Nükleer anlaşmanın devamlılığı için ABD’nin ileri sürdüğü “İran’ın balistik füze faaliyetlerini durdurması” şartı, nükleer anlaşmanın geleceğini zora sokarken yaptırımlar sebebiyle ekonomik kriz içindeki İran’ın alacağı karar merak ediliyor.
Mustafa Melih Ahıshalı/AA
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi (ABD, İngiltere, Çin, Fransa, Rusya) ve Almanya ile İran arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmada kritik bir sürece girildi.
Her fırsatta İran’la yapılan anlaşmadan rahatsızlığını ifade eden ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın İran’ın nükleer programını engellemekte yetersiz olduğunu ifade etmesinin yanı sıra Tahran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki doğrudan veya dolaylı askeri varlığını çekmesini, füze faaliyetlerinin de durdurmasını istiyor.
BATI, İRAN’IN FÜZELERİNDEN TEDİRGİN
İran yönetimi yaklaşık 30 yıldan bu yana Rusya ve Kuzey Kore’den aldığı destekle menzili 300 ile 3 bin kilometre arasında değişen Şahab, Siccil, Kadr, Kıyam, Aşura, ve Hurremşehr gibi balistik füzeleri geliştirdi. Tahran makamları tarafından teyit edilmese de ABD askeri makamları, İran’ın Rus uzmanlarla 10 bin kilometre menzilli Şahab-6 füzesini geliştirmesinden endişe duyuyor. ABD Savunma Bakanlığı İstihbarat Ajansı Direktörü Lowell E. Jacoby, 2005 yılında yaptığı açıklamada, İran’ın 2015 yılında kıtalar arası balistik füze yapabilecek güce ulaşabileceğini söylemişti.
“RÜYALARINDA GÖRÜRLER”
İran Lideri Ali Hamaney’in Devrim Muhafızları Temsilcisi Abdullah Hacı Sadıki yaptığı açıklamada, İran düşmanlarının İran’ın füze faaliyetlerini durdurmalarını ancak ‘rüyalarında görebileceklerini’ ifade etti.
Diğer yandan İsrail ve Suudi Arabistan da her fırsatta İran’ın balistik füzelerinin ulusal güvenliklerini tehdit ettiğini dile getirdi.
Tahran yönetiminin bu konudaki kararlı açıklamaları da İsrail ve müttefiki ülkelerde hem “İranfobia”nın güçlenmesine hem de “İran, füze faaliyetleri durdurmalı” söyleminin güçlenmesine neden oldu. İngiltere, Almanya ve Fransa bir taraftan 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın korunması gerektiğini söylerken diğer taraftan İran’ın füze faaliyetlerini durdurmasını tartışmaya açarak nükleer anlaşma maddeleri arasında yer alması gerektiğini gündeme getirdiler.
İRAN KARŞITI CEPHE GENİŞLİYOR
Trump, İran’a karşı tedricen sertleşen politikasının son tezahürleri olarak dışişleri bakanlığına İran’a karşı sert açıklamalarıyla tanınan eski CIA Başkanı Mike Pompeo ve ulusal güvenlik danışmanlığına İran rejimine karşı mücadele eden muhalif gruplardan Halkın Mücahitleri Örgütü’nün toplantılarında boy gösteren John Bolton’u getirdi. Yakın zamana kadar nükleer savaşın eşiğinde oldukları düşünülen Kuzey Kore ve Güney Kore’nin barış görüşmeleri için bir araya gelmesi, Trump’ın İran’a yönelik baskılara odaklanacağı şeklinde değerlendirmelere de yol açtı.
Ayrıca Fas’ın sürpriz bir kararla “Hizbullah örgütü ile Polisario Cephesi arasındaki ilişkinin ülke güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği gerekçesiyle” İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini duyurması, Katar’ın bu kararı desteklediğini açıklaması, İran üzerinde uygulanan psikolojik baskıyı belirginleştirdi.
Tahran’ın karar anı
İran’ın ABD’nin giderek artan baskıları karşısında ne yapacağı merakla bekleniyor. ABD’nin, ekonomik yönden köşeye sıkışmış İran’ı rahat bırakmayacağı, İsrail’i koruma gerekçesiyle İran’ın füze faaliyetlerine son vermesi konusunda ısrar edeceği gözleniyor.
Suriye’deki karışıklığın bir benzerinin ülkelerinde yaşanmasını istemeyen İran halkı, insan hakları ve ifade özgürlüğü gibi rejimle olan problemlerini ertelese de ülkedeki yolsuzluk, işsizlik ve ekonomik kriz bir anda rejim karşıtı gösterilerin meydana gelmesine sebep olabilmekte. Bu şartlar altında İran yönetiminin Trump’ın ısrarlı girişimleri karşısında pazarlık masasına füzeleri getirip getirmeyeceği kararı sadece İran’ı değil bölgeyi de etkileyecek potansiyel sahip.





