70 Yıllık Hasret Sona Eriyor
İstanbul’un tarihi siluetinden yaklaşık 70 yıl önce silinen Bostancılar Tabhanesi Mescidi, diğer adıyla Yedekçiler Mescidi, Sarayburnu’nda yeniden hayata kavuşturuluyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde saray bostancılarının hastaları için yaptırılan bu köklü yapı, Topkapı Sarayı’nın deniz surlarının dışında, Sarayburnu ile Ahırkapı arasındaki konumuyla yüzyıllar boyunca İstanbul’un deniz cephesinin en tanınmış siluet unsurlarından biri olmuştu.

Sahil Yolunun Kurbanı
Yapı, 1956-1960 dönemindeki imar uygulamalarında sahil yolu düzenlemeleri sırasında yıkılarak İstanbul’un kentsel belleğinden silindi. Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın anlattığına göre mescit daha önce 1930'lardan itibaren metruk hale gelmeye başlamış, 1940'lı yıllarda minaresi yıkılmış, sahil yolunun açılmasıyla birlikte ise tamamen ortadan kalkmıştı. “Üsküdar’dan ya da denizden bu tarafa geçildiğinde minaresi ilk gözüken mescit idi burası” diyen Turan, yapının bölgedeki simgesel önemini böyle özetledi.

Arşivlerden Tarihe Köprü
Fatih Belediyesi, 2019 yılında elindeki haritalar, gravürler ve arşiv fotoğraflarıyla koruma kuruluna başvurarak ihya projesini onaylattı. Turan, mescide tarihsel süreç içinde Bostancılar, Tabhane ve Yedekçiler Mescidi gibi birçok farklı adın verildiğini, yapının bir dönem denizden şehre gelen denizcilerin karantina bölgesi olarak, bir dönemse ameliyat mekanı olarak kullanıldığını aktardı. “Yaklaşık 100 yıl sonra bu mescidi İstanbul’un siluetiyle yeniden buluşturmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” diye konuşan Turan, çalışmaların önemine dikkat çekti.

Bayburt’taki Köy Müzesi Avrupa’dan 4. Ödülünü Aldı
Bayburt’taki Köy Müzesi Avrupa’dan 4. Ödülünü Aldı
İçeriği Görüntüle

Ramazan’da Açılış Planlanıyor
Fatih Belediyesi, Bostancılar Tabhanesi Mescidi’ni gelecek Ramazan ayında ibadete açmayı hedefliyor. Turan, yapının ilave bölümlerinin kültürel amaçlarla kullanılacağını belirtti. Mescit bünyesinde önemli bir koleksiyonun sergileneceği bir sergi salonu ve bir kütüphanenin de oluşturulması planlanıyor. Böylece yapı, yalnızca ibadet mekânı olarak değil, İstanbul’un tarihi sahil çizgisinde yaşayan bir kültür adası olarak da işlev görecek.

Kamu Kaynağı Değil, Bağışçı Desteği
Turan, Fatih Belediyesi’nin yürüttüğü mescit ihya projelerinin tamamının kamu bütçesinden değil bağışçılar aracılığıyla finanse edildiğini özellikle vurguladı. “Yaptığımız hiçbir mescidi kamu kaynaklarıyla yapmıyoruz. Bağışçılar tarafından yapılıyor” diyen Turan, şimdiye kadar rekonstrüksiyon olarak 8 mescidin tamamlandığını, aktif olarak 10 mescit ihyasının sürdüğünü kaydetti.

48 Kayıp Yapı Gündemde
Fatih Belediyesi’nin ihya çalışmaları yalnızca Bostancılar Tabhanesi Mescidi ile sınırlı değil. Turan, toplamda yok olmuş 48 mescit üzerinde çalıştıklarını, 8 tanesini tamamlayıp ibadete açtıklarını, 10 tanesinin inşasının ise hâlâ devam ettiğini açıkladı. Otuzun üzerindeki yapı için proje, onay ve yerinde kazı süreçleri sürmekte; bağışçı bulundukça bu yapılar tek tek hayata geçirilmektedir.

15 Bin Metrekare, 360 Mescit
Fatih ilçesinin 15 bin metrekarelik alanda 12 bine yakın tescilli kültürel miras esere sahip olduğunu hatırlatan Turan, bu eserlerin yaklaşık 360'ının mescit olduğunu belirtti. Sıbyan mektepleri, medreseler, çeşmeler, kabir, türbe ve hazireler de dahil olmak üzere pek çok farklı yapı türünü kapsayan bu kapsamlı ihya programı, Fatih’i Türkiye’nin en yoğun koruma çalışmalarının sürdüğü ilçesi konumuna taşıyor.

Kennedy Caddesi’nin Sildiği Tarih
1956-1960 imar dönemi, Sarayburnu’nu derinden dönüştürdü. Kennedy Caddesi olarak bilinen sahil yolunun yapımı sırasında gerçekleştirilen düzenlemeler yalnızca ulaşım altyapısını değil, kıyı boyunca yüzyıllardır ayakta kalan tarihi yapı dokusunu da kalıcı olarak değiştirdi. Akademik araştırmalarda da mescit, tarihi fotoğraflar ve haritalar üzerinden izi sürülen kayıp yapılar arasında gösterilmekte; bu ihya projesi söz konusu dönemin en simgesel onarım girişimlerinden biri olarak kayıtlara geçiyor.

İstanbul’un Silueti Yeniden Şekilleniyor
Bostancılar Tabhanesi Mescidi’nin yeniden yükselmesi, İstanbul’un deniz cephesindeki tarihi silueti açısından sembolik bir anlam taşıyor. Üsküdar’dan ve Boğaz’dan bakıldığında on yıllardır eksikliği hissedilen bu tarihi işaret taşının, Ramazan’daki açılışıyla birlikte İstanbul’un eşsiz ufuk çizgisinde yerini yeniden alması bekleniyor.

Kaynak: AA