Son Dakika

“Dilimize, dinimize ve de ismimize dokunma dedik”

Soykırım ve asimilasyon politikalarına karşı ilk ayaklanmanın başlatıldığı Sütkesiği’nde düzenlenen merasimde konuşan dönemin şahitlerinden Rıfat Yağcı, “Tek düşüncemiz Jivkov rejimine dur demekti. Tek hedefimiz dilimize, dinimize ve ismimize dokunma demekti” diye konuştu.

“Dilimize, dinimize ve de ismimize dokunma dedik”

Kırcaali’nin Ardino (Eğridere) ilçesinin Mleçino ( Sütkesiği) köyünde 24 Aralık 1984 yılında komünist totaliter rejimi tarafından başlatılan Türklerin isimlerinin değiştirme kampanyasına karşı ilk büyük yürüyüşün düzenlenmesi münasebetiyle köy meydanında bu yıl da geleneksel olarak anma töreni yapıldı. Kırcaali Haber Gazetesi’nin haberine göre, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Eğridere İlçe Başkanlığı tarafından organize edilen anma etkinliğine bu yıl da çok sayıda kişi katıldı. HÖH Genel Başkanı Mustafa Karadayı yapmış olduğu konuşmasında partisinin ülkeyi yönetmek için hazırlandığını belirterek, hükümette aşırı milliyetçi ve faşist partiler yer aldıkça gensoruların da sunulacağını söyledi. Karadayı partililere Bulgaristan’ı yönetmeye hazır olun çağrısında bulundu.

Türklere müdahale çok önceden başlamıştı

Sütkesiği’nde düzenlenen anma töreninin organizatörlerinden, Rıfat Yağcı yaptığı açıklamada, Bulgaristan hükümetinin o denem uygulamaya koyduğu soykırım ve asimilasyon politikalarına ilişkin bilgi verdi. Bulgaristan’ın Türklere yönelik baskılarının 1984’ten çok daha önce başladığını belirten Yağcı, “Önceleri dilimize ve dinimize müdahale ettiler. Daha sonra ise geleneklerimize… Bir yıl var ki 1984 sonbahar ayları, komünist rejimin kuklaları isimlerimizi değiştirmeye kalkıştılar” diye konuştu.

“Zulme dur demek istemiştik”

Bulgaristan hükümetinin politikalarına karşı gelenlerin akla hayale gelmeyecek işkencelere maruz kaldığını belirten Yağcı, bölge halkının 23 Aralık 1984 Pazar günü “Birlikten güç doğar” parolası ile harekete geçmeye karar verdiğini anlattı. Barışçıl bir şekilde miting yapmaya karar verdiklerini ifade eden Yağcı, o güne ilişkin şunları kaydetti: “24 Aralık 1984 sabahı 06.00’da Hallar meydanındaydık. Yediden yetmişe herkes buradaydı ve koyulduk yollara. Yol boyu katılan diğer köy sakinleri ile birlikte gücümüze güç katmış ilerliyorduk. Mırsallar Sırtı’ndan ardıma baktığımda, on binler çıkmıştı yollara, adeta bir mahşer kalabalığı… Tek düşüncemiz Jivkov rejimine dur demekti. Tek hedefimiz dilimize, dinimize ve ismimize dokunma demekti.”

Silahsız kalabalığa tankla saldırdılar

Jivkov rejimine ait güçlerin kendilerini meydana sokmadığını, silahsız olan gruba tanklarla, tüfeklerle saldırdığını belirten Yağcı, “Acımasızca saldırdılar, ezdiler bizi, sanki düşman vardı karşılarında, sanki isyan bastırıyorlardı. Bizler isyan etmedik, devlete başkaldırmadık, taş atmadık, sopa kaldırmadık, silah çekmedik, şiddete başvurmadık. Sadece dilimize, dinimize ve de ismimize dokunma dedik” diye konuştu. 1984 yılında meydana gelen saldırının ardından çok sayıda Türk tutuklanıp Belene kamplarına gönderiliyor.

Yorumlar