atıyor. Bugüne kadar Türkiye’nin sahadaki varlığı sayesinde bölgede Hama veyahut Doğu Guta’da yaşananlara benzer bir manzara yaşanmadı. Ancak Rusya gün geçtikçe kendi emperyal hedeflerini gerçekleştirmek için her türden caniliği işleyen rejim arkasında durmaya devam etmesi endişe verici bir tablo ortaya çıkarıyor.

Türkiye’den İdlip uyarısı

Hal böyleyken dünyanın suskunluğuna inat İdlib konusunda uyarı yine Türkiye’den geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Esed/ Hamaney rejiminin İdlib’de saldırılarının sürmesi halinde Halep’tekinden daha kötü bir insani felaket yaşanabileceği uyarısında bulunarak, “Uluslararası toplum hala sessiz. Uluslararası toplumun desteğini görmemiz lazım. Seslerini çıkarmalılar aksi halde bu durumun, Avrupa’nın güvenliğiyle ilgili doğrudan sonuçları olur” açıklamasını yaptı.

Rejimin, sivilleri yaşadıkları yerlerden çıkarmayı amaçladığını belirten Çavuşoğlu, “Rejim ve destekçileri, Avrupalılara kitlesel göç akımları yoluyla sorun çıkarmak istiyor. Bu yüzden sivillerin yaşadıkları yerleri özel olarak hedef alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

İdlib’de halkın durumu nasıl?

Rejim ve destekçilerinin son dönemde şiddetini artırarak sürdürdüğü saldırılar neticesinde, halkın önemli kısmı, evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yerinden edilenler, Türkiye sınırı hattındaki kampların dolu olması nedeniyle, tarım arazilerinde, taşlık alanlarda ve zeytin ağaçlarının altında yaşam mücadelesi veriyor. Sivillerin çoğu, ya çadır bulamıyor ya da bir çadırı birden fazla aile paylaşıyor. Temel yaşam malzemeleri, tuvalet, banyo, içme suyu ve tıbbi desteğe muhtaç siviller, yüksek hava sıcaklıkları, altyapı eksikliği ve foseptik çukurlarının kamp alanlarının yakınında olması nedeniyle de çeşitli hastalıklarla boğuşuyor. Tüm bunlara rağmen, saldırılar sürdüğü için nüfus sürekli olarak Türkiye sınırına doğru yığılıyor.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.