Gaye Kobal Yıldırım / ÖZEL

İsraf, gıda tedarik zincirinin her aşamasında meydana gelir. Ancak evsel gıda atıkları en önemlilerinden biridir. Geçmiş çalışmalar, son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihini gibi etkenlerin tüketicilerin karar verme sürecindeki önemini doğruluyor. Avrupalı ​​tüketicilerin neredeyse yüzde 60'ı, bir gıda ürünü satın alırken veya yemek hazırlarken her zaman tarih etiketlerini kontrol ettiklerini söyledi.

Öyle ki İngiltere geçtiğimiz sene gıda israfını azaltmak için ürünlerden son tüketim tarihini kaldırmayı konuşmaya başladı. Bunun üzerine bazı zincir marketler süt gibi ürünlerdeki son tüketim tarihini kaldırdı ve müşterilerine koklama testi ile anlamayı önerdi.

Peki gıdaların üzerindeki son tüketim tarihlerini doğru anlayabiliyor muyuz? Ürünlerden son tüketim tarihlerinin çıkarılması gıda israfının azaltılmasına yardımcı olur mu?

Tüm merak edilenleri Gıda Mühendisi Ebru Akdağ yanıtladı.

DOĞRU SAKLANMIŞSA SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ DEĞİL

Öncelikle tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) ve son tüketim tarihi (STT) arasındaki farkın anlaşılması gerektiğini söyleyen Ebru Akdağ, şu şekilde açıkladı:

“Ülkemizde Gıda Güvenliği Derneği tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de tüketicilerin yüzde 70’inden fazlası bu iki tarih arasındaki farkı bilmiyor. Bu da en başta gıda israfına ve ekstra maliyetlere neden olabilmektedir. STT, etikette belirtilen saklama koşullarında uyulması kaydıyla, bir gıda maddesinin güvenli şekilde tüketilebileceği süredir. TETT ise bir gıdanın koku, doku ve tat özelliklerini en üst düzeyde koruyabileceği dönemi temsil eder. Ancak bu, eğer gıda uygun koşullarda saklanmışsa, o dönemden sonra bozulacağı anlamına gelmez. Doğru korunmuşsa TETT geçmiş olan ürünleri tüketmenin sağlık açısından bir riski olmadığı unutulmamalıdır. Bunların koku, tat, doku gibi özellikleri sizi rahatsız etmiyorsa tüketmenizde sakınca yoktur.”

SON TÜKETİM TARİHİNE DİKKAT!

Üzerinde STT olan gıdalar için dikkatli olunması gerektiğini belirten Ebru Akdağ, “Son tüketim tarihinden sonra kullanılması, gıda zehirlenmesi riskine yol açabilir. Ancak ürünün son tüketim tarihinin geçmiş olması her zaman için bozulduğu anlamına gelmez. Çünkü belirli bir güvenlik marjı da konulur. Ancak bu tarihten sonra tüketmek alınamaması gereken bir risktir ve çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” açıklamalarında bulundu.

TARİHLER ÜRÜN AÇILDIKTAN SONRA DA GEÇERLİ

Son tüketim tarihinin ürünler açıldıktan sonra da geçerli olup olmadığını sorduğumuz Ebru Akdağ, “Eğer ürünün üzerinde farklı bir uyarı yoksa geçerli” olduğunu söyleyerek, “Ama bu tarz bazı gıdaların üzerinde açıldıktan sonra ‘şu kadar gün içerisinde tüketilmelidir’ gibi bir ifade olabilir. Buna dikkat edilmesi ve uyulması gerekir” dedi.

HANGİ ÜRÜN GRUPLARI DAHA RİSKLİ?

Süt ve süt ürünleri: Yoğurt, peynir, süt gibi ürünlerde son tüketim tarihi önemlidir. Çünkü bu ürünler kolayca bozulabilir ve sağlık sorunlarına yol açabilir.

Et ve et ürünleri: Taze et, sakatat, şarküteri ürünleri gibi et ürünlerinin son tüketim tarihleri, mikrobiyolojik bozulmalar ve gıda zehirlenmeleri açısından kritik öneme sahiptir.

Konserve ve hazır gıdalar: Bu ürünlerin son tüketim tarihleri, içerdikleri katkı maddelerine ve koruyucu maddelere bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Bebek maması ve çocuk gıdaları: Bebeklerin ve küçük çocukların hassas sindirim sistemleri göz önünde bulundurulduğunda, bu ürünlerin son tüketim tarihleri çok önemlidir.

Hava kirleticilerin azaltılması için 416 milyon dolarlık kredi Hava kirleticilerin azaltılması için 416 milyon dolarlık kredi

TARİHLERİN KALDIRILMASI İSRAFI ÖNLER Mİ?

Tarih etiketlemelerinin kaldırılması üzerine yapılan tartışmaların hem olumlu hem de olumsuz yönleri bulunduğunun altını çizen Ebru Akdağ, “Dünyada gıda israfının geldiği nokta maalesef çok kritik bir seviyede. Birleşmiş Milletlere göre eğer gıda israfı bir ülke olsaydı, dünya genelinde sera gazı emisyonları açısından ABD ve Çin’in ardından üçüncü en büyük emisyon kaynağı olurdu. Dolayısıyla bu uygulamanın gıda israfını azaltılmasında rol oynayabileceğini düşünerek bunu olumlu bir adım olarak nitelendirebiliriz” dedi ve ekledi:

“Ancak tüketicilerin çoğu TETT ve STT arasındaki farkı tam olarak bilmediği için bu tarihlerin etiketlerden kaldırılması, yanlış anlaşılarak kamuoyunda tepki ve bazı tüketicilerde gıda güvenliği konusunda kafa karışıklığına yol açabilir. Gıdalardan TETT kaldırılması, gıda güvenliği açısından büyük bir risk oluşturmaz.”

ALTERNATİF OLARAK NELER YAPILABİLİR?

Tavsiye edilen tüketim tarihinin etiketlerden tamamen kaldırılması yerine, tüketicileri daha iyi bilgilendiren alternatif etiketleme sistemleri geliştirilebileceğini vurgulayan Ebru Akdağ, “Örneğin, gıda bozulmasıyla ilgili daha açıklayıcı bilgiler veya saklama koşulları hakkında detaylı talimatlar sunulabilir. Sonuç olarak, tavsiye edilen tüketim tarihinin etiketlerden kaldırılması, gıda israfının azaltılmasına katkıda bulunabilir, ancak bu adımın tüketici eğitimi ve bilinçlendirme çalışmalarıyla desteklenmesi gerekir” dedi.

Editör: Vildan A.