Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Batı’nın ikiyüzlülüğü bizi doğrudan ayırmasın

Batuhan Gülşah
Batı’nın ikiyüzlülüğü bizi doğrudan ayırmasın

Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’deki ülkemizin düşmanı anlayış da bu canavarın aynıdır. Ancak bu, bizi Osmanlı’nın doğru yaptıklarından saptırmamalıdır.

Batı’nın hukuk ve adalet anlayışı işin içine Türk veya Müslüman girene kadardır. Bunu sayısız kez tecrübe edindik. Bugün Doğu Akdeniz’de malumun ilamı olan haklarımızı korumak için karşımıza tonla engel çıkarılması da bu zihniyetin tecellisinden başka bir şey değildir. 2004’te Annan Planı ile Kıbrıs’ta iki toplumlu çözüme ulaşılması için her şeyi yapan Türkiye ve Kıbrıslı Türkler’e karşı, Rum tarafı planı reddetti ve çözüm suya düştü. Avrupa Birliği, Ada’da tüm anlaşmazlıklara rağmen ülkeyi tek bir isimle Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB’ye alarak Rum kanadını ödüllendirdi! Üstelik KKTC, “Türk işgali altındaki bölge” olarak uluslararası literatüre geçti! Şimdi tanımadığımız bir ülkenin tanımadığımız karasuları/münhasır ekonomik sahası yüzünden işgalcilikle suçlanıyoruz.

30 ay hapse mahkûmiyet

Batı Trakya Türkleri sorunu da tamamen Türk-Müslüman nefreti örneği. Türk Azınlığı’nın kanaat önderi Dr Sadık Ahmet, “Ben Türk’üm” dediği için 30 ay hapse mahkûm edildi, Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi’ni kurdu. Meclise girmesini önlemek için yüzde 3 barajı çıkarıldı ve önüne her türlü engel kondu. Lozan Antlaşması ile edindikleri hakları hayatı boyunca savunan Sadık Ahmet, bu anlaşmanın imzalanışının 72’nci yıldönümünde, 24 Temmuz 1995’te şaibeli bir şekilde trafik kazasında yaşamını yitirdi.

“Eski Türkiye olmayalım”

48 yıllık ömründe Türk Azınlığın hukuksuz bir şekilde Yunan vatandaşlığından kitlesel olarak çıkarılması, Türkler’e Yunan devlet mekanizması içinde sosyo-kültürel izolasyon politikaları, ayrımcılık gibi sorunlarla mücadele etti. Yunanistan’ın azınlık meselesinde sicili çok kabarık, evet. Ancak 2002 öncesi Türkiye’nin de bu kafatasçı zihniyetten hiçbir farkı yok. 6-7 Eylül’de Rum, Ermeni ve Yahudiler’e karşı Beyoğlu’nda devlet eliyle pogrom yaptıran, Osmanlı Devleti döneminde yüzyıllar boyu korunan Hıristiyan ve Yahudi mezarlarının üzerinden dozerle geçip inşaat sahası açan, Harbiye’deki Ermeni mezarlığının üzerine TRT Radyo binası kuran zihniyetten; kilise ve sinagog inşa eden, gayrimüslim tarihi değerlerini restore ederek koruma altına alan, azınlık haklarının bekçisi olan bir devlete dönüştük. Varsın Yunanistan’da “Ben Batı Trakya Türküyüm” diyenin başı ağrısın, biz doğrudan şaşmayalım, eski kafatasçı günlere dönmeyelim. Rum. Ermeni ve Musevi vatandaşlarımızın haklarını tıpkı Osmanlı Devleti’nin yaptığı gibi korumaya devam edelim. Çünkü bize yakışan budur, bizim farkımız budur.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri